MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ

İZMİR MİLLETVEKİLİ SAYIN AHMET KENAN TANRIKULU

“GÜN GEÇTİKÇE DURUMLARI KÖTÜLEŞEN ÇİFTÇİMİZE SAHİP ÇIKTI”

(27 Ağustos 2008)

 

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu; geçtiğimiz Haziran ayında Kınık, Bergama İlçelerimizde yaşayan çiftçilerimizin taleplerini soru önergesi haline getirerek Tarım ve Köyişleri Bakanı’nın yazılı olarak cevaplamasını istemişti.

Bu talepler arasında yer alan 2007 yılı kütlü pamuk destekleme primlerinin ödenmesi Sayın Tanrıkulu’nun girişimleriyle 25 Haziran 2008 tarihinde ödenmiştir.

Yine çiftçilerimizin talebi olan; Bakırçay Ovası’na yeni bir toprak tahlil laboratuarı kurulmasına yönelik Sayın Tanrıkulu’nun sorusuna; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İzmir’de 6 adet toprak tahlil laboratuarı olduğu ve bunun yeterli olduğu gerekçesini öne sürmüştür. Oysa Bakırçay Ovamız’da üretim yapan çiftçilerimiz bir toprak analizi için 100 km’den fazla yol kat etmek durumunda kalmaktadırlar. Bakanlığın bu konudaki olumsuz tavrını eleştiren Sayın Tanrıkulu konu hakkında;

“Ülkemizin 2007 yılı bütçesinden tarıma ayrılan kaynakların toplamı 5.2 milyar YTL’dir. Bu rakam bütçenin yaklaşık yüzde 2.5’ini GSMH’nin ise yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmaktadır. Üyesi olmayı hedeflediğimiz AB’de, toplam bütçenin yüzde 40’ının tarım desteklerine ayrıldığı düşünülürse, bu oranların yetersizliği ve ülkemiz tarımının nasıl gelişeceği açıkça anlaşılmaktadır.

İktidarın; siyasî bir kriter olarak kullanmakta olduğu destekleme primlerinin gerçek durumunu da, vermiş olduğum yazılı soru önergemle ortaya çıkmasını istemiştim.

Şöyle ki; diğer tarımsal desteklemelerde olduğu gibi mazot ve gübre destekleme primleri çiftçilerimize gerçek anlamda destek olmamaktadır. Daha açık anlatımı ile 1975 yılında 1 kg buğday ile 1.07 litre mazot alınabilirken, bugün 5.32 kg buğdayla ancak 1 litre mazot alınabilmektedir. Mazot fiyatındaki bu gelişme ile birlikte buğdayın toplam üretim maliyeti içinde mazot masrafı oranı da ciddî anlamda yükselmiştir.

Bu dönemde uygulanan mazot desteğinin iki önemli sorunu vardır. Birincisi tarımsal destekler içerisindeki Doğrudan Gelir Desteği (DGD) ödemelerinin oranı düşürülerek, düşen miktar mazot ve gübre desteği olarak ödenmiştir. Yani üreticilere ilave olarak fazladan bir ödeme yapıldığını söylenemez.

Uygulanan mazot desteğinin bir başka boyutu ise tıpkı DGD’de olduğu gibi üretimden bağımsız olmasıdır. Alan ve mülkiyet üzerinden verilen mazot desteği tarımsal girdi desteği değil, olsa olsa sosyal destek ödemesi olarak adlandırılabilir. Doğru olarak uygulanacak mazot desteği üretimle bağlantısı kurulacak ödemeler olabilir.

Bu konuda Türkiye Ziraatçiler Derneği’nin 2007 yılındaki ‘Mazot Raporu’ndan bir örnek vermek istiyorum: Bu rapora göre; üç kez yapılan mazot desteği uygulamasında Buğday esas alınarak yapılan hesaplamada, bir dekar buğday alanı için yapılan mazot desteğinin bir dekar buğday alanı için yapılan mazot masrafını karşılama oranı uygulama yılları için aşağıdaki gibidir;

 

Uygulama Yılları

Destek Miktarı

(YTL/da)

Mazot Desteğinin Yapılan Mazot Masrafını karşılama oranı (%)

Mazot fiyatı

(YTL/lt)

2003

3.9

19

1,398

2005

2.4

10

1,548

2007

2,88

8,4

2,260

Not :Buğday için 15 lt/da mazot tüketimi esas alınmıştır.

 

2002 yılından bu yana yüzde 300’lere varan artışlar gösteren ve üretimin devamı için kullanılması zorunlu olan gübredeki bu artışlar gübre kullanımını dolayısıyla üretimi olumsuz etkileyeceği açıktır. Bugün Türkiye’de yılda ortalama 5 milyon tonun üzerinde kimyasal gübre kullanılmaktadır. Gübre sanayimizin neredeyse yüzde 50’si dışa bağımlı durumdadır.

2007 yılında gübreye verilen 343 milyon YTL’lik destek, çiftçinin gübreye ödeyeceği 2,64 milyar YTL’nin yaklaşık yüzde 14’ünü karşılayabilmiştir. 2008 yılında bu oran daha da azalacaktır.          Bu da gösteriyor ki, çiftçimizin gübre için aldığı destek, ödediği yüzde 18’lik KDV’yi dahi karşılamamaktadır. Verilen destek, çiftçiden KDV ile fazlasıyla geri alınmaktadır. Çünkü çiftçimizin ödediği KDV mahsup edilmemekte ve bu nedenle çiftçimizin üzerinde yük olarak kalmaktadır.

Tarımda en önemli sorun haline gelen yüksek üretim maliyetlerini azaltmak, aşırı fiyat artışından çiftçinin olumsuz etkilenmesini önlemek üzere KDV oranının düşürülmesi, verilecek desteğin artırılarak yoğun olarak kullanıldığı bu günlerde ödenmesi gerekmektedir” diyerek;

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan gelen cevapta yıllar itibariyle ödenen destekleme primlerinin, ödeme yapılan çiftçi sayısı belirtilmeyerek sadece tutarlarının verilmesinin de rakam oyunu olduğunu belirterek, Ülke tarımımızın ve çiftçimizin gün geçtikçe kötüye giden durumu için, acil önlemler alınması gerektiğini ifade etmişlerdir.

 

Yazılı soru önergemize Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından verilen cevap aşağıda bilginize saygıyla sunulmuştur.

 

YAZILI SORU ÖNERGESİ

                                                Önerge Sahibi : Ahmet Kenan TANRIKULU

İzmir Milletvekili

                                                Esas No          :7/4409

SORU 1) Seçim Bölgem İzmir'in Kınık İlçesinde pamuk ekimi yapan çiftçilerimiz; "2007 yılı kütlü pamuk destekleme primlerini" halen alamamışlardır. Çevre illerin bu primi almasına rağmen, çiftçilerimiz bu primlerini neden alamamışlardır; bu gecikmenin sebebi nedir? Kınıklı çiftçilerimiz; "2007 yılı kütlü pamuk destekleme primlerini" hangi tarihte alacaklardır?

CEVAP 1) İzmir'in Kınıklı ilçesine 25.06.2008 tarihi itibarıyla kütlü pamuk destekleme pirimi için 2.326.783 YTL ödeme yapılmıştır.

 

SORU 2) Bugün sayılı toprak ve arazi yapısı itibariyle örnek gösterilen; Bakırçay Ovamız'da toprak tahlil laboratuarı halen kurulmamış, ova yaşayanlarımız mağdur olmaktadır. Bakırçay Ovamız'a hizmet götürecek toprak laboratuarı kurulması yönünde bugüne kadar tarih sırasıyla hangi işlemler yapılmıştır? Bu laboratuar hangi tarihte kurulacak olup, Bakanlığınızın bu konuya ayırdığı ödenek miktarı nedir?

CEVAP 2) İzmir ilinde üçü Bakanlığımıza, diğerleri Tariş, İl Özel İdaresi ve Ziraat Fakültesine ait olmak üzere 6 adet toprak tahlil laboratuarı bulunmaktadır. Söz konusu laboratuvarların kapasitesi İzmir ili için yeterli olup, İzmir ilinde yeni bir laboratuvar kurulmasına gerek bulunmamaktadır.

