MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ İZMİR MİLLETVEKİLİ

SAYIN AHMET KENAN TANRIKULU

“253 SIRA SAYILI KAMU İHALE KANUNU İLE KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİ KANUNUNDA

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE

KAMU İHALELERİNİN ŞEFFAFLIKTAN UZAKLAŞTIRILDIĞINI SÖYLEDİ”

(14 Kasım 2008)
 

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Kenan TANRIKULU; “253 sıra sayılı Kamu İhale Kanunu İle Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın geneli üzerine 13 Kasım 2008, Perşembe günü TBMM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapmışlardır.

Sayın Tanrıkulu’nun; konuşmasının önemli satırbaşları aşağıda bilginize değerlendirmeniz dileğiyle saygılarımızla sunulmuştur.

“2002 yılında 57’nci Hükümet döneminde çıkarılan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda; Kamu İhale Kurumu’nun kuruluş sürecinin tamamlanması ile ikincil mevzuatın hazırlanması için 2002 yılı sonuna kadar süre koyulmuş ve uygulamaya ilişkin hükümlerin 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Ancak AKP’nin 2002 yılı sonunda iktidar olmasıyla; başa gelen Hükümet, son güne kadar Kanunun yürürlük tarihini ertelemeyi tartışmış ve kamuoyu bu süreci yakından takip etmiştir.

İktidar tarafından; 2003 yılından bu güne kadar tam 15 kez, 4734 sayılı kanunda değişiklik yapılmıştır. İlgili-ilgisiz her Kanun görüşmesinde; ya, 4734 sayılı kanuna istisna maddesi koyulmuş; ya da, kapsamında kısıtlamaya gidilmiştir. Veya bazı kurum ve kuruluşların Kanunlarında 4734 sayılı kanuna tabi olunmadığına ilişkin hükümler konulmuştur. Esas olarak; bu süreçte, uygulamayı yönlendirme ve yaşanan sorunları gidermeye yönelik olan ve gerçekten ihtiyaç duyulan düzenlemelerden imtina edilerek; bir nevi, bütün tarafların 4734 sayılı kanundan şikâyetçi olması amaçlanarak, Kamu İhale Kurumu’nun önü tıkanmıştır.

Elbette, önemli yapısal değişiklik getiren ve kamu alımlarını düzenleyen bir kanuna, ilk uygulama yıllarında edinilen tecrübeler ışığında; gelişen ihtiyaçlara uygun yeni hükümler koyulabilir veya revizyona gidilebilir. Görüşmekte olduğumuz Tasarı’da da, ihtiyaca cevap verecek bazı düzenlemeler bulunmaktadır. Bunlara komisyon çalışmaları sırasında da muhalefet etmedik. Ancak tasarıda; sadece bu değişiklikler olmayıp, tabiri caiz ise “araya sıkıştırılan” bazı değişiklikleri de kabul etmemiz mümkün değildir.

Bu değişikliklere dikkat edildiğinde; iktidarın, 4734 sayılı Kanun ve Kurum’un denetiminden kaçmak için ne kadar çaba sarfettiği apaçık görülmektedir. Eğer iktidarın Kurum’daki bu bitmek, tükenmek bilmeyen düzenlemelerinin sebeplerine bakacak olursak; 

Bu gün itibariyle 10 kişiden oluşan Kamu İhale Kurulu’nun, başkanı dahil 6 üyesi ilgili Bakanlıkların (Maliye: 1 başkan, 1 üye toplam 2, Bayındırlık:3, Hazine:1 kişi) önerisi ile atanmıştır. Yani, Kurulun karar alma çoğunluğu, AKP Hükümetleri döneminde atanan üyelerden oluşmaktadır. Diğer dördü TOBB, TİSK, Sayıştay ve Danıştay temsilcilerinden oluşmaktadır. Bir nevi ihtisas kurumu olan Kamu İhale Kurumunun, yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre yaptığı incelemeler ve Kurulca alınan kararlar, esası itibariyle hukukî gerekçeye muhtaç olup, Kurulun takdir yetkisi kısıtlıdır. Dolayısıyla, Kurum ve Kurul yönetimi tamamen AKP iktidarı zamanında oluşturulmuş olsa dahi, iktidarın taleplerinin Kurum tarafından karşılanması mümkün değildir. Kurul üyelerinin çoğunluğu AKP iktidarı dönemlerinde ilgili Bakanlıkların önerisiyle atanmasına rağmen, AKP iktidarı Kurum’dan halen rahatsızdır.

Çünkü incelemeyi yapan organ Kurum ve karar alan organ olarak yapılandırılan Kurulda görevli bürokratların sorumluluk algıları ve hukuka bağlılıkları, iktidar ve yandaşlarının beklentilerini karşılamaya engel olmaktadır. 

Bu nedenle iktidar, kendince bir tedbir almakta ve bu gün görüşmekte olduğumuz tasarı ile Kurum’un yetkilerini kısıtlama yoluna gitmektedir.

Ancak hakkı teslim edilmelidir ki, yolsuzlukla mücadele kapsamında; ihalelerde şeffaflık, eşit muamele ve tarafsızlığın sağlanması amacıyla bağımsız bir Kurum teşekkül ettirilmesini sağlayan 57’nci Hükümettir. 57’nci Hükümet’in bu yaklaşımıyla; siyasal iktidarların müdahaleleri kısıtlanmış, ihaleleri yapan idarelerin keyfi uygulamaları ortadan kaldırılmış, hakkı zayi olanın tarafsız ve bağımsız bir idari otorite nezdinde hak aramasına imkân tanınmıştır.

Tasarıyla; vatandaşımızın en temel hak arama yolu olan şikâyet hakkının önüne yüksek başvuru bedelleri koyulmak suretiyle şikâyete, dolayısıyla da ihalelerde Kurum’un devreye girmesine engel olunmak istenmektedir.

Tasarıyla, öncelikle “hakkım zayi oldu” deyip Kurum’a başvurmak isteyenlerin, yatırması gereken ücretler artırılmakta ve öyle bir kademeli ücret sistemi belirlenmektedir ki; sanki şikâyetçilerden bulmaca çözmesi istenmektedir. Kurumun kararlarına itiraz için idare mahkemesine başvuru masrafı azami 100-150 YTL iken, tasarıyla neden bu başvuru bedeli kademeli olarak 1.000 YTL’den 10.000 YTL ‘ye kadar yükseltilmektedir?

 

Bugüne kadar Kurum; herhangi bir ihale ile ilgili kamuoyuna yansıyan usulsüzlük veya yolsuzluk iddiaları ve yazılı başvurularda yer alan iddialar hakkında ilk incelemeyi yaparak gerekli görülmesi halinde -tarafların hak arama başvurusu olmadan da- kamu adına re’sen inceleme başlatabiliyordu. Nitekim; Kurum bugüne kadar yaptığı incelemelerde sadece taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları hakkında karar almamış, gerekli gördüğü hallerde tespit ettiği mevzuata aykırılıklarla ilgili olarak idari denetim birimlerine veya cumhuriyet savcılıklarına da bildirimlerde bulunmuştur.

Kurum’a re’sen inceleme yetkisi tanıyan bu hüküm görüşmekte olduğumuz tasarıyla kaldırıldığında; herhangi bir ihalede usulsüzlük olduğu iddialarıyla yer yerinden oynasa, yolsuzluk/usulsüzlük iddialarını sağır sultan dahi duysa, Kurum duyamayacak, göremeyecek ve inceleme yapamayacaktır.

 

Kurum’un mevcut iş yükünün azaltılması gibi gerekçeler, bu düzenlemelere mazeret olamaz. Şayet Kurum kadrosu, mevcut iş yükünü kaldırmaya müsait değilse, bu eksikliği giderecek düzenlemelere gidilmelidir. Bu itibarla; Kurum’un inceleme yetkisini daraltmak yerine, yetki karmaşasını ortadan kaldırmak ve uygulamada ortaya çıkan sorunları giderecek düzenlemeler yapılmalıdır.

 

57’nci Hükümet döneminde, devletimizin her kademesinde sağlanan şeffaflığa, bundan sonraki günlerde tekrar kavuşabilmemiz ümidiyle tekrar hepinize saygılarımı sunuyorum.

 

 

 

                            

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı