MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

 

“YAPTIKLARI YAPACAKLARININ TEMİNATIDIR”

 

Bu Coğrafyada yaşayanların ortak ve en tehlikeli alışkanlığıdır

aslında “kanıksamak, alışmak, alışmaya çalışmak ya da normal karşılamak”… Son dönemde parlementoyu işgal eden ve çoğulcu demokrasi nedir?, çoğunlukçu demokrasi nedir? gibi kavramlardan bihaber olan ve tüm ülkeyi “Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur.” tarzı bir yaklaşımla idare ettiğini sanan mevcut Hükümetin Adalet Sistemi ve Yasalar üzerindeki gizli kapaklı oyunlarına da bağışıklık kazanmaya başlayan insanımızın titreyip kendine gelme zamanı geldi de geçiyor bile… Çünkü, adalet terazisi şaşmış, hukuk sistemi olmayan bir ülkenin en temel yapı taşlarından biri eksik olarak daha fazla hüküm süremeyeceğini bilmek ve anlamak gerekiyor artık.

 

AKP iktidarı süresince, Adalet mekanizmamızın ve Anayasa başta

olmak üzere, yasalar, tüzükler, yönetmeliklerden oluşan Hukuk Sistemimizin nasıl tahrifata ve tahribata uğratıldığını, planlı ve sistematik bir çalışma ile nasıl hukuksuz ve adaletsiz bir ülke haline geldiğimizi, irili ufaklı örneklerle hepimiz bir şekilde biliyoruz. Son zamanlarda TBMM’de meydana gelen ve yoğun gündem maddeleri arasında bazen de gözden kaçıveren bazı önemli noktalar da var ki, sonuçlarına ilişkin tehlikeleri itibariyle itinayla tetkik edilmesi gerekmektedir.

 

Örneğin; iktidar partisi tarafından hazırlanıp Kanun Tasarısı olarak

TBMM Adalet Komisyonuna gönderilen ve halkımızın tepkisi ile geri çekilerek yasalaşması mümkün olmamış, tabiri caizse bir “suça teşvik yasası” tasarısından bahsetmek gerekiyor. Zaten, iktidarı devraldığı günden itibaren sürekli halkın zararına ve içli dışlı oldukları bir çok yabancı unsurlar ile kendi yandaşları yararına Hukuk Sistemi üzerinde tahrifat ve tahribat yapan bu iktidar, halihazırda; tüm Ceza Yasasını, Ceza Muhakemeleri Yasasını ve buna bağlı olarak da Ceza İnfaz Yasasını değiştirerek, bir çok suçun cezasız kalmasını ya da önceki kanun’dan daha hafif cezalara tabi olmasını sağlayarak, ülkeyi bir suç ve suçlu cenneti haline getirmiştir. Bunun doğal sonucu olarak da, asayiş ve huzur kalmamış, insanlarımız bırakınız sokakta rahatça yürümeyi, evlerinde bile güvende hissetmemeye başlamış, hakkını savunmak isteyen kendi bileğine güvenmek zorunda kalmaya başlamış, polis ve jandarmanın tüm kolluk yetkileri ellerinden alınmış, dünyanın hiçbir yerinde olmamasına rağmen tüm sorumluluk savcılarımızın sırtına yüklenmiş, hırsızlık, kapkaç, gasp,cinayet ve uyuşturucu suçlarından göz gözü görmez olmuş, kim ne yaparsa yanına kar kalır bir şekilde Adalet Mekanizması çökertilmiş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz bir yangın yerine dönmüş, terör suçları ve adi suçlar da dahil olmak üzere suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş olanlar kendilerini Adliyeye getiren polis memurlarından bile önce Adliye kapısından sırıtarak çıkmaya başlamış, aile içi şiddet, mafya hesaplaşmaları, komşunun komşusunu infazı gibi terimler, engin alışıverme yeteneğimiz sayesinde hemen literatürümüze girivermiştir.

 

 

 

Memleketin bu ahval ve şeraitini de yeterli görmeyen İktidar Partisi

şimdi de; yeni bir takım yasa tasarılarını da gizlice Meclis gündemine taşımıştır. Bunlardan biri; yukarıda da ifade ettiğimiz gibi; birden çok evlilik, taciz, çocukla cinsel ilişki gibi suçlara kamu davası açılmasını 5 yıl süreyle erteleyen yasa teklifidir.  Birden çok evlilik, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, çevrenin kasten kirletilmesi, din hizmetlerini kötüye kullanma" gibi 87 suç türünde kamu davasını 5 yıl süreyle erteleyen yasa teklifi; "uzlaştırma, kamu davasının ertelenmesi ve hükmün ertelenmesi" gibi hukuk sistemimize yabancı hatta yabancı hukuk sistemlerine bile yabancı bir çok hususu da içermektedir. Bu haliyle; en özet anlatımla, nitelikli hırsızlık da, vergi suçları da dahil olmak üzere  bir çok suça ve suçluya örtülü bir şekilde af çıkartılmaya çalışılmaktadır. Yasa Tasarısının Meclisten geçmesi halinde ise; kamu davası veya ceza hükmü ertelenen sanıkların sicil kaydı bozulmayacak, Milletvekili seçilmeye engel bir suçtan soruşturma geçirenler de aday olabilecek,  Savcı; eşine dayak attığı için hakkında fezleke bulunan AKP Konya Milletvekili Halil Ürün'le ilgili davayı da erteleyebilecek,  Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenen "sahte belge kullanmak" suçlamasıyla hakkında fezleke düzenlenen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın davasında da mahkeme hüküm vermeyi erteleyebilecektir. Bunun adı; İktidar Partisinin yandaşlarına gizli af çıkarılması değildir de nedir?

 

İktidarın bundan başka marifetleri ve başka Ali Cengiz oyunları da

vardır elbette... Örneğin; en güncel haliyle;  yeni “Vakıflar Yasa Tasarısı”… AB 6. Uyum Yasaları çercevesinde 19 Haziran 2003 tarihinde Vakıflar Yasası'nda değişikliğe gidilmiş ve cemaat vakıflarının tasarrufları altında bulunduğu belirlenen taşınmaz malların vakıf adına tescili için yapılacak başvurular bakımından öngörülen 6 aylık süre 18 aya çıkarılmıştır. TBMM Adalet Komisyonunda tartışılmakta ve Kasım ayında Meclise gelmesi beklenen yeni tasarıda ise; yabancıların mal edinmesinin önünde hiçbir sınırlama olmayacağını, bununla ferdi güç olmaktan çıkıp cemaat gücünü arkasına alan vakıfların hiçbir sınırlama olmadan mülk edinmesi ve ticaret yapmasının mümkün olacağını ortaya konmaktadır.

 

Bu tasarıyla, Büyükada'yı bağışlamak, Gökçeada'yı kaybetmek,

Ayasofya'yı camii değil ama kilise yaptırma tehlikesi, Anadolu'nun her köşesindeki Aziz Paul, Aziz Pier adını taşıyan kiliseler için talep hakkı doğması mümkün kılınmaktadır. Atatürk'ün bu konuda iyi bir düzenleme yaptığı, o tarihte tüzel kişilik kazandırmak amacıyla bir takım cemaatlerin mallarıyla ilgili beyanname istendiği, ve Türkiye'de 161 cemaat vakfı bulunduğu bilinmektedir. Ancak bu tasarı ile yabancılar;Türkiye'de vakıf kurabilecek, Türkiye'de kurulan vakıfların yönetimlerinde görev alabilecek, Vakıflar, hiçbir makamın izni gerekmeden mal alabilecek, malları üzerinde tasarrufta bulunabilecektir. Bu konuyla ilgili olarak kimlerin sevinip ümitlendiği noktasında ise, ilginç bir isim karşımıza çıkmaktadır. Kerametinin nerelerden menkul olduğunu herkesin bildiği Hrant Dink isimli şahsiyet; yeni Vakıflar Yasası'nı kabul eden Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) üyelerinin Avrupa Birliği (AB) yolunda önemli bir adım attığını belirtmiş, "Azınlıkların bugüne kadar ellerinden alınmış hakkını iade ettikleri için vekillere teşekkür ederim.” Beyanatını vermiştir.

 

Daha da ilginç olan husus; Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in

verdiği önergeyle, "Bu kanunun uygulanmasında milletlerarası mütekabiliyet ilkesi saklıdır"; tasarının 5. maddesine ise yine önergeyle "Yabancılar Türkiye'de fiili ve hukuki mütekabiliyet esasına göre yeni vakıf kurabilir" hükümlerinin eklenmesidir.  Avrupadaki herhangi bir ülkeye turist vizesi alınabilmesi dahi son derece zor iken, ülkemiz insanlarına yapılabilecek en kötü şaka niteliğindeki mütekabiliyet kriterinin öne sürülmesi, hatta bunun Devletin en tepedeki noktalarını işgal edenlerden biri olan bir Bakan tarafından ortaya konması da tek kelimeyle ayıptır. Daha da ötesi; aynı Bakan’ın, Adalet Komisyonu görüşmelerinde saklıdır; “…Onların olmayan hiçbir şeyi vermiyoruz…''  diyen ve ayrıca “…Bir yanlışlık yapılmış ve bunu düzeltiyoruz ve bu da Türkiye Cumhuriyeti'nin yüceliğini gösterir. Türk vatandaşlarının böyle bir sorunu olmamış ama gayrimüslimlere zaman zaman sıkıntılar yaşatmışız. Bunu da söyleyelim. Böyle bir düzenleme gereklidir…” diyecek cüreti kendinde bulan bu Bakanın sözlerinden çok, düşünce sistematiği üzerinde ciddi bir tetkik yapılması gerekliliği doğmaktadır.

 

Tüm bunlardan çıkan sonuç; Devlete geçmiş malların bir başkasına

iadesi için hak verilmeye çabasından ibarettir. Bunun da, AB dayatmasıyla yapıldığı son derece açıktır. Bu sebeplerden dolayı, hafızası zayıf ve üzerine ölü toprağı serilmiş bir Millet olduğumuza inandırıldığımız günleri artık bir kenara bırakarak, titreyip başımıza gelmekte olanları doğru algılamak ve doğru reaksiyon göstermek zorunda olduğumuz aşikardır. Zira; bu ne ilk oyundur, ne de oynanan son perde… Ancak, sabır taşı artık çatlamıştır.

 

                   Saygılarımla,

 

 

                                                                                     02/11/2006

                                                                               Av.Murat ÇAKAL

 

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı