MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

 

ORMANLARIMIZ PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR

 

Hükümetin Orman Kanununda yaptığı bazı değişiklikler olmuştur. Bunlardan birisi de 6831 sayılı Orman Kanununa, 4999 Sayılı kanunla getirilen değişikliktir. Bu kanunda Orman sayılmayan yerler genişletilmiş ve   kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar; ile örtülü alanlar, orman sayılmayan yerler olarak tasnif edilmiştir .

Bu Kanun Devlet Ormanlarının birtakım yandaş kişilere peşkeş çekilmesi amacı ile çıkarılmıştır. Özellikle çok geniş alanları kapsayan kızılağaçlıklar bu kanuna dayalı olarak  kesilip talan edilmiş, politik yandaşlara büyük çıkarlar sağlamak amacına yönelik bir uygulama olduğu için anayasa mahkemesi tarafından bazı bölümleri  iptal edilmiştir.. Ancak  kızılağaçlıkların iptali gayet yerinde olmakla beraber, aşılı kestaneliklerin iptali kanaatimizce yerinde değildir.  Yıllarca vatandaşlar tarafından emek çekilip aşılanan ve bakımları yapılıp yetiştirilen aşılı kestaneliklerin vatandaşlara verilmesinde partimizce de hiçbir sakınca görülmemektedir.

Şu anda yöremizde Tire Bayındır, Ödemiş ve Kirazda yapılan kadastro çalışmalarında bu konu ile ilgili önemli problemler yaşanmaktadır. Bu yörelerde yaygın olarak bulunan ve yüzyıllardır vatandaşlar tarafından kullanılan , heryıl budaması ilaçlaması ve bakımları yapılan kestanelikler, o yörelerde çalışmaya başlayan  kadastro komisyonları tarafından orman vasfında gösterilip vatandaşın elinden alınmaktadır. Bu durumda vatandaşların haklarını arayabilecekleri herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Halbuki bu hükümet öncelikle bu yasal düzenlemeleri yapmış olsa vatandaşın bu kadar üzülmesi ve sıkıntıya girmesi söz konusu olmayacaktır.   

 

Orman Bakanlığı ile ilgili olarak bu hükümetin yaptığı en önemli çalışmalardan birisi de, diğer bütün konularda olduğu gibi gelir getirmeye yönelik uygulamalardır. Bu anlamda hükümet Orman kanununun 2/B maddesi ile orman dışına çıkarılmış alanları satmak suretiyle 25 Milyar Dolar gelir elde etmeyi planlamış, ancak olaya sadece ve tamamiyle parasal açıdan baktığı için bu konuyu da yüzüne gözüne bulaştırmıştır. Halbuki ülke yararları açısından bu konuda yapılabilecek önemli çalışmalar olduğunu düşünüyoruz.

Bu 2 /B maddesi öncelikle topluma iyi anlatılmadığı için  toplumsal duyarlılığı yüksek çevrelerce büyük bir tepki toplamıştır. Bilindiği üzere 2/ B maddesi denilen yerler, 1981 yılından önce , değişik sebeplerle açılmış ve orman niteliğini yitirmiş sahaların, orman kadastro komisyonları tarafından hazine adına Orman dışına çıkarılması ile ortaya çıkan sahalardır. Şu an için bu sahaların orman ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu sahaların halen büyük bölümü fakir orman köylüleri tarafından ekilip biçilen, tarla, bağ, bahçe gibi tarım alanlarıdır. Buraları köylü vatandaşlar sürmüş imar etmiş, meyvelikler tesis etmek suretiyle yıllarca emek vermişler ve babadan oğula  miras yoluyla intikal etmiştir. Ancak araziler orman içinde ya da kenarında kaldığı için, tapularını almak mümkün olamamıştır. Mevcut durumları göz önüne alınarak orman dışına çıkarılmış, fakat bu sefer de hazine adına çıkarıldığı için, gene devletle vatandaş karşı karşıya bırakılmıştır. Bu gibi sahaların aslında çok cüzi bedellerle köylü vatandaşlara satılmasında yarar görüyoruz. Ancak bu konuyu da Devleti hortumlayan  soyguncuların, devlete verdikleri zararları kapatmak amacına yönelik olarak para getirici bir uygulama şeklinde ele alınırsa  elbetteki toplum karşı çıkacaktır. Makul ve fakir köylünün ödeyebileceği bedeller olduğu taktirde kimsenin karşı çıkması sözkonusu olmayacaktır.

Bu sahalardan bir bölümü ise halen üzerinde yüzlerce-binlerce konutun bulunduğu yerleşim alanı durumundadır. İstanbul ‘da  Sultanbeyli, Antalya’da  sahil kesimindeki binlerce konutun bulunduğu tatil evleri bu kapsamdaki yerlerdir. Bu sahaların normal olarak bir an önce işgalci şahıslara rayiç bedeli üzerinden satışının yapılmasında yarar görmekteyiz. Fakat bunu yaparken şimdiye kadar görülen birçok uygulamada olduğu gibi, olayın parti ve yandaş menfaatleri açısından ele alınıp peşkeş çekme durumuna getirilmememsi çok önemlidir. Hükümetin benzer konularda şimdiye kadar ortaya koyduğu uygulamalar toplumlumda büyük bir güvensizliğin doğmasına neden olmuş, bu nedenle de bu uygulamaya karşı olumsuz bir hava gelişmiştir. Toplum tarafından, güvenilir yönetimlerin uygulayacağı böyle bir düzenlemeye karşı çıkılmayacağını düşünüyoruz. Bu konuda asıl yapılması gereken, orman arazisi, ya da hazine arazilerinin bir takım uyanık, yasa tanımaz kişilerin işgaline karşı önleyici tedbirlerin getirilmesidir. Bu tür caydırıcı düzenlemeler yapılmadığı taktirde, gene ormanlar açılacak, hazine arazileri işgal edilmeye devam edecek, yasalara uymayı vatandaşlık görevi olarak düşünen dürüst, namuslu vatandaşlar da bu olaylara bakıp üzülmeye devam edeceklerdir.

Ormanların , tarım alanlarını ve yerleşim birimlerini sellerden koruyan, su kaynaklarının oluşmasını temin eden ve diğer sayılamayacak kadar faydası olan, ülke geleceği açısından çok önemli bir konu olduğunu burada uzun uzun anlatmaya  gerek görmüyoruz. Ancak, asıl olan ormanların bir takım yasa tanımaz kişiler tarafından işgalini önlemek üzere gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır.  

 

İzmir ve çevresindeki ormancılık sorunları açısından ele alınabilecek bir konu da, özel ağaçlandırma konusudur. Halen, üzerinde verimli orman bulunmayan  açık alanların ve bozuk orman alanlarının isteyen şahıslara, ağaçlandırma yapmak kaydı ile tahsisi mümkün  bulunmaktadır. Ancak bu anlamda yöremizde asıl talep edilen uygulama, bu şekildeki açık alanların aynı zamanda zeyin ağaçlandırmasına da tahsisidir. Her ne kadar daha önce bu amaçla bir düzenleme yapılmış ise de, halen yasal bazı engeller yüzünden durdurulmuştur. Üzerinde verimli bir bitki örtüsünün bulunmadığı, boş veya bozuk sahaların, ülke menfaatleri açısından üretime sokulmasında zaruret vardır. Ekonomisi iflas noktasına gelmiş, gelirlerinin, zorunlu giderler dışında neredeyse tamamını borç faizlerine yatırmak zorunda bırakılan bir devletin, bu şekildeki  sahaların üretime açılması  amacı ile kaynak ayırması mümkün değildir. Bu nedenle bu gibi yerlerden yöremizde, uygun yerlerde, en iyi geliri getirecek olan zeytin, fıstıkçamı, kestane, badem ve ceviz  ağaçlandırmalarına tahsisi  gereklidir. Bu konudaki yasal düzenlemelerin de vakit geçirmeden yapılması ve vatandaşın bilgilendirilmesi, hatta teşvik edilmesi uygun olacaktır.

 

 

 

                                       Şükrü Çakır

                                             Orman Yük. Müh.

 

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı