|
İHANET
BİLMECE DEĞİLDİR
Hayatım boyunca
kelimeleri özenle seçmeye çalıştım hep.
“Neyin söylenmemesi
gerektiğini bilmek, en az söylenmesi gerekeni bilmek kadar
önemlidir” diye öğretmişti büyüklerim.
Yazılıp çizilenlere
bakarak; acaba bana öğretilenler, bunlara anlatılmadı mı
diye düşünmüşümdür. Öyle ya aldığımız rahle-i tedrisat aynı
idi görünüşte. Ve hepimiz ülkücü hareketin anonim
değerleriyle yetişmiştik. İşin aslına bakarsanız bize ait
çok fazla şey de yoktu belleklerimizde. Rakiplerimize karşı
kullanmak üzere hareketten edindiğimiz bilgi ve tecrübeleri
zaman zaman birbirimiz aleyhinde avantaja dönüştürmeye
kalkışsak da durulacak yeri bilirdik. Ya da hayatı
öğrendiklerimiz müdahale ederler, suskunluk sınırını
belirlerlerdi…
Ne olmuştu bizlere
ki, gönül süzgecini kullanmadan dilimize düştüğü gibi
konuşup, yazmaya başladık…
Bu kadar cehalet ve
sorumsuzluk ortaçağ’a yakışırdı ancak, yeniçağ’a değil… İyi
ki Fatih Kanunnamesi yok zamanımızda, şayet olsa idi çok
kardeşin boynu önüne düşerdi vallahi…
Neler yaşanıyor
baksanıza..!
Açık Mektuplar
havada uçuşuyor ama alıcıların adresi meçhul. Dolayısı ile
açılmadan iade..!
Bazı eski bakanların
anlama özürlerinden ötürü kavrayamadıkları konular,
satırbaşlarıyla tam sayfa ilana dönüşmüş..! İktidar partisi
tarafından iftira manzumesi yazılsa, ancak bu kadar yerini
bulur..!
Utanma sınırı
yıkılmış, haya duvarları sanki küresel ısınmanın gazabına
uğrayıp erimeye yüz tutmuş ve akıntı mide bulandırmaya
başlamıştır…
Kişilerle uğraşmak
gibi bir saplantım olmadığından, söylenenlere doğrudan cevap
vermeyi pek uygun bulmuyorum ama susmayı da beceremiyorum.
Hangi yap-boz’un
parçası olduğunuzu söyler misiniz?
Önderliğin
ucuzlatılmasından muradınız nedir?
Lidersizlik,
felsefesizliktir.. Bilmez misiniz?
Olumsuz
referansların gölgesinde, örtülü operasyonların uydusu
musunuz?
Yıllarca strateji
araştırdınız, strateji oluştururken neticesi başından belli
bu macerayı ısrarla sürdürme gayretine, kendiniz özel bir
anlam verebiliyor musunuz?
Türkiye’yi gezdim
diyorsunuz. Kışlaların, karakolların önünde resminiz var ama
parti kütüğündeki varlığınız bile tartışma konusu, gerçeği
görmüyor musunuz?
Teşkilatlandığınız
iddiasını sürekli tekrarlayarak, kime işmar ediyorsunuz?
Yanıltıyor,
saptırıyor, çarpıtıyorsunuz..! Akademik kişiliğiniz de
zedeleniyor, anlamıyor musunuz?
Ve hepsinden
önemlisi, bu kadar çok müşahhas hatayı çocuklar yapmaz,
hiçbir kılıf bu minareyi almaz, idrak etmiyor musunuz?
Yeter artık ,bir son
verelim bunlara.. Hareketin vicdanında zaten mahkum oldunuz,
fazlası kime ne kazandıracak?
İşin ilginci,
düşmanın da elde edebileceği bir fayda yok varlığınızdan..
Zira siz yanlış
seçimsiniz..!
Mazi ile bağınız,
bağlantınız olmadığı için, gelişmiş bir vefa duygusuna
sığınıp bölünmelere vesile olamazsınız…
Düşmanlıklar
peydahlayıp, gruplaşmalardan hiç kimseye bir siyasi menfaat
devşiremezsiniz..
Cengaverliği ön
plana çıkarıp, gencecik fidanları kışkırtmayı
beceremezsiniz..
Bu kimliğinizle
ancak müttefiklerinizi utandırır ve asla MHP’ye zarar
veremezsiniz..
Yani kısaca, sükutu
hayalsiniz ve ortada kalacaksınız..
Bana sorarsanız
kendinize yazık ettiniz.. Belki de hak ettiğiniz bir
akibetle karşı karşıyasınızdır..
Bunca olup bitenden
sonra, Ülkücü Hareket’in iki bisküvi arasına sığdırılıp
yutulacak bir lokum olmadığını da anlamışsınızdır umarım..
Hala anlayamadı
iseniz, iyi biliniz ki; karanlıklar ardına saklanmış ihanet,
bizim için bir bilmece değildir artık..
D. Müsavat DERVİŞOĞLU
İzmir İl Başkanı |