|
-SADAKAT, İTAATTEN İBARETTİR-
Milletler, tarihleri ile övünürler..
Çoğu batılı ülkeler yaşanan olayların günümüze yansımaları
ile oynayıp, tarihi tahrif ederek, milletler ailesi içinde
mümtaz bir yer ararlar kendilerine..
Hatta, bu uğurda sahte belgeler uydurmak suretiyle milli
önderlerini tartışılmaz kılmaya çalıştıklarına da sıkça
şahit olmuşuzdur..
Biz ise, milli hedeflerimizi ve liderlerimizi nasıl yerle
bir ederiz onunla uğraşırız..
Yaptığımız yanlışı bilsek bile, ondan kurtulmaya yönelik
adımları atmayı beceremeyiz bir türlü..
Batılılar bu durumu “orient kültürü”nün içinde bir zaafiyet
olarak tanımlar genellikle.. Oysa; önce liderleri, sonra
hedefleri alaşağı etmeye yönelik bu yaklaşım, batıdan doğuya
doğru şırınga edilmiş bir kültürel virüsten ibarettir..
Rahmetli Başbuğ’umuz bunu “Bizans’tan geçme bir hastalık”
diye tarif etmiş, telafisi yolunda koca bir ömrü
tüketmiştir..
Görünen ve müşahade edilen o dur ki; tarihten ders
çıkarmaktan mahrum yapımızla hala aynı dertten müzdarip
yaşamaya devam ediyoruz..
12 Eylül ile başlayan sürecin “liderlik müessesesini” hedef
alması masum bir olgu olarak algılanmamalıdır..
Milliyetçi Hareketin yeniden yapılanması aşamasında merhum
liderimizin karşı karşıya kaldığı engellemeleri hatırlarsak,
gerçeğe ulaşmada önemli bir mesafe elde etmiş oluruz.
Onun liderliğini tartışmaya açanlar, MÇP yi ana rahminde ölü
bir çocuğa benzetenler, başka kapılarda kemik yalayarak
giderilmemiş mağduriyetlere sosyolojik çözümler arayanlar ve
partileşmenin önünü tıkamaya kalkışanlar; aslında ne
yaptılarsa hedefin önünü kesmek için yaptılar, liderin
değil..
Çünkü biliyorlardı ki; lider yoksa, hedef ve felsefe de
olamazdı..
Ağababaları öyle istiyor ve ilk bakışta plan doğru
işliyordu...
Ama sonuç, hiçte zannettikleri gibi olmadı ve onlar değil,
Türkeş haklı çıktı... Kendisini ebediyete uğurlamamıza
rağmen “birlik içinde Türkeş ideali” tıpkı bir bayrak gibi
gönderde kalmayı başardı..
Senaristler kaybetti ama mağlubiyeti kolay
kabullenmeyecekleri de aşikar..
Bu sebeble aynı oyunu başka versiyonları ile sahnelemeye
çalışıyorlar..
Değişen pek bir şey yok..
Hedef yine MHP lideri ve dolayısı ile Türk’ün milli
felsefesi..
Batının ilgi alanına giren coğrafyada güçlü bir Türk
varlığına izin vermemenin yolu, Türk Milliyetçiliğinin
defterini dürmekten ve o’nun liderinin önünü kesmekten
geçiyor belli ki..
Ama asla başaramayacaklar..
Anadolu Yaylasında yaklaşık bin yıldır hüküm sürüyoruz.
Burada bulunuşumuz, sıradan bir tesadüf olmadığı gibi, ilahi
bir misyonun yerine getirilmesi ile doğrudan ilişkilidir..
Allah bizden umudunu kesmediği müddetçe lidersiz ve hedefsiz
kalmamız mümkün değildir..
Herkesin hesabını bozacak olan hesap, Cenab-ı Hak’kın
hesabıdır..
Hala anlayamadıysanız söyleyeyim: Yüklenilen görev çok
büyük!
Unutmayalım ki Türk’ün liderini delege değil, kainatın
gerçek sahibi seçiyor…
Sadakat, o’na itaatten ibarettir!
Kalın sağlıcakla…
Müsavat DERVİŞOĞLU
İzmir
İl Başkanı
27.Eylül.2006 ORTADOĞU
|