MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

“Mankurtlaşma”

 

Gazete, bir milletin kulağı, dünyaya açılan penceresi ve gerçekleri tüm çıplaklığıyla gördüğü bir araçtır. Gazete, bir milletin kültür ocağıdır. Gazete, bir toplumun sağduyusu, gurur tablosudur.  

Peki ya Türkiye’de gazeteler bütün bu işlevlerini yerine getirebiliyor mu sizce? İktidardaki parti ne olursa olsun iyi bir gazete muhalifleri de halka duyurabilendir. Acaba içinizden muhaliflerin sesini 5 satırdan fazla görebilen var mı? Ne kadar acı değil mi? Bankalarınız satılmış, “Telekom” gibi dev bir gurur peşkeş çekilmiş, her gün anlamsızca özelleştirmeler yapılmış ve gazetelerde artık oyuncak olmuş. Anlamsız eklerle, Türk insanına hitap etmeyen satırlarla, ülke gündemine ışık tutmayı bırakın gündemi değiştirmek için deli saçması haberlerle dolu gazeteler…1831 yılında ilk resmî gazete(Takvim-i Vakayi) çıktığında acaba bugünleri düşünmüşler midir? Acaba Şinasi Bey, Agah efendi ile Tercümân-ı Ahvâl’i çıkardığında toplumu bilinçlendirmek istediklerini anlatırken, ileride gazetelerin bilinç kelimesi ile yan yana anılamayacak kadar bilinçsiz olabileceklerini tahmin etmiş miydi?

Günümüzde en çok satan gazetelere bakın, birbirinin aynısıdır hepsi de. Hepsinin manşeti ülke gündemini değiştirmek için uydurulmuş ya da çarpıtılmış satırlarla doludur. O kendini büyük sayan gazetelere bir bakın. 2. sayfa “jet-sosyeteye” ayrılmıştır ve birçoğumuzun anlamadığı partilerden, isimlerini telaffuzda bile zorlandığımız şahıslardan ve ilişkilerden bahseder. 3. sayfada dehşeti görürüz. Acımasızlığı içimize kadar sokarlar. Ekonomi sayfalarında (hükümetin ağzıyla) anlamadığımız ancak olumlu olduğunu bir yerlerden fark ettiğimiz grafikler görürüz de hâlâ açızdır. Köşe yazarlarından nabza verilen şerbetlerle kan şekerimiz yükselir, arka sayfadaki bilmediğimiz birçok Hollywood yıldızının anlamsız işlerini okuruz. Ve bu, bizi bir satır dahi anlatmayan kağıt parçalarına zor kazandığımız şu sıfırları atılan ama hayatımızda psikolojik bir değişiklik dışında hiçbir şey yaratmayan paralar sayarız.

Türk milleti “titre ve kendine gel!”. Birileri bizi “mankurtlaştırıyor”, birileri bizi dünya insanı yapmaya çalışıyor, birileri Türk insanına haber getirmiyor; onu oyalıyor, birileri bizi bitiriyor. Haydi, uyan şu gaflet uykusundan! Seni anlatan gazetene sahip çık. O deli saçmalarını sen almazsan onlar çok satan değil, çabuk batan olacak!

Türk milleti! Bizi “mankurtlaştırıyorlar.” İnanmazsan Cengiz Aytmatov’a kulak ver: M.S 200’lü yıllarda Orta Asya’daki Juan Juanlar, Kırgızların komşusu ve can düşmanıydı. Juan Juanlar, Kırgız kabile ve oymaklara saldırır, yakıp yıkarlarmış. Juan Juanlar esir aldıkları Kırgız savaşçılarını köleleştirmek için mankurtlaştırma yöntemini kullanmışlar. Esirin başını kazır, saç tellerini tek tek kökünden çıkarırlarmış. Yeni kesilmiş bir devenin derisini, esirin kazınmış başına sımsıkı sararlarmış ve esir güneşin altında bekletilirmiş. Yeni kazınmış başı saran hayvan derisi güneşte büzüştükçe mengene gibi olurmuş. Günler geçtikçe saçlar yavaş yavaş uzarken, deriden dışarı çıkamayan saçalar içeri, beyne doğru uzarmış. Böylece esirlerin çoğu bu işkenceye dayanamazlarmış. Esirlerden sağ kalanlar ise hafızalarını, kimliklerini kaybederlermiş. Juan Juanlar, belleğini yitiren tutsağı alır, içecek-yiyecek verirlermiş. Gücünü toparlayan tutsak, artık bir “mankurt” haline gelmiştir. Kim olduğunu, hangi soydan, hangi kabileden geldiğini, anasını, babasını, çocukluğunu bilmezmiş.

İşte, Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanında anlattığı “mankurtluk”. Şimdi ise gerçekleşti bu efsane, kafamızda bir deve derisi yok belki, ama bilincimizi bize acı çektirmeden yok edenler var. Juan-Juanlar yok belki, ama içimizde yılanlar var. Aslında hikâyeyle aynı olan bir şey var. O da gitgide “mankurtlaştığımız” ve kim olduğumuzu unutmaya başlamamız.

Türk milleti kafandaki deve derisini çıkar. Unutma, çok satan o gazeteler gün gelir bizi de satar!

 

 

 

                                                                                                          Gökçen Karataş        

                                                                              

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı