|
HAREKETE
GEÇMEK LÂZIM
“Ulusumuzun başı sağ olsun” diye bir alt yazı
gözüme çarptı kahvaltıda. Elimde sıcak bir bardak çay, donuk
gözlerle “Kim ölmüş?” diye kekeledim eşime. O, peynirli
çatalını elinden düşürdü ve “Biri mi ölmüş Zeynebim?” dedi.
Merakla, izlediğimiz kanala bakmaya başladık. “Kanallar
yayın akışını kesmediğine göre çok önemli değil galiba
Mustafa.” diyebildim zorla. “O zaman neden ulusumuzun başı
sağ olsun.” dediler deyince, o şoku atıp kanal değiştirdik.
Elimdeki sıcak çayın acısını duyduğum an yüreğimden bir kan
damladı. Elimdeki acıyı gözlerimden akan sicim gibi yaşlar
durdurdu. Yine onlarca Mehmetçiğimiz şehit olmuştu…
“Nasıl?”, “Neden?”, “Kim bunlar?”, “Ne zannediyorlar
kendilerini?”, “Allah ocaklarını söndürsün?”, “Bu acı ne
zaman bitecek?”, “Türk milleti artık dayanamaz buna?” gibi
cümleler çıktı ağzımızdan ve lokmalar düğümlendi beynimize,
midemize değil. Elimdeki sıcak çaydan duman çıkmıyordu
artık. Büyük bir acı ile bıraktım çayımı masaya ve salona
geçtim. İçimde bir şey yapmam gerektiğini söyleyen bir ses,
başımda bir ağrı ve kollarımda “çatışma”dan
çıkmış bir yorgunluk vardı. Sıcak haberler gelmeye başladı,
olaylar aydınlandı, bir kez daha hainlerin kurşununu
yüreğimizde hissetmiştik ama bir şey yapmalıydım. Gözlerim
her kanalın köşesinde bir Türk bayrağı aradı, bu bir yastı,
bu bir isyandı, bu ülkenin 12 çocuğuna borcuydu. Büyük diye
geçinen kanallardan bekledim, bir Türk bayrağını çok
gördüler. Hepsini aradım, isyanımı anlattım, isteğim sağ üst
köşeye bir bayrak koymalarıydı ama olmadı… Mitinglere
katıldım, şehitlerimden helallik istedim, kinimi kustum,
vatan bölünmez diye haykırdım ama olmadı. Bugün elimdeki
sıcak çayın acısını gözyaşlarımla dindirdiğimin 2. ayı ve bu
acı her geçen gün daha da artıyor. 2 aydır uykuya haram olan
gözlerim, dünyaya küsen gönlüm ve gülmeye ambargo koyan
dudaklarım bana tokat gibi bir gerçek söyledi. Şehitlerim
bana hakkını helal etmemişti. “Şehitlerim Türk milletine
helallik vermedi”, dargın gitmediler belki ama cennet
makamından dargın seyrediyorlar dünyayı…
“Bu vatan bölünmez.” dedikçe biz, yüreklerinden kan
damlıyor, neden mi ‘gençleri görüyorlar, Türk gencine
yakışmayan hal ve tavırlarıyla Amerikan ürünleri üstlerinde,
“Türkilizce” bir dil ağızlarında ve en
önemlisi acının sadece dudaklarında olduğu Mete Han’ın,
Fatih’in, M. Kemal’in torunlarını gördükçe bunlar için mi
mücadele ettim ben diyorlar. Sıcak evlerinde, balkonlarına
bayrak asmış sözde milliyetçi insanlara bakıyorlar; magazin
programlarını izleyip dizilere boğulan hayatlarını gördükçe
nerede benim İstanbul fatihi, 3 kıtaya yayılan, Kurtuluş
Savaşını kazanan milletim diyorlar… Mitinglerdeki insanlara
bakıp umutlanıyorlar mı acaba bir ulus şahlanıyor mu diye;
ne var ki miting sonrası sinemaya gidip Amerikan sineması
izleyip sinema çıkışı MC DONALDS’ lar da yemek yiyenleri
görünce hainlerin kurşunları işte o an acıtıyor bedenlerini…
İşte şimdi ahlayıp vahlıyorlar, Türk inlemez , “ah”lamaz ama
onları Türk milleti inletiyor şimdi…
Ey Türk milleti uyan, silkin, kendine gel. Bu iş
mitinglerde nara atmaya benzemez. Tam bir kurtlar
sofrasındasın gör artık. Öğretmensen eğit halkını, iş
adamıysan üret ülken için, vatandaşsan millî çıkarlarını
gözet, yayıncıysan damarlarındaki asil kana kulak ver,
sporcuysan Millî marşımızla stadları inlet, sanatçıysan
dünyaya “Türk”çe seslen ve en önemlisi
devletsen ‘haber bekleme’, dünyaya tek bir
haber ver: “12 ve binlerce şehidimizin 23 yıllık öcü
alınmıştır, PKK illetinin kökü kazınmıştır, kanları yerde
kalmamıştır.”
GÖKÇEN KARATAŞ
|