|
ORMANLARIMIZ PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR
Hükümetin Orman Kanununda yaptığı bazı değişiklikler
olmuştur. Bunlardan birisi de 6831 sayılı Orman Kanununa,
4999 Sayılı kanunla getirilen değişikliktir. Bu kanunda
Orman sayılmayan yerler genişletilmiş ve kızılağaçlıklar
ile aşılı kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut
meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve
ağaççıklar; ile örtülü alanlar, orman sayılmayan yerler
olarak tasnif edilmiştir .
Bu Kanun
Devlet Ormanlarının birtakım yandaş kişilere peşkeş
çekilmesi amacı ile çıkarılmıştır. Özellikle çok geniş
alanları kapsayan kızılağaçlıklar bu kanuna dayalı olarak
kesilip talan edilmiş, politik yandaşlara büyük çıkarlar
sağlamak amacına yönelik bir uygulama olduğu için anayasa
mahkemesi tarafından bazı bölümleri iptal edilmiştir..
Ancak kızılağaçlıkların iptali gayet yerinde olmakla
beraber, aşılı kestaneliklerin iptali kanaatimizce yerinde
değildir. Yıllarca vatandaşlar tarafından emek çekilip
aşılanan ve bakımları yapılıp yetiştirilen aşılı
kestaneliklerin vatandaşlara verilmesinde partimizce de
hiçbir sakınca görülmemektedir.
Şu anda
yöremizde Tire Bayındır, Ödemiş ve Kirazda yapılan kadastro
çalışmalarında bu konu ile ilgili önemli problemler
yaşanmaktadır. Bu yörelerde yaygın olarak bulunan ve
yüzyıllardır vatandaşlar tarafından kullanılan , heryıl
budaması ilaçlaması ve bakımları yapılan kestanelikler, o
yörelerde çalışmaya başlayan kadastro komisyonları
tarafından orman vasfında gösterilip vatandaşın elinden
alınmaktadır. Bu durumda vatandaşların haklarını
arayabilecekleri herhangi bir yasal düzenleme de
bulunmamaktadır. Halbuki bu hükümet öncelikle bu yasal
düzenlemeleri yapmış olsa vatandaşın bu kadar üzülmesi ve
sıkıntıya girmesi söz konusu olmayacaktır.
Orman
Bakanlığı ile ilgili olarak bu hükümetin yaptığı en önemli
çalışmalardan birisi de, diğer bütün konularda olduğu gibi
gelir getirmeye yönelik uygulamalardır. Bu anlamda hükümet
Orman kanununun 2/B maddesi ile orman dışına çıkarılmış
alanları satmak suretiyle 25 Milyar Dolar gelir elde etmeyi
planlamış, ancak olaya sadece ve tamamiyle parasal açıdan
baktığı için bu konuyu da yüzüne gözüne bulaştırmıştır.
Halbuki ülke yararları açısından bu konuda yapılabilecek
önemli çalışmalar olduğunu düşünüyoruz.
Bu 2 /B
maddesi öncelikle topluma iyi anlatılmadığı için toplumsal
duyarlılığı yüksek çevrelerce büyük bir tepki toplamıştır.
Bilindiği üzere 2/ B maddesi denilen yerler, 1981 yılından
önce , değişik sebeplerle açılmış ve orman niteliğini
yitirmiş sahaların, orman kadastro komisyonları tarafından
hazine adına Orman dışına çıkarılması ile ortaya çıkan
sahalardır. Şu an için bu sahaların orman ile herhangi bir
ilgisi bulunmamaktadır. Bu sahaların halen büyük bölümü
fakir orman köylüleri tarafından ekilip biçilen, tarla, bağ,
bahçe gibi tarım alanlarıdır. Buraları köylü vatandaşlar
sürmüş imar etmiş, meyvelikler tesis etmek suretiyle
yıllarca emek vermişler ve babadan oğula miras yoluyla
intikal etmiştir. Ancak araziler orman içinde ya da
kenarında kaldığı için, tapularını almak mümkün olamamıştır.
Mevcut durumları göz önüne alınarak orman dışına çıkarılmış,
fakat bu sefer de hazine adına çıkarıldığı için, gene
devletle vatandaş karşı karşıya bırakılmıştır. Bu gibi
sahaların aslında çok cüzi bedellerle köylü vatandaşlara
satılmasında yarar görüyoruz. Ancak bu konuyu da Devleti
hortumlayan soyguncuların, devlete verdikleri zararları
kapatmak amacına yönelik olarak para getirici bir uygulama
şeklinde ele alınırsa elbetteki toplum karşı çıkacaktır.
Makul ve fakir köylünün ödeyebileceği bedeller olduğu
taktirde kimsenin karşı çıkması sözkonusu olmayacaktır.
Bu
sahalardan bir bölümü ise halen üzerinde yüzlerce-binlerce
konutun bulunduğu yerleşim alanı durumundadır. İstanbul ‘da
Sultanbeyli, Antalya’da sahil kesimindeki binlerce konutun
bulunduğu tatil evleri bu kapsamdaki yerlerdir. Bu sahaların
normal olarak bir an önce işgalci şahıslara rayiç bedeli
üzerinden satışının yapılmasında yarar görmekteyiz. Fakat
bunu yaparken şimdiye kadar görülen birçok uygulamada olduğu
gibi, olayın parti ve yandaş menfaatleri açısından ele
alınıp peşkeş çekme durumuna getirilmememsi çok önemlidir.
Hükümetin benzer konularda şimdiye kadar ortaya koyduğu
uygulamalar toplumlumda büyük bir güvensizliğin doğmasına
neden olmuş, bu nedenle de bu uygulamaya karşı olumsuz bir
hava gelişmiştir. Toplum tarafından, güvenilir yönetimlerin
uygulayacağı böyle bir düzenlemeye karşı çıkılmayacağını
düşünüyoruz. Bu konuda asıl yapılması gereken, orman
arazisi, ya da hazine arazilerinin bir takım uyanık, yasa
tanımaz kişilerin işgaline karşı önleyici tedbirlerin
getirilmesidir. Bu tür caydırıcı düzenlemeler yapılmadığı
taktirde, gene ormanlar açılacak, hazine arazileri işgal
edilmeye devam edecek, yasalara uymayı vatandaşlık görevi
olarak düşünen dürüst, namuslu vatandaşlar da bu olaylara
bakıp üzülmeye devam edeceklerdir.
Ormanların
, tarım alanlarını ve yerleşim birimlerini sellerden
koruyan, su kaynaklarının oluşmasını temin eden ve diğer
sayılamayacak kadar faydası olan, ülke geleceği açısından
çok önemli bir konu olduğunu burada uzun uzun anlatmaya
gerek görmüyoruz. Ancak, asıl olan ormanların bir takım yasa
tanımaz kişiler tarafından işgalini önlemek üzere gerekli
yasal düzenlemelerin yapılmasıdır.
İzmir ve
çevresindeki ormancılık sorunları açısından ele alınabilecek
bir konu da, özel ağaçlandırma konusudur. Halen, üzerinde
verimli orman bulunmayan açık alanların ve bozuk orman
alanlarının isteyen şahıslara, ağaçlandırma yapmak kaydı ile
tahsisi mümkün bulunmaktadır. Ancak bu anlamda yöremizde
asıl talep edilen uygulama, bu şekildeki açık alanların aynı
zamanda zeyin ağaçlandırmasına da tahsisidir. Her ne kadar
daha önce bu amaçla bir düzenleme yapılmış ise de, halen
yasal bazı engeller yüzünden durdurulmuştur. Üzerinde
verimli bir bitki örtüsünün bulunmadığı, boş veya bozuk
sahaların, ülke menfaatleri açısından üretime sokulmasında
zaruret vardır. Ekonomisi iflas noktasına gelmiş,
gelirlerinin, zorunlu giderler dışında neredeyse tamamını
borç faizlerine yatırmak zorunda bırakılan bir devletin, bu
şekildeki sahaların üretime açılması amacı ile kaynak
ayırması mümkün değildir. Bu nedenle bu gibi yerlerden
yöremizde, uygun yerlerde, en iyi geliri getirecek olan
zeytin, fıstıkçamı, kestane, badem ve ceviz
ağaçlandırmalarına tahsisi gereklidir. Bu konudaki yasal
düzenlemelerin de vakit geçirmeden yapılması ve vatandaşın
bilgilendirilmesi, hatta teşvik edilmesi uygun olacaktır.
Şükrü Çakır
Orman Yük. Müh.
|