MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

             

Bu yazımızda birtakım olayları Siz Saygıdeğer Kamuoyuna hatırlatırken kullanmak zorunda kalacağım bazı kelimelerden dolayı hepinizden özür diliyorum.

           

            Bildiğiniz gibi Anayasayı dahi değiştirecek bir çoğunluk ile TBMM de sandalye elde eden AKP Hükümeti, iktidarda 4 yıldan fazla bir zamanı doldurmuştur. İktidara gelişlerinde büyük laflar ve sözde acil eylem planları ile ortaya çıkan AKP Hükümeti;

 

daha icraatlarının başında birilerine Vergi Affı çıkarmada; 

Birilerinin  Naylon Fatura olayını af etmede;

Devlete SSK ve Bağ-Kur pirim borcu olanlara  kıyak geçmede;

Kemal Ağabeyin oğluna mısır ithalatı olayı ile mide bulandırmada,

köylüye verdikleri ucuz mazot sözü yerine Ulaştırma Bakanının oğlunun yük taşıma gemilerine ucuz mazot vermede;

2002 seçimleri öncesi helikopterini ve çiftlik evlerini kullandıkları banka hortumcusu işadamını hapisten kurtarmada; 

hemen her kamu kuruluşunun başına bir Ali Dibo çetesi musallat etmede;

Ali Dibo çetelerinin işini kolaylaştırmak amacıyla liyakata, başarıya ve kıdeme bakmaksızın yandaş bürokratları her türlü hileye başvurarak işbaşına getirerek kadrolaşmada;

AKP nin her düzeyde yöneticisini zengin etmek amacıyla devleti soymada ve hortumları yandaşlara bağlamada  oldukça acil hareket etmişlerdir. 

·        Ülkenin ekonomisini ellerine bıraktıkları İMF karşısında;

  • Kendileri için bir kurtuluş simidi olarak gördükleri AB nin her isteği karşısında;
  • Ülkemizde cirit atan misyonerler, papazlar, patrikler ve Papa’nın karşısında;
  • Ülkemizi işgal etmeye çalışan Haçlı İrticası ve Askerimizin başına çuval geçiren Global Terörist ABD karşısında

Tam bir teslimiyet halinde ve sarayda yetişmiş uslu beyzade rolündedirler.

Kendilerini seçen ve sorunlarına çözüm bekleyen Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarına karşı ise bıçkın kabadayı ve Kasımpaşa külhanıdırlar.

Ücretlerine zam isteyen işçileri “işsizler sendika kursa kaçacak delik ararsınız” diye tehdit etmektedirler.   

Açlık ve yoksulluk sınırının altında maaş alan Memurları % 2,5 luk zamlara mahkum etmektedirler.

Kendilerine “işsizim,ne olur bana bir iş bulun” diye seslenen Kütahyalı işsiz kardeşimizi “git simit sat, gazoz sat, taşı sıksan suyunu çıkarırsın, ben nereden bulayım sana iş” diye azarlayabilmektedirler.

“Üniversiteyi bitirdik iş bulamıyoruz, anamızın babamızın yüzüne bakamıyoruz” diyen Van’lı öğrenciye “başlatma anana lan, git hakkını nerede ararsan ara” diyebilmekte ve Milli Eğitim Bakanının kardeşi genci dövebilmektedir.

İşveren kuruluşlarının toplantılarında “lan anasını satayım ne istediniz de yapmadık ki”  seviyesine kadar cıvıtabilmektedirler.

Ürününe zam isteyen çiftçiye “gözünüzü kara toprak doyursun” diyebilmektedirler.

Biraz daha zam isteyen Erzurum’lu üreticilere “toplumun diğer kesimlerini aç bırakıp bir tek sizi mi doyuracağız”  diye çıkışmaktadırlar.

“Ürünümüz para etmedi, perişan olduk, anamız ağladı” diyen Mersin’li çiftçiyi provakatörlük yapmakla suçlamakta; “artistlik yapma ulan” diyebilmekte “al ananı da git lan” diye küfredebilmektedirler.

            Can verip şehadete giden Türk Askerlerini “yan gelip yatmakla” suçlamaktadırlar.

Devletin en üst makamını “iki koyun bile güdemeyenler bize akıl vermeye kalkışmasın” sözleriyle bilinçli bir şekilde yıpratmaktadırlar. Kıbrıs’la ilgili son hatalarından sonra bile “her şeyi Çankaya’ya mı danışacağız” pişkinliğini sergilemektedirler.

Bu Devletin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ten “her yerde bu adamın resmi var” ve “Atatürk dönemi gericiliktir” diye bahsedebilmektedirler.

            Hatta birbirini överken “yahu alın kullanın bu adamı, hemen tuvalet deliğine süpürmeyin” dediklerinde dahi Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanından bahsettiklerini unutabilmektedirler.

Basın mensuplarından beğenmedikleri bir soru geldiğinde “bu ne biçim provakatif soru böyle yaaa” diye terslenmekte, o basın mensubunu aynı akşam işten attırabilmektedirler. 

Bir basın mensubumuzun türban ile ilgili bir sorusunu “şeyini şey ettiğimin şeyi ikide bir sorup durmayın kardeşim” diye cevaplayabilmektedirler.

Son dört yıldır işbaşında bulunan AKP Hükümeti ve aynı zihniyetteki yandaşları yaptıkları icraatlar ve sarf ettikleri küfürler ile bulundukları makamlara yakışmayan davranışlar sergilemektedirler.

Bizler Türk Milliyetçileri olarak; Devletimizin temel kurumlarına, Devleti idare eden makamlara, Türk Milletinin gelenek, görenek, ahlak ve törelerine saygılı insanlarız. Bu makamlarda bulunanların da bu saygınlığı hak etmesini ve korumasını beklemek en tabii hakkımızdır.  KİMSENİN DEVLETİ  AYAKLAR ALTINA DÜŞÜRMEYE HAKKI YOKTUR.

Sayın Meclis Başkanı, Sayın Başbakan, Sayın Bakanlar ve Sayın Milletvekilleri  önüne gelene küfrediyorlar; çocuklarımıza kötü örnek oluyorlar. Bizler de kötüyü örnek alıp küfürlü konuşmaya başlamak mecburiyetinde değiliz. Onların üslubu ile onlara cevap vermeyi Devlete olan saygımıza, Türk Töresine ve aile terbiyemize yakıştıramıyoruz.

Ancak bütün bunlara rağmen; bir gün sabrımız taşar ve istemeyerek de olsa küfürbaz oluruz diye endişe ediyoruz. Bu nedenle;

BİR AN ÖNCE SANDIK MİLLETİN HUZURUNA GELSİN.

Devletin Önemli bütün makamları ile kavgalı olan; Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya çalışan; Cumhurbaşkanlığı Makamını küçük düşürmeye uğraşan; İşsizini  azarlayan, esnafını, memurunu, işçisini, köylüsünü açlığa mahkum eden; çiftçisine  ve gazetecisine küfreden bu zihniyetten vekaletimizi geri almak istiyoruz.

ARGODAN ÖTE KÜFÜRBAZ VEKİL, BAKAN, BAŞBAKAN

VE BU ÖLÇÜLERDE BİR CUMHURBAŞKANI İSTEMİYORUZ.

Devlet ve Cumhuriyet ile barışık; ATATÜRK’e ve ilkelerine saygılı; Tam Bağımsızlık yanlısı; Ülkesinin ve milletinin bölünmez bütünlüğünü her şeyin üstünde tutan; “Türküm” demekten utanmayan; her türlü emperyalist saldırısına ve Haçlı Seferine karşı kendi ülkesinin Milli Menfaatlerini düşünen; kul hakkı ve devletin malını yemeyen; vatandaşını seven; vatandaşına küfretmeyen bir kadroya vekaletimizi vermek istiyoruz.

Türk Milliyetçileri olarak Bizler;

İÇERİDE KÜFREDEN VE AZARLAYAN,

DIŞARIDA HERŞEYİMİZİ PAZARLAYANLAR YÜZÜNDEN

            KÜFÜRBAZ OLMAK İSTEMİYORUZ

            VATANSIZ KALMAK İSTEMİYORUZ

            AKP YE İNANMIYORUZ, GÜVENMİYORUZ.

BU NEDENLE ERKEN SEÇİM İSTİYORUZ.

 

 

 

21.12.2006                                                                Recep ÇAKMAK

 

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı