Türkiye’de
Milliyetçilik’in yükselişe geçtiğini artık
sağcısı-solcusu, iç gücü-dış gücü, medyanın
güdümlüsü-güdümsüzü herkes kabul ediyor.
Ancak, mevcut iktidarı iç
besin kaynağı olarak kullanan; çoğunlukla da
ithal mamasını AB fonlarından ve “Turuncu
Devrim” ihracatçısı Soros’tan beleşe alarak
beslenen yazılı basınımızın; bir değerli (!)
köşe yazarcığı ekim ayındaki bir köşe yazısında
“AKP li gençlerin yaptığı bir ankette MHP ye
çıkan oyların yüksek olmasının kaygı verici
olduğunu; Çünkü MHP’nin bir proje partisi olarak
gözükmediği” kerametinde bulunmuşlar.
Şimdi bu sahibinin sesi pek
muhterem kalemşöre ve onun gibilerine sormak
isterim; lütfen söyler misiniz: “Her şey Türk
için, Türk’e göre, Türk tarafından”
düşüncesinden daha büyük bir proje olabilir mi?
O köşe yazarını ve onun gibi düşünen arkadaşları
Allah aşkına kısa bir süre sakin bir şekilde
düşünmeye davet ediyorum.Ve soruyorum.
Bizi çok mu ilgilendiriyor
ABD veya AB sermayedarlarının çıkarları. Bu
çıkarlarını elde etmek için bazı ülkelere
demokrasi götürüyorum derken uygulanan zulmü
nasıl görmezden gelebilirsiniz. Globalleşme,
küreselleşme acaba hangi alanlarda olmaktadır?
Bence sermayede; sermayenin kullandırılmasında,
pazarlanmasında ve karının paylaşılmasında
globalleşme vardır. Tabi en önemlisi de artık
sermayenin güvenliğinin sağlanması konusunda
global hareket etmeye ihtiyaç duymaktalar.
Bunun için de BM ve NATO da
kullanılmaktadır. Bir de tek kutuplu dünyada
işbaşına getirdikleri George W.Bush ve onun
çetesi. İstedikleri yerde istedikleri mazereti
üreterek veya düşman yaratarak dünya sermayesini
elinde bulunduran birkaç acımasız yaratığın
emirlerini yerine getirmekte, onların çıkarını
korumaktadırlar.
Bu çıkarı korurken işkencenin
her türlüsü, açlığın soygunun, sömürünün her
türlüsü mübah görülmektedir. Siz hiç; “gelin
insan haklarını daha global hale getirelim,
dünyada hiç aç insan kalmasın, çocuklar ölmesin,
insanlar daha sağlıklı şartlarda yaşasın,
insanlar daha iyi beslensin, insanların
birbirini sevmesi için kültürel incelememizi
yapıp en iyi insani değerleri ön plana
çıkaralım” diye bir globalleşme çabası gördünüz
mü? İnsanlar Afganistan’da; Irak’ta;
Filistin’de, Afrika’da, Güney Amerika
Ülkelerinde aç, perişan ve de mutsuz.
Onların daha iyi şartlarda
çalışıp beslenmeleri için “sınırları kaldıralım
insanlara dünyanın her yerinde serbest dolaşım
hakkı tanıyalım” diyen bir globalist duydunuz
mu? Ben duymadım. Duyacağımı ve göreceğimi de
zannetmiyorum.
Kısacası; eğer globalizm ve
küreselcilik dünya sermayedarlarının çıkarlarını
korumak için devletlerin varlıklarını onlara
hizmet etmediğinde ortadan kaldırabiliyorsa;
devletleri parçalayıp yok ediyorsa, kardeşi
kardeşe düşürüp milletleri yok edebiliyorsa; her
türlü insani değeri yok ediyorsa, açlığı
sefaleti getiriyorsa bu ülkede yaşayan, bu
ülkenin insanı ve bu milletin ferdi olan herkese
düşen görev Türk’ün çıkarını düşünmek, Tür’ü
kalkındırmak, Türk’ü dünyanın en mutlu, en
müreffeh, en aydın, ilimde ve fende dünyanın en
ileri milleti yapmak, elde ettiği gücü ise tüm
dünya insanlarının adalet ve huzur içerisinde
yaşamasına sarf etmek olmalıdır.
Tabi Türk olmayanların,
Türküm diyemeyenlerin bunu yapabilmesi
imkansızdır. Teslimiyetçilerin ve mandacıların
ülkemizi getirdiği noktada acaba yaşanabilecek
bir Türkiye görüyor musunuz? Bu nedenlerle
sözümün başında belirttiğim gibi; “Her şey Türk
için, Türk’e göre, Türk tarafından”
düşüncesinden daha büyük bir proje olabilir mi?
Bence, MHP işte bu düşünceyi savunduğu için
insanlar arasında kabul görmektedir.
MHP bütün projesini hep bu
temel üzerine yani “Her şey Türk için; Her şey
Türk’e göre” düzenler, yaşar ve uygular. Bütün
projeleri, ekipleri, kadroları hazırdır ve hepsi
de bu düşünce ile yetişmiştir diye düşünüyorum.
Besin kaynaklarını iç ortamdan veya dışarıdan
ithal ederek beslenen bazı muhteremlere olaylara
bir de bu pencereden bakmaya çalışmalarını
tavsiye ediyorum.
MHP Genel Başkanı Sayın
Dr.Devlet BAHÇELİ’nin basın açıklamalarında ve
konuşmalarında ben bir tek şey görüyorum; sizde
dikkatli bakarsanız bu şeyin “Her şey Türk için,
Her şey Türk’e göre” olduğunu göreceksiniz.
Bence doğru olan da budur. Bana ne AB den, bana
ne ABD den. Ne mutlu Türküm. Öyleyse “Her şey
Türk için, Türke göre, Türk tarafından”
olmalıdır.
Recep ÇAKMAK
|