MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

                                                KAYGAN ZEMİNDE TARTIŞMAK...

 Doğru nedir? diye sorsam sosyal bilimlerle uğraşan hiç kimse "iki nokta arasındaki düz çizgiye doğru denir" cevabı vermez.. Bilim dalları arasında bile değişik  açıklamaları olan kavramlar elbette ki ideolojilerde farklı yorumlara gebedir.Sadece kavramlar mıdır izaha muhtaç olan?

Pek tabiidir ki olaylar da kişilerin bakış açılarıyla değişik algılanıp, değerlendirilebilir.. Bunlar moda ifadesiyle çeşitlilik ve renklilik diye tarif edilirler.Modayı yakından takip  eden(!) bizler, çoğu zaman cevabını bildiğimiz sorular sorup, yine bildiğimiz cevaplar ararız kaygan tartışma zemininde.. Oysa zemin ne kadar kaygan olursa olsun muvazeneyi bozmamak değil midir ideoloji adamı olmak?

Sorgulama bitmez bir türlü.
Süt ne renktir? diye sorarsınız, beyaz cevabı tatminkar bulunmaz.. Birileri sen onu beyaz sanıyorsun ama o aslında güneşin değişik renkteki ışıklarını yansıtıyor ve beyaz gibi görünüyor diyerek bulandırır kafanızın içini.. Hemen arkasından da "sütte leke var, ben de yok" demek suretiyle ismini hafızanıza kazımaya kalkar.

Kömür ne renktir? sorusunda karşılaşacağınız akibet de aynıdır.. Siyah mı? Hayır, güneşin renklerini emmiş öyle görünüyor.Tartışma uzar gider ama hiç kimsenin aklına, "kardeşim, doğru söylüyorsun lakin bunlar; sütün beyaz, kömürün ise siyah olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir" demek gelmez..

Tartışma modasına kaptırmışız ya kendimizi, konuş babam konuş.Kafamın içi böyle binlerce ham ve boş tartışma ile dolu.Hiç faydasını görmediğim bilgileri, sahilden denize kum taşıyan hamal misali belleğime yüklemişim…  Yazık değil mi bana?

Konulara bir bakın..

Zafer mi, hezimet mi?

Kahraman mı, hain mi?

Ulu Hakan mı, Kızıl Sultan mı?

Lüks bir gemi mi, köhne bir tekne mi?

Dar'ül harb mi, İslam mı? türünden soru cümlelerinin başına sırasıyla; Lozan, Vahdettin, Abdülhamit, Bandırma Vapuru ve Türkiye kelimelerini eklersek ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır..

Biz bunları tartıştık işte!

Hem de tartışmayı çıkaranların kendimizden olmadığını bile bile..

Hal böyle iken kazanç hanemizde ne yazacak zannediyorsunuz?

Tabii ki kocaman bir sıfır!Ayrıca soruyorum hoşgörünüze sığınarak; bu sıradan ve saçma münazaraların hep sınav zamanı çıkarıldığını ve  bizi derslerimizden alıkoyduğunu ne zaman anlayacağız acaba?

Sınıfı geçenlere bir baksanıza, önemli sınavlarda cevabı sorgulamışlar mı?

Milli Görüş gömleğini çıkardık demişler, kendi içlerinden  ses yok!

Bir gecede hidayete eren(!) top modelleri partilerine katmışlar, çıt çıkmamış!

Dün dündür,bugünse bugün diyenler bile olmuş, konuşan, cevap veren yine yok!

Gereksiz konuşmamak aslında teşkilat terbiyesinin sıradan bir sonucudur..

12 Eylülden sonra işi biraz çeneye verdik galiba, şu başka kapılarda edindiğimiz alışkanlıkları terk edelim lütfen..

Gözümüzü açmak ve uyanık olmak mecburiyetindeyiz..

Adamlar mükellef bir kahvaltı hazırlamışlar , bize de "tavuk mu yumurtadan çıktı yoksa yumurta mı tavuktan?" sorusunu yöneltiyorlar..

Buyurun, tartışalım beyler ama emin olunuz ki; biz felsefe yaparken vukufiyetimiz ve konuya hakimiyetimiz prim toplamayacak; tavuk, yumurta, omlet başkaları tarafından mideye indirilecek, bize de sofranın temizlenmesi kalacaktır…

Düşüncelerime katılmayanlar olabilir ama gerçek değişmez..

Hiç kimse kusura bakmasın, bu doğrumu tartışmaya açmıyorum.

Zira inanıyorum ki Milliyetçi Hareketin bilgi kirlenmesine vesile olacak tartışmalarla kaybedilecek bir tek saniyesi bile yoktur..Dost düşman iyi bilsin ki, değiştik artık..

Kaygan zeminde tartışma modasını terk ettik..Kafa bulandırmaya gelen buz patencilerine asla misafir muamelesi yapmayacağız..

Onlardan da, artistik figürlerinden de usandık!Yettiler canımıza vallahi, cümlesine  uğurlar ola..

 

D. MÜSAVAT DERVİŞOĞLU

İL BAŞKANI