 

SORU 3) Artan tarım maliyetleri dolayısıyla, sigortalarını yaptıramamış çiftçilerimizin zarar gören mahsullerini telafi edecek bir çalışmanız var mıdır? Bu şekilde yağmur, dolu ve bunun gibi doğal olayların vermiş olduğu zararlar nasıl giderilecektir.-

CEVAP 3) Bakanlar Kurulunca kapsama alınan risklerin sigorta poliçelerinin % 50'si Devlet tarafından karşılanmaktadır. 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu 21 Haziran 2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun 17 inci maddesinde "Uygulama yılında yer alan riskler için tarım sigortası yaptırmayan üreticiler, 2090 sayılı Kanundan yararlanamaz." hükmü ve 13 üncü maddesinde ise "Ürünler, riskler, bölgeler ve işletme ölçekleri itibariyle devlet tarafından sağlanacak prim desteği miktarları, her yıl Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir." denilmektedir.

Bu çerçevede; çeşitli doğal afetlerden ekiliş ve ürünleri zarar gören çiftçilerin zararları, uygulama yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile açıklanan ürün, risk ve bölgeleri sigorta kapsamında ise Tarım Sigortasından, onun dışındaki riskler nedeniyle zarar görmüşse 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanundan karşılanmaktadır.

 

SORU 4) Bugün tarım girdisi olarak kabul gören; mazot, gübre, ilaç, tohum ve bunun gibi malların açıklanan enflasyonun çok üstünde artış göstermesine Bakanlık olarak ne gibi müdahalelerde bulunmaktasınız?

CEVAP 4) Ülkemizdeki kimyevi gübre sektörü hammadde bakımından neredeyse dışa bağımlı durumdadır.

Son yıllarda dünya piyasalarında kimyevi gübre fiyatları büyük alıcı konumunda olan ülkelerin (Hindistan, ABD, Brezilya) talep artışı nedeniyle 2007 yılı Kasım ayından itibaren beklenenin çok daha üzerinde artmıştır.

Çiftçilerimizin kimyevi gübredeki fiyat artışlarından mağdur olmaması için;

·         2005 yılında 271 milyon YTL,

·         2007 yılında 343 milyon YTL

·         2008 yılında da 352 milyon YTL olmak üzere toplam 966 milyon YTL kimyevi gübre destekleme ödemesi yapılmıştır.

Mazot fiyatlarının başlıca artış nedeni dünya ham petrol fiyatlarının artmasıdır.

22 Kasım 2002'de ham petrolün varil fiyatı 23 dolar iken bugün varili 120-130 dolara çıkmıştır.

Çiftçilerimizin mazot fiyatlarındaki artıştan mağdur olmaması için 58. Hükümet döneminde ilk kez mazot desteği verilmeye başlanmıştır. Bu çerçevede çiftçilerimize;

·         2003 yılında 311 milyon YTL,

·         2004 yılında 324 milyon YTL,

·         2005 yılında 407 milyon YTL,

·         2007 yılında 479 milyon YTL ve

·         2008 yılında da 473 milyon YTL olmak üzere toplam 1 milyar 994 milyon YTL mazot desteği ödenmiştir.

Mazot ve kimyevi gübre desteklerine önümüzdeki yıllarda da bütçe imkanları ölçüsünde devam edilmesi planlanmaktadır.

2005 yılından itibaren sertifikalı tohumluk kullanımının yetersiz olduğu bazı türlerde yurtiçinde üretilip sertifikalandırılan tohumlukları kullanan çiftçilere dekar başına destekleme yapılmaktadır. Bugüne kadar 226.068 çiftçiye 18.612.029 da alan için 81.616.778 YTL destek ödenmiştir. Söz konusu destek 2008 yılında da devam edecektir.

 

SORU 5) Verilmekte olan tarımsal ve hayvansal desteklerinizi bu girdilerdeki artışı karşılayabilecek düzeyde, çiftçilerimizin lehine yeniden revize etmeyi düşünüyor musunuz?

CEVAP 5) Destekleme prim miktarları, ödeme zamanı ve ödeme şekli 5488 sayılı sayılı Tarım Kanunu kapsamında, Kanunun 17. maddesi ile belirlenen görevleri yerine getirmek üzere kurulan Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu tarafından, aynı Kanunun "Tarımsal desteklemelerin amacı ve ilkeleri" ile "Tarımsal destekleme programlarının belirlenmesinde, uyulan ilke ve stratejiler" başlıklı maddeleri doğrultusunda belirlenmektedir.

 

                            

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı