Ana Sayfa    
 


DERVİŞOĞLU : "Yerine getirdiğimiz bir insani sorumluluk ve görevdir. Tüm İzmir halkını kan vermeye davet ediyorum."

18 Mayıs 2010.

 

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığınca düzenlenen kan bağışı kampanyasına İl Başkanı Müsavat DERVİŞOĞLU ve Yönetim Kurulu Üyelerine MHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Oktay Vural’da katıldı.

MHP İzmir İl Başkanlığınca düzenlenen kampanyada İl Başkanı Müsavat Dervişoğlu "İl Başkanlığımızın ilçe teşkilatlarımızın katkılarıyla yapılmış 5.nci kampanyamız. Sadece il teşkilatımız değil ilçe teşkilatlarımızda benzer kampanyaları yaptılar. Bunu önemsiyoruz. Cazip hale gelmesi içinde katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bir damla kanın hayat kurtardığı, bir kişinin verdiği kan ile 3 kişinin hayatının kurtulduğu böylesine önemli bir hizmetin yerine getirilmesi noktasında hem insani sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz, hem de toplumun diğer kesimlerine örnek olmaya çalışıyoruz. İnancımız odur ki faydalı bir hizmete katkı sağlıyoruz. Bu alanda yapılan hizmetlerin çok fazla istismar edilmesinden yana değilim. Yerine getirdiğimiz bir insani sorumluluk ve görevdir. Tüm İzmir halkını kan vermeye davet ediyorum." dedi.

İl Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun konuşmasının ardından MHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Oktay Vural basın mensuplarının gündem ile ilgili sorularını yanıtladı.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığına aday olmasına ilişkin gelen soruya Vural, "Her şeyden önce Sayın Kılıçdaroğluna hayırlı olsun diyorum. Tabi bu CHP’nin Büyük Kurultay Delegelerinin bir takdiridir. Takdir edersiniz ki bu kadar köklü bir partinin kendi alacağı kararı beklemek gerekiyor. Bu bakımdan bunun üzerinden yorum yapmak, siyaset üretmek doğru değil. Kurultaydan sonraki gelişmeleri takip ederek yeni yönetim anlayışı ve siyaset arenasında rekabet edeceğimiz ortam oluştuğu zaman bu konuda Cumhuriyet Halk Partisini muhatap alarak söyleyeceklerimiz elbette olacaktır ama öncelikle yapılacak kurultayları hayırlı olsun. Türkiye’nin en köklü partisi, bizde ikinci köklü partisiyiz. Dolayısıyla bu köklü partinin kurultay delegeleri kendi iradeleriyle bir Genel Başkan ve yönetim değerlendirmesini yapacaktır. Bize düşen görev bu süreci beklemektir. Ben bu tür süreçlerin içine dışarıdaki partilerin yorum yapmasını doğru bulmuyorum. Çok yanlış bulduğumu ifade etmek isterim. Dolayısıyla her işe burnunu sokmak isteyen hükümetin, AKP’nin de bu gibi konularda ön plana çıkıp bunlarla ilgili hala bir takım değerlendirmeler yapmasını da doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum." dedi.

