|
Eve Dönüş Yok
Günlerdir “ev”
kelimesi üzerine düşünüyorum. Ev kelimesinin zihnimdeki
anlamları ve söylenişi ile uğraşıyorum. Bu uğraşı bana
harikulade bir haz veriyor. Neden diyorum kendi kendime.
“Ev”, insanın en insan; sevginin en tuzaksız;
acıların en büyük, sevinçlerin en yüce olduğu dört duvar bir
kelime diyor zihin kalbim. Ev, ev, ev, ev… Sayısızca tekrar
eden bu kelime yüzümde gülmek ile gülümsemek arası çizgiler
oluşturuyor… Baba kucağı diyorum; ekmek kokusu diyorum;
hüzün, sıla, hasret diyorum kelimenin bende yarattığı aşina
anlamı bulamıyorum… Bu çıkmazda uzun bir yolda ilerliyorum.
Yolun sonu sınır, sınırın sonu yol… Ve birden zihnimden
sıyrılan kalbimde bir kan pıhtısı atıyor, davudî bir ses ile
inliyor duyu kıtalarım: VATAN…
“Ev- vatan”
eş anlamında yürürken kelimenin zihin ve kalp anlamını
bulmanın rahatlığı ile huzura dalıyorum… Cızırtılı bir
radyodan sanırım Kasımpaşa’dan yayın yapan bir
radyodan cılız bir ses geliyor. “Eve dönüş yasası çıkacak,
gelsinler, silahlarını bıraksınlar, evlerine dönsünler.”
Huzurum kalmıyor o anda, üç kıtaya yayılmış bir
imparatorluğun, topraklarında yaşayan insanlara “ev”
kelimesinin anlamını öğreten ataların torunu olan bana bu
cızırtılı ses ağır geliyor. O an ilkokul öğretmenimin
sözleri yankılanıyor kulaklarımda: “Çocuklar fısıldamayın,
fısıltı daha çok duyulur…” Evet bir cızıltı, fısıltı dev bir
sese dönüyor ve bu dönüş “ev”e oluyor… Derken yolumu mahşeri
bir kalabalık kesiyor. Bir genç, henüz 20’li yaşlarda
ağlıyor karşımda:
“Ben, Şırnak’tan dönemedim,
evime varamadım. Anam beni bekler 15 yıldır.”
Ardından üniformalı bir asker
beliriyor karşımda:
“10 askerimle vatanımı
savunurken evimin yolunu kaybettim.”
Gencecik dünyalar güzeli bir
öğretmen geliyor yanıma:
“Hakkari’de ki çocuklar için
geldim buralara, nişanlımı bıraktım Bursa’da, beni bekliyor,
evime gidemedim.”
Kundakta bir bebek çarpıyor
gözüme, Allah lisan vermiş o aylarda:
“Ben daha 1 ay kaldım bu
handa; anamın kucağına, evime doyamadım.”
30 bin kişi çıkıyor birden zihnime
“Evimizi özledik, vatanımıza hasretiz, evimize
dönemedik.” diye haykırıyorlar. Gözyaşlarım sicim
gibi dökülüyor, yağmur oluyor, sağanak oluyor. Evine
dönemeyen 30 bin insanımız, kanları yerde kalmış binlerce
şehidimiz, daha ana kucağı görmeden hainlerce öldürülmüş
binlerce bebemiz varken, onlar evlerine dönememişken, eve
dönüş de ne demek oluyor. Türkiye Cumhuriyetine hiçbir zaman
ev “vatan” gözüyle bakmamış, ideal dediği şeyin katillik,
teröristlik olduğu, sürekli evine ihanet eden, vatanını hiç
yere satan ve tarihin hiçbir yerinde “ev”, “vatan” sahibi
olamayanların bizim evimizde işleri yoktur. Türk töresine
göre; geri dönülecek kapı hızla çarpılmaz, evden bir kez
çıkılır gidilir ve asla dönülmez. Evine ihanet edeni üvey
evlat sayarız. Eve dönmek için evden çıkanlar bizim
evladımızdır. Siz üvey evlatlar çarptığınız kapının sesini
duyuyor musunuz:
Eve dönüş
YOK!
Gökçen Karataş
|