MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

MHP İZMİR MİLLETVEKİLİ

SAYIN AHMET KENAN TANRIKULU’NUN

SON EKONOMİK GELİŞMELER İLE İLGİLİ

BASIN BÜLTENİ

 (15 Eylül 2008)

  

“2001 krizi sonrası 57. Hükümet döneminde uygulamaya koyulan ekonomik programın hedefi; büyümenin sürekli kılınması ve enflasyonun aşağıya çekilmesiydi. Nitekim; o dönemde alınan tedbirleri harfiyen uygulayan 58, 59 ve 60’ıncı Hükümetler bunu kendi başarıları gibi göstermeye çalışsalar da, esasen 57’nci Hükümet döneminde alınan bu olumlu tedbirlerin, o döneme ait olduğu tüm piyasaların malûmudur.

O dönem uygulamaya koyulan ekonomik tedbirlerin devamı olan yapısal ve sosyal reformları gerçekleştiremeyen iktidar, IMF ile anlaşmanın sona ermesinden sonra hâlâ bu konuda ne yapacağına karar verememiş olup, ülke ekonomisinin karar vericilerindeki çok başlılık ve ayrı fikir ve söylemler devam etmektedir. Tabiatıyla bu durum ekonomimizi bir açmaza doğru sürüklemektedir.

2008 yılından geriye doğru ekonomimizdeki gelişmelere kısaca göz attığımızda ise; 

Düşürüldüğü iddiasıyla övünülen borç stokunda gerçekler iddia edildiğinden oldukça farklıdır. Geçtiğimiz yıl toplam kamu borç stoku 2002’ye kıyasla %38 oranında, toplam net dış borç stoku ise %90 düzeyinde artmıştır. 2007 yılında merkezi yönetim iç borç stoku  2002’ye kıyasla % 70,3 yükselmiştir. Yani iddia edildiğinin aksine, hem oran olarak, hem de miktar olarak borç stoku artış göstermiştir.

Son beş yıllık dönemde ihracat büyük oranda artmıştır, doğrudur. Ancak, ithalatta %230 ve dış ticaret açığında ise %306 oranında çok daha büyük artış yaşanmıştır.

Geçtiğimiz yıllarda ülkemiz, döviz fiyatının düşük seyretmesi sonucunda; ucuz ve kalitesiz ara malların pazarı olmuş, yerli üreticimiz bu durumla rekabet edemeyerek iş yerlerini kapatma aşamasına gelmiştir.

Artan ithalat ise; aynı zamanda cari işlemler açığını GSYİH’nın %6’sına yaklaştırarak finansal piyasalarda kırılganlığı arttırmıştır.

Gelir dağılımı bozulmuş, rant sağlayanların milli gelirden aldığı pay artmış, işçinin, memurun, emeklinin özetle ücretlinin millî gelirden aldığı pay azalmış, milletin efendisi olan köylü ve çiftçi ise var olma savaşı içine düşmüştür.

Türkiye bu iktidar döneminde “düşük kur-yüksek faiz” politikasıyla yurtdışına Cumhuriyet tarihinde görülmemiş miktarda kaynak aktararak borçlandırılıp, sanal ortamda zenginleştirilirken, gerçekte fakirleşen, diğer taraftan da küresel sermayenin sıcak para cenneti olan bir ülke haline getirilmiştir.

Geçtiğimiz günlerde İSO tarafından “Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu” Çalışmasının 2007 yılı sonuçları bizlere göstermektedir ki; firma kârlarının sınâi bir faaliyetten değil, sanal bir kârlılık olduğudur. Yani şirketler, ucuz dövizle kambiyo kârı da diyebileceğimiz kazançlar elde etmişlerdir. Sanayide kârlılık artarken, üretimde, katma değerde, satışlarda ve istihdamda çarpıcı bir büyüme olmamıştır.

Türkiye ekonomisi bu iktidar döneminde; neredeyse ekonominin tamamını tasfiye eden rekor seviyede sıcak para hacmi, rekor seviyede cari açık, yine rekor seviyede yüksek iç-dış borç stoku ve artan işsizler ordusu ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Millî Gelir; sıcak paraya dayalı dış kaynak girişi ile orantılı olan, arttığında artan, azaldığında ise azalan; diğer taraftan ise sıcak paranın çıkış ihtimalinin ise ekonomi üzerinde sürekli bir tehdit oluşturduğu ekonomik bir yapılanma neticesinde, milli iradenin uluslararası sermaye tekellerinin ve spekülatörlerinin müdahalelerine bağımlı hale getirildiği bir yapıya dönüştürülmüştür.

Geçtiğimiz beş yıl boyunca, özellikle uluslararası konjonktürün etkisiyle ve yurtdışı kaynakların finansmanıyla sağlanan göreceli ekonomik büyüme bir vakıadır. Ancak, 2007 yılına ait %4,5’e gerileyen büyüme rakamı ve 2008’in ikinci çeyreği bu sürecin sona erdiğini ispat etmektedir.

Bu sonuçla 2007 yılında büyümede bir önceki yıla göre %34,7 oranında düşüş yaşanmış, böylelikle son beş yılın en düşük rakamı ortaya çıkmıştır.

Bugün sorunları gün geçtikçe kartopu gibi büyüyen ve rekabet gücünü yitirmiş ancak kendi özverileriyle ayakta durmaya çalışan sanayicimizin, esnafımızın taleplerine halen duyarsızlık gösterilmekte, icraat yerine, laf üretilmektedir.

Ülkemiz bugünlerin bedelini ödemeye başladığında belki de bugünkü iktidar olmayacaktır.

Bu yüzden; bu bedelin daha da ağırlaşmaması için, bugünden gerekli tedbirler acilen alınmalı, artık laf üretmek bir kenara bırakılmalıdır”

 

Basın yayın kuruluşlarımızın bilgisine saygıyla sunulur.

 

 

                            

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı