|
Bu yazımızda birtakım
olayları Siz Saygıdeğer Kamuoyuna hatırlatırken kullanmak
zorunda kalacağım bazı kelimelerden dolayı hepinizden özür
diliyorum.
Bildiğiniz gibi
Anayasayı dahi değiştirecek bir çoğunluk ile TBMM de
sandalye elde eden AKP Hükümeti, iktidarda 4 yıldan fazla
bir zamanı doldurmuştur. İktidara gelişlerinde büyük laflar
ve sözde acil eylem planları ile ortaya çıkan AKP Hükümeti;
daha icraatlarının başında
birilerine Vergi Affı çıkarmada;
Birilerinin Naylon
Fatura olayını af etmede;
Devlete SSK ve Bağ-Kur
pirim borcu olanlara kıyak geçmede;
Kemal Ağabeyin oğluna mısır
ithalatı olayı ile mide bulandırmada,
köylüye verdikleri ucuz
mazot sözü yerine Ulaştırma Bakanının oğlunun yük taşıma
gemilerine ucuz mazot vermede;
2002 seçimleri öncesi
helikopterini ve çiftlik evlerini kullandıkları banka
hortumcusu işadamını hapisten kurtarmada;
hemen her kamu kuruluşunun
başına bir Ali Dibo çetesi musallat etmede;
Ali Dibo çetelerinin işini
kolaylaştırmak amacıyla liyakata, başarıya ve kıdeme
bakmaksızın yandaş bürokratları her türlü hileye başvurarak
işbaşına getirerek kadrolaşmada;
AKP nin her düzeyde
yöneticisini zengin etmek amacıyla devleti soymada ve
hortumları yandaşlara bağlamada oldukça acil hareket
etmişlerdir.
·
Ülkenin
ekonomisini ellerine bıraktıkları İMF karşısında;
-
Kendileri için bir
kurtuluş simidi olarak gördükleri AB nin her isteği
karşısında;
-
Ülkemizde cirit atan
misyonerler, papazlar, patrikler ve Papa’nın karşısında;
-
Ülkemizi işgal etmeye
çalışan Haçlı İrticası ve Askerimizin başına çuval
geçiren Global Terörist ABD karşısında
Tam bir teslimiyet halinde
ve sarayda yetişmiş uslu beyzade rolündedirler.
Kendilerini seçen ve
sorunlarına çözüm bekleyen Türkiye Cumhuriyeti
Vatandaşlarına karşı ise bıçkın kabadayı ve Kasımpaşa
külhanıdırlar.
Ücretlerine zam isteyen
işçileri “işsizler sendika kursa kaçacak delik ararsınız”
diye tehdit etmektedirler.
Açlık ve yoksulluk
sınırının altında maaş alan Memurları % 2,5 luk zamlara
mahkum etmektedirler.
Kendilerine “işsizim,ne
olur bana bir iş bulun” diye seslenen Kütahyalı işsiz
kardeşimizi “git simit sat, gazoz sat, taşı sıksan suyunu
çıkarırsın, ben nereden bulayım sana iş” diye
azarlayabilmektedirler.
“Üniversiteyi bitirdik iş
bulamıyoruz, anamızın babamızın yüzüne bakamıyoruz” diyen
Van’lı öğrenciye “başlatma anana lan, git hakkını nerede
ararsan ara” diyebilmekte ve Milli Eğitim Bakanının
kardeşi genci dövebilmektedir.
İşveren kuruluşlarının
toplantılarında “lan anasını satayım ne istediniz de
yapmadık ki” seviyesine kadar cıvıtabilmektedirler.
Ürününe zam isteyen
çiftçiye “gözünüzü kara toprak doyursun”
diyebilmektedirler.
Biraz daha zam isteyen
Erzurum’lu üreticilere “toplumun diğer kesimlerini aç
bırakıp bir tek sizi mi doyuracağız” diye
çıkışmaktadırlar.
“Ürünümüz para etmedi,
perişan olduk, anamız ağladı” diyen Mersin’li çiftçiyi
provakatörlük yapmakla suçlamakta; “artistlik yapma ulan”
diyebilmekte “al ananı da git lan” diye
küfredebilmektedirler.
Can verip
şehadete giden Türk Askerlerini “yan gelip yatmakla”
suçlamaktadırlar.
Devletin en üst makamını
“iki koyun bile güdemeyenler bize akıl vermeye kalkışmasın”
sözleriyle bilinçli bir şekilde yıpratmaktadırlar.
Kıbrıs’la ilgili son hatalarından sonra bile “her şeyi
Çankaya’ya mı danışacağız” pişkinliğini
sergilemektedirler.
Bu Devletin kurucusu Büyük
Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ten “her yerde bu adamın
resmi var” ve “Atatürk dönemi gericiliktir” diye
bahsedebilmektedirler.
Hatta birbirini
överken “yahu alın kullanın bu adamı, hemen tuvalet
deliğine süpürmeyin” dediklerinde dahi Türkiye
Cumhuriyeti’nin Başbakanından bahsettiklerini
unutabilmektedirler.
Basın mensuplarından
beğenmedikleri bir soru geldiğinde “bu ne biçim
provakatif soru böyle yaaa” diye terslenmekte, o basın
mensubunu aynı akşam işten attırabilmektedirler.
Bir basın mensubumuzun
türban ile ilgili bir sorusunu “şeyini şey ettiğimin şeyi
ikide bir sorup durmayın kardeşim” diye
cevaplayabilmektedirler.
Son dört yıldır işbaşında
bulunan AKP Hükümeti ve aynı zihniyetteki yandaşları
yaptıkları icraatlar ve sarf ettikleri küfürler ile
bulundukları makamlara yakışmayan davranışlar
sergilemektedirler.
Bizler Türk Milliyetçileri
olarak; Devletimizin temel kurumlarına, Devleti idare eden
makamlara, Türk Milletinin gelenek, görenek, ahlak ve
törelerine saygılı insanlarız. Bu makamlarda bulunanların da
bu saygınlığı hak etmesini ve korumasını beklemek en tabii
hakkımızdır. KİMSENİN DEVLETİ AYAKLAR ALTINA DÜŞÜRMEYE
HAKKI YOKTUR.
Sayın Meclis Başkanı, Sayın
Başbakan, Sayın Bakanlar ve Sayın Milletvekilleri önüne
gelene küfrediyorlar; çocuklarımıza kötü örnek oluyorlar.
Bizler de kötüyü örnek alıp küfürlü konuşmaya başlamak
mecburiyetinde değiliz. Onların üslubu ile onlara cevap
vermeyi Devlete olan saygımıza, Türk Töresine ve aile
terbiyemize yakıştıramıyoruz.
Ancak bütün bunlara rağmen;
bir gün sabrımız taşar ve istemeyerek de olsa küfürbaz
oluruz diye endişe ediyoruz. Bu nedenle;
BİR AN ÖNCE SANDIK MİLLETİN
HUZURUNA GELSİN.
Devletin Önemli bütün
makamları ile kavgalı olan; Türk Silahlı Kuvvetlerini
yıpratmaya çalışan; Cumhurbaşkanlığı Makamını küçük
düşürmeye uğraşan; İşsizini azarlayan, esnafını, memurunu,
işçisini, köylüsünü açlığa mahkum eden; çiftçisine ve
gazetecisine küfreden bu zihniyetten vekaletimizi geri almak
istiyoruz.
ARGODAN ÖTE KÜFÜRBAZ VEKİL,
BAKAN, BAŞBAKAN
VE BU ÖLÇÜLERDE BİR
CUMHURBAŞKANI İSTEMİYORUZ.
Devlet ve Cumhuriyet ile
barışık; ATATÜRK’e ve ilkelerine saygılı; Tam Bağımsızlık
yanlısı; Ülkesinin ve milletinin bölünmez bütünlüğünü her
şeyin üstünde tutan; “Türküm” demekten utanmayan; her türlü
emperyalist saldırısına ve Haçlı Seferine karşı kendi
ülkesinin Milli Menfaatlerini düşünen; kul hakkı ve devletin
malını yemeyen; vatandaşını seven; vatandaşına küfretmeyen
bir kadroya vekaletimizi vermek istiyoruz.
Türk Milliyetçileri olarak
Bizler;
İÇERİDE KÜFREDEN VE
AZARLAYAN,
DIŞARIDA HERŞEYİMİZİ
PAZARLAYANLAR YÜZÜNDEN
KÜFÜRBAZ OLMAK
İSTEMİYORUZ
VATANSIZ KALMAK
İSTEMİYORUZ
AKP YE
İNANMIYORUZ, GÜVENMİYORUZ.
BU NEDENLE ERKEN SEÇİM
İSTİYORUZ.
21.12.2006
Recep ÇAKMAK
|