Seçim sonrası gündeme getirilen senaryolar hakkındaki görüşleri sorulan Vural, "Şimdi her şeyden önce MHP kendi programını tek başına yürütme iddiasında yetki talebinde bulunan bir siyasi parti. Dolayısıyla önümüzdeki bir yıl içerisinde gelişmeler doğrultusunda MHP’nin hedefi sandıktan 1.nci parti ve Tek Başına İktidarı çıkartmaktır. Takdir edersiniz ki sandığa girip çıkmadan bu konularda yorum yapmak doğru değildir. Önce sandıktan çıkmak lazım. Milletin iradesini bugünden bu şekilde maniple etmek ve yönlendirmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Ve bütün bunlarla ilgili bütün siyasi partilerle kurumsal manada ilişkilerimiz olur. Dolayısıyla bu meselelerin şahıslarla indirgenmesi doğru değildir. İnşallah MHP olarak bundan sonraki dönemde Tek Başına MHP iktidarı yani 61.nci hükümetin Sayın Bahçeli Hükümeti olması için gayret sarf edeceğiz. Amacımız, hedefimiz, projelerimiz ve çalışmalarımız buna göre. Şu anda 07 Ocak 2010 tarihinden itibaren MYK olarak AKP’den kurtuluş gününün başlangıcı seçtik. Ve 07 Kasım 2010’da da seçim önermiştik. MHP olarak 07 Ocak’tan bu yana Türkiye’nin her yerinde bütün teşkilatlarımız, Başkanlık Divanı Üyelerimiz ve Milletvekillerimiz AKP tarafından yapılanların yanlış olduğuna ilişkin görüş ve düşüncelerini paylaşıyor. Biz Tek Başına İktidar için çalışmalarımızı hızlandırdık, devam edeceğiz. İnşallah bizim beklentimiz ve umudumuz odur ki bundan sonraki seçimlerde AKP’nin tek başına hükümetinden sonra MHP’nin tek başına hükümeti olacaktır. Buna göre çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Mesajımızda budur, arzumuzda budur, isteğimizde budur. Dolayısıyla bugünden itibaren bir takım koalisyonları dile getirmek, bunlar Türk Siyasetine fayda sağlayacak hususlar değildir. Önemli olan Partilerin programlarıyla halkın huzuruna çıkmasıdır. Ve ben inanıyorum ki özellikle Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün bu kadar sıkıntı içerisinde olduğu, Cumhuriyetle hesaplaşmanın olduğu, bin yılık kardeşliği yaşayıp yaşatmanın giderek zorlaştığı bir ortamda Milliyetçi Hareket Partisi çok güvenilir bir liman. Emin bir liman. Dolayısıyla selametle gemimizi sıkıntılardan kurtarabilecek bir hareket olarak, zannederim Türkiye’nin bu çalkantılı bir siyaset anlayışının içerisinde, dimdik istikrarlı bir parti olarak Türkiye’nin umudu olacağına inanıyorum." diye konuştu.

Oktay Vural, Başbakan Erdoğan'ın ''ruh üçüzü'' benzetmesiyle ilgili soru üzerine şu ifadeleri söyledi:

"İmralı ile birlikte yol arkadaşlığı yapan, açılım eşbaşkanlığı yapan Başbakanın kimlerle ruh ikizi olduğu açıkça ortada. Yani Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olanların kimlerle ruh ikizi olduğu gayet açık. Bence Sayın Başbakan Washington, Erivan, Erbil’de tasarlanmış tüp bebeğin ruh üçüzüdür. O bakımdan tüm bu politikalar bunu gösteriyor açıkçası. Başbakana da yakışıyor doğrusu. Hem Erivan, hem Erbil, hem Washington politikalarını bu kadar içine hazmetmiş birisine doğrusu bunlarla ruh üçüzü nitelendirmesini yapmak bence Sayın Başbakanın politikalarına ve duruşuna yakışıyor. İyi bir benzetme olur diye düşünüyorum."

"Birde Sayın Başbakan özellikle son dönemlerde Şehitlerimizin cenaze törenlerine milletimizin katılmasından rahatsızlık duymuş olacak ki eleştiriyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanının bu Milletin Şehit cenazelerine katılarak orada birlik ve beraberlik görüntüsü vermesinden niye rahatsız olur bilmiyorum. Yani Düşmana açıkçası korku salması gereken birlik ve bütünlük Başbakana korku salmıştır. Doğrusu Başbakanın kalkıp orada bu mücadeleyi Millet ile birlikte kazanacağımıza göre milletin terörü kınamasından niye rahatsız oluyor. O cenazelerde o milletimizin kalkıp "Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez” demesinden niye rahatsız. Yani Şehitler Ölmez diyen bizim dinimizin emri. Bu vatan bölünmeyecek de milletimizin iradesi. Sayın Başbakan dinimizin emri ve milletimizin iradesinden niye bu kadar rahatsız, niye eleştiriyor bilemiyorum. Haburdaki görüntülere umut tablosudur diyen Başbakanı Şehit Cenazelerine Milletimizin katılmasından dolayı rahatsızlık duymasını gerçekten kan üzerinden yürüttüğü bir siyasetin yansıması gördüğümü paylaşmak isterim. Milliyetçi Hareket Partisi olarak özellikle son dönemlerde bu açılım üzerinde açıkçası PKK terör örgütüyle yapılan müzakerelerin terör örgütünü nasıl cesaretlendirdiğini ortaya koyması bakımından kime yaradığını ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Ve TBMM olarak biz Hükümete PKK Terör örgütünü bertaraf etmesi amacıyla sınır ötesi operasyon yetkisi verdik. Bugün maalesef Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sınır ötesi operasyon yetkisini kullanacak bir siyasi iradeden mahrum. Türkiye’de siyasi çözüm arayışları içerisinde terör örgütünü cesaretlendirenler maalesef terörle mücadele edenlerin mücadele azmini kırmakla meşguldürler. Özellikle bu son dönemlerde açıkçası bu İmralıyla girdikleri ilişki modeli, İmralıyla yaptıkları bu müzakereler açıkçası Türkiye’yi çok sıkıntılı günlere doğru götürdüğünü ve kan üzerinden siyaseti ve çözüm arayışlarını gündeme taşıyarak Türkiye’yi tehdit eden bir ortama doğru sürüklediğini ifade etmek istiyorum. O bakımdan bu son dönemlerdeki Şehit cenazeleri, terörün artması konjoktürel değildir. Bu son derece yanlış bir değerlendirmedir. Bu doğrudan doğruya PKK terör örgütü ile yapılan müzakere sürecinde bunu üzerinden açılım pazarlaması isteyenlerin oynadıkları oyunun bir neticesidir. O bakımdan bu süreci dikkatli takip etmek gerekir. Ben ruh üçüzü derken Washington ve Erbili de ifade etmiştim. Dolayısıyla bu ruh üçüzü politikaların Türkiye’yi hangi noktalara doğru götürdüğünü bu Şehit cenazeleri ortaya koymaktadır."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İzmir ziyareti sırasında İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik eleştirilerini Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun, ''Başbakan'ın takdiridir'' diye değerlendirmesine ilişkin olarak:

"İzmir ile ilgili Sayın İl Başkanımız söyledi. Başbakan gelmiş ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da Başbakanın takdiridir diye bir cevap vermiş Sayın Başbakanın ifadelerine. İzmir Büyükşehir belediye Başkanı her şeyden önce eğer bugüne kadar AKP İzmir’e hangi yatırımı yaptı. Bunu soran yoksa bunun takdiri olarak kabul ediliyorsa doğrusu Milliyetçi Hareket Partisi olarak İzmir’e üvey evlat gibi bakan bu zihniyeti biz takdir etmenin mümkün olmadığını ifade etmek istiyorum. İzmir böyle bir takdir hak etmiyor. İzmir’de bugün Metro durmuştur. İzmir’de ulaşım problemleri devam etmektedir. İzmir’in suyla ilgili sulama ile ilgili sıkıntıları devam etmektedir. Ve merkezi yönetim özellikle bu konularla ilgili ki İzmir’e yapılan yatırımlar konusunda şaşı bakmaktadır. Ben Sayın Başbakanın bu takdirini İzmir’e layık görmüyorum. Ve bunun takdir olarak değerlendirilmesini İzmir’e hakaret olarak görüyorum. İzmirliler bunu hak etmiyor. İzmirliler verdiği verginin karşılığını almamaktadır. Dolayısıyla İzmirliler yatırım açısından geriye gitmiştir. Merkezi yönetim yatırımları geriye gitmiştir. Maalesef İzmir’de yereldeki bu yatırımlar Merkezi yönetim ve Yerel yönetim arasındaki çekişmeden dolayı akamete uğradığına şahit oluyoruz. Bugün İzmir maalesef AKP’nin üvey evlat muamelesine maruz bırakılmaktadır. Bu takdir edilecek bir davranış değildir. Ben Sayın Başbakanın İzmir’e bakış açısını takdir etmiyorum." dedi. 

 

    

.

 
Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı © 2009 Tüm Hakları Saklıdır.

Fevzi Paşa Bulvarı Simsaroğlu 2 İşhanı Kat 5-6 Çankaya/İZMİR
Telefon :+90-232-441 0 MHP          Fax: +90-232-445 68 69