|
MHP İzmir İl Başkanı D. Müsavat DERVİŞOĞLU’ nun
Gündemdeki Konular Hakkında Yapmış Olduğu Röportaj.
30/10/2007
“TÜRK
MİLLİYETÇİLERİ YAŞANAN GELİŞMELER KARŞISINDA HER
ZAMANKİNDEN DAHA UYANIK OLMAK MECBURİYETİNDEDİR.”
MHP
İzmir İl Başkanı Dervişoğlu’ na göre, bazı kesimler
bilinçli olarak etnik Türkçülük yapıp, köken
kaşımasıyla ülkede Kürt-Türk çatışmasına zemin
hazırlıyor.
Son
günlerde yaşanan acı olaylar hepimizin yüreğine yeni
izler bıraktı. Gözyaşlarımızı içimize akıttığımız,
bağırmaktan, lanet okumaktan sesimizin kısıldığı
malum hain, kalleş saldırıların yaşandığı süreci
büyük bir olgunlukla göğüsleyen siyasi partilerden
MHP’nin İzmir İl Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile
yaptığımız söyleşi hem çarpıcı hem de düşündürücü
verilerle dolu.
Müsavat
Dervişoğlu, yaşanan süreçle ilgili uyarıyor. Bazı
kesimlerin bilinçli olarak köken kaşıması yaparak
bölünmeye çanak tuttuğunu, emperyalist güçlerin
geçmişte Kürkçülük pompalamasıyla ulaşamadığı hedefe
bu gün Türkçülük pompalamasıyla ulaşmaya çalıştığını
iddia ediyor. “Bugünün taze Türkçüleri dün
kurtuluş reçetesini Küba’da, Çin’de Rusya’da,
Arnavutluk’ta arayanlardı. Ben ilk kavgamı onlarla
İstiklal Marşı okuduğum için verdim. Onlar Sosyalist
Enternasyonal’i söylüyor ve bize saldırıyordu. Bu
gün geldikleri nokta memnuniyet verici olmakla
birlikte ibret vericidir. Özür dileme erdemine sahip
değillerse bile, dün haksız olduklarını kabul etmek
zorundalar. Ellerinde bayrak, cumhuriyet mitingi,
terör mitingi dolaşıp köken kaşıması yapanları, TV
ekranlarından yaptıkları yorumlarla içerde bir
dalaşma zemini yaratmaya çalışmalarını şaşkınlıkla
izliyoruz. Farkında olmadan ya da bilerek ABD
karşıtlığı yaparken emperyalistlerin ve ABD’nin
değirmenine su taşıyorlar. Bir dalaşma zemini
yaratmaya çalışıyorlar. Bu süreci kaygıyla ve
şaşkınlıkla izliyoruz. Bize düşen yaşanan gelişmeler
karşısında her zamankinden daha uyanık olmaktır”
dedi.
Başbakan
Erdoğan dahil bir çok kesim tarafından ‘kanla
beslenen parti’ olarak meydanlara şikayet edilen MHP
ise süreci büyük bir olgunluk ve itidal, sağduyu
çağrılarıyla geçiriyor. Dervişoğlu’ na göre ‘geri
dönülmez olayların yaşanmasına engel oluyor’. MHP
Genel Başkanı Devlet Bahçeli gerek parti teşkilatını
gerekse de bu partinin gençlik kolları gibi
algılanan Ülkü Ocakları’ndaki gençleri uyarıp,
tahriklere kapılmamalarını, sokağa inmemelerini
salık verirken, İzmir’de ise İl Başkanlığı görevini
kendi deyimiyle 8 yıldır deruhte eden Dervişoğlu,
zor olanı yapıp teşkilatını dizginlemeye çalışıyor.
MHP’yi ‘cami avlusuna siyaseti sokan ve kanla
beslenen parti’ olarak lanse edenlerden en azından
‘Özür beklediklerini’ söyleyen Dervişoğlu, oynanan
büyük satrançtaki hamleleri anlattı.
Hükümetin
önlem almakta geç kaldığını, 5 yıldır gösteremediği
kararlılığı son bir aya sığdırmaya çalıştığını ve
dağın fare doğuracağını savunan Dervişoğlu’nun
‘anlamakta zorlanıyorum’ dediği bir diğer konu ise
CHP’nin, Cumhuriyet Mitingleri ile başlayan ve terör
olayları ile süren, MHP’yi bile gölgede bırakacak
milliyetçi, ulusalcı tavrı. Dün kurtuluş reçetesini
Moskova’da, Pekin’de, Tiran’da ve Küba’da arayanlar;
bugün bilerek ya da bilmeyerek köken milliyetçiğini
esas alıp toplumsal gerginliğe çanak tutuyor. Herkes
yaşadığı sürecin sorgulamasını doğru yapmayı
becerebilmeli diye düşünüyorum. Dün bizler İstiklal
Marşı söyleyebilme mücadelesi verirken,
Enternasyonel Marşı söyleyenlerin bugün bulundukları
çizgi memnuniyet vericidir ama ülkenin geldiği yer
açısından bir ibret vesikasıdır. Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin kuruluş felsefesi olan Türk
Milliyetçiliğine sıkı sıkıya sarılmış olsa idik
bugün karşı karşıya bulunduğumuz tehditlerin bir
çoğu aşılmış olacaktı. Ulusalcı bir noktaya varan
Türk solu, dününü ve bugününü sorgulamayı
becerebilmeli ve tarihi hatalarını kamuoyuyla
paylaşma faziletine sahip olmalıdır.
Dervişoğlu’na göre Türkiye, Mondros ve Sevr arasında
bir süreci yaşıyor. “Bankaların yüzde 48’i,
Borsa’nın yüzde 76’sı yabancıların eline geçti.
Sıcak para miktarı 100 milyar doları aştı. 100
milyar dolar ihracat yapabilmek için 120 milyar
dolar ithalat yapmak zorundayız. Cari açık her geçen
gün büyüyor” diyen tecrübeli Başkan, “Hükümet
Tezkere’nin uygulanması için bir yerlerden icazet
bekleniyor. Bunu daha önce de yaptılar. İki kez
yetki alıp kullanmadılar. Hükümet ya bu tezkerenin
gereğini yerine getirmeli ya da neden getiremediğini
kamuoyuna açıklamalı” diyor.
“Türk’e
karşı zafer kazanamazlar”
Hükümetin
terör konusundaki gecikmesinin siyasi bir hesap,
kaygı olduğu şeklindeki söylentilere ise kesinlikle
katılmadığını, “O kadar hain olamazlar. Bazı
vekillerin sınır ötesi operasyona karşı çıktığını
biliyoruz. Ama böyle bir konuyu siyasi malzeme
yapacaklarına inanmak istemiyorum” diyerek
yanıtlıyor.
Olası sınır
ötesi harekat ve üretilen senaryolarla ilgili net
konuşan Dervişoğlu, “Türk ordusuyla, Türk milletiyle
savaşmayı göze alacak bir güç tanımıyorum. ABD ve
diğerleri tarihlerine baksınlar. Onların büyükleri,
“Türklere karşı savaş kazanabilirsiniz. Ama zafer
asla” demiştir. Yani Türk milletiyle başa çıkacak
bir ordu dünyada yok. ABD dahil kimse bunu göze
alamaz” diyor.
Bu filmi
görmüştük
-Yaşananlar
bardağı taşıran son damla olamaz mı?
Bardağın
taştığını biz yıllardır söylüyoruz. Ancak bu gün
halkımıza bardağın taştığını söyleyenler beni
kuşkulandırıyor. Bir yerlerden düğmeye basılmış
gibi. Yapılmaya çalışılan içerde bir Kürt-Türk
kavgası. Bu filmi daha önce de birkaç kez gördük. 70
yıllarda sağcı-solcu, yine geçmişte ve hala
süregelen Alevi-Sunni kavgası ve laik-anti laik
sürtüşmesi bu gün Kürt-Türk kavgasına dönüştürülmek
isteniyor. Bizim itidal, sağduyu çağrımızın altında
yatan da bu. Bu oyuna gelmemek için büyük mücadele
veriyoruz. Ben ‘Türk-Kürt kardeştir. Hainler,
kalleştir’ diyorum. Bu benim değil merhum Başbuğum
Alparslan Türkeş ve muhterem Genel Başkanım Devlet
Bahçeli’nin sözüdür. Merhum Türkeş, ‘Kürt ne kadar
Kürtse ben de o kadar Kürdüm, Türk ne kadar Türk ise
ben de o kadar Türk’üm’ demiştir. İşte gerçek çözüm
budur.
Kürt
kökenlilere çağrı
Bu gün
Büyükşehirlerde yaşayan Kürt kökenli olduğu
varsayılan o etnik tabanla bütünleşen işadamları,
siyasetçi ya da sivil toplum örgütü liderleri var.
İşte onların da yaşanan olaylar karşısında ortaya
çıkıp, “Türk ne kadar Türk’se ben de o kadar
Türk’üm’ diyebilmesi lazım. DTP yöneticileri PKK’yı
terör örgütü bile ilan edemiyor. Onların DTP’den
ayrılması için konuşması, bu oyunu bozmaları
gerekiyor.
Sonuçta
Çanakkale’ye, Fizan’a, Yemen’e, Trablusgarb’a
giderken kimse etnik köken sormadı. Türk’ü, Kürd’ü,
Çerkez’i, Arnavut’u omuz omuza çarpıştı. Yan yana
şehit düştüler.
“Feodal
ağalık hoşlarına gidiyor”
-Bölücü
örgütten korkuyor olamazlar mı?
Korkacak bir
şey ararsanız her zaman bulursunuz. Ancak ben bunun
korkudan değil de “Feodal ağalığın hoşlarına
gitmesinden kaynaklandığını’ düşünüyorum. Bazıları o
köken üzerinden siyaset, ticaret yapıp bir yerlere
geliyor ve feodal ağalıklarını sürdürmek için mevcut
durumu kullanıyor.
“Bölünmüş
Türkiye’de iktidar olmayalım”
- Bu gün
size göre pompalanmaya çalışılan Türkçülük siyaseten
MHP’nin de işine yaramaz mı?
Biz asla
bölünmüş bir Türkiye’yi yönetmek istemedik.
Türkiye bölündükten sonra MHP iktidara gelecekse,
gelmesin. Bunu isteseydik çoktan bu ve benzeri
süreçleri lehimize çevirecek siyaset yapardık. Bugün
öyleleri var ki gece yarısı bizim gençleri alıp
Kadifekale’ye konvoy düzenlettiriyor, Kürt kökenli
vatandaşlarımızın oturduğu bölgelerde şehitler için
lokma döktürüyor. Birileri kan akıtmaya çalışıyor.
Biz ise ona müsaade etmemek için yoğun bir gayret
içindeyiz.
Bu
CHP’den her şeyi beklerim
- CHP’ nin
tavrını nasıl buluyorsunuz? Bayrak dağıtılıyor,
mitingler organize ediliyor. MHP’den daha milliyetçi
bir siyaset izleniyor.
Keşke
önceden de böyle olsalardı. Ben artık bu CHP’den her
şeyi umuyorum. Ben ne dinin, ne Cumhuriyetin ne
Atatürk’ün ne de Milliyetçiliğin siyasi
istismarcılık noktasından ele alınmasından yana
değilim. CHP ile AKP’nin hiç ama hiç farkı yok. Biri
din istismarcılığı yapıyor diğeri milliyetçiliğin,
Atatürk’ün istismarını yapıp, siyaseten çıkar
sağlamaya çalışıyor. Türk Milliyetçiliği icapları
olan bir bakış açısıdır. Türk milliyetçiliği sıfatı,
bedeli ödenerek kazanılır. Tarihi süreç içinde
sürekli çizgi kırıklığı yaşayanlar tarafından temsil
edilemez. Bu gün milliyetçi görünenlerle gerçek
milliyetçileri halkımız ayırt eder.
Talabani
ve Barzani ABD’nin meddahı
-Ya Talabani
ve Barzani? Garip ve sinir bozucu açıklamalar
yapıyorlar. Sanki Türkiye’yi bir yerlere çekmek
ister gibi.
Evet, bunlar
bir dönem bizim Teğmen’lerimizle görüşebilmek için
onbaşıdan, çavuştan torpil yaptıran, ceplerine
koyduğumuz kırmızı pasaportlarla dolaşıp,
karınlarını verdiklerimizle dolduranlardı. ABD
tarafından biri Devlet Başkanı, diğeri Özerk Bölge
Başkanı yapıldı. Bence ABD, Türkiye’yle alay etmek
için bunları özel olarak seçti. Onlar da bu gün
yemek yedikleri tabağa pisliyorlar. Ancak bilmeleri
gerekir ki batı emperyalizmi Irak’taki emellerine
ulaştığında bu ikisi yine Türkiye’nin kucağında
bulacak kendilerini. ABD Ortadoğu’da bir ortaoyunu
sergiliyor ve bunları da meddah olarak kullanıyor.
-Ya DTP
hakkındaki yorumunuz. Bahçeli’nin ellerini sıktığı
DTP’lilere ne diyeceksiniz ? Biz onları meclis
kürsüsünden ettikleri yemine sağdık kaldıkları
sürece Türk vatandaşı sayar, uzatılan eli bu anlamda
sıkarız. Ancak bu gün PKK’yı terör örgütü olarak
görmediklerini açıkça söylüyorlarsa ettikleri yemine
bağlı kaldıklarını söyleyemeyiz.
-Bu kadarı
bile kapatılmak için yeterli değil mi?
Aslında
parti kapatmaktan yana değilim. Çünkü çözüm değil.
Ancak geçmişte Hadep, DEP neden kapatıldıysa aynı
nedenler fazlasıyla DTP için de geçerli. Devlet
DTP’yi kapatamıyorsa geçmişte kapattığı partilerden
özür dilemelidir.
“Referandum gereksizdi”
-21
Ekim’deki referandum
hakkında ne diyebilirsiniz. İzmir ve ülke genelini
nasıl okudunuz?
Açıkçası
katılım beklentimin üzerinde oldu. Ancak, İzmir’in
‘hayır’ demesini doğru yorumlamak gerekiyor. CHP’nin
sandık boykotu, 22 Temmuz’a oranla sandığa
yansımayan 500 bin fazladan oy var İzmir’de. YSK’nın
19 YTL ceza tehdidine rağmen. Referandumun maddeleri
arasında bir çoğumuzun ‘Hayır’ diyemeyeceği şeyler
de vardı. Ancak biz halk oylamasına sunulan
maddelerin Anayasa paketinde ele alınabileceğini
savunduk. ‘Bu fakir ülkenin yüz trilyonunu çöpe
atmayın’ dedik. AKP, inatla sandığı halkın önüne
koyunca ‘hayır’ oyu çağrısında bulunduk. Eğer CHP’de
boykot yerine ‘Hayır’ çağrısı yapsaydı İzmir’deki
retçilerin oranı yüzde 70’leri aşabilirdi. Hayır,
oylarına bakarak İzmir sonuçlarından MHP açısından
umut verici olduğunu söyleyebilirim.
“Başbakan’a meydan okudum”
-Yerel seçim
için adaylığınızı ilan ettiniz bile. İzmir’deki
yarışta etkili olacağına inanıyor musunuz?
Adaylığımı açıkladığım tarihe dikkat edin. Başbakan
22 Temmuz’dan hemen sonra “İzmir’i, Diyarbakır’ı
istiyorum dedi ve bir gün sonra ‘aday adayım’ dedim.
Bu açıkça ona meydan okumaydı. Diyarbakır’ı nasıl
alırsın, bilemem ama, İzmir’de rakibin benim.
Kolaysa gel de al’ demek istedim.
“İzmir
için yıpranırım da yaşlanırım da”
Şu anda
Türkiye’nin sayılı Bilim-Teknik adamları ve seçkin
üniversitelerden hocalarla İzmir’e yönelik projeler
üzerinde çalışıyorum. Diğer partilerdeki adaylar
‘Aman yıpranmayalım, erken açıklama yapmayalım’
derken ben aday adaylığımı 1,5 yıl öncesinden
açıkladım. Çünkü ben İzmir için yıpranmayı da
yaşlanmayı da göze alıyorum. Şu anda yapılan
tartışmalar ‘Hangi parti yarışı kazanır?”
noktasında. Ve bilinçli olarak AKP-CHP arasındaki
bir yarıştan söz ediliyor. MHP hesaba katılmıyor.
Ancak sorulması gereken soru ‘İzmir’e kim belediye
başkanı olur?” olmalıdır. Soru böyle sorulunca ibre
değişir.
“Merkez
sağın tek partisiyiz, doğrusu merkezin kendisiyiz”
Şansıma
gelince. MHP’nin İzmir’deki son genel seçimdeki oyu
yüzde 14. Referandum sonucu da gösterdi ki şu anda
yüzde 20’lerdeyiz. Ve de tükenmiş, siyasi geleceği
belli olmayan partiler var. (DP, Anavatan ve GP’yi
kastederek) İsimlerini zikretmek istemiyorum. Şu
anda merkez sağın tek partisi MHP’dir. Doğrusu
merkezin ta kendisiyiz. Partilerin kaybetmiş birçok
insan bugün MHP’de siyaset yapmak istiyor. O
partilerin tabanlarından ciddi oy geleceğini
umuyorum. Kaldı ki ben Demokrat, Laik ve
Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir kimliği temsil ediyorum.
Bu anlamda CHP ve DSP tabanından da ciddi bir
teveccüh göreceğime inanıyorum.
“EXPO
politize ediliyor”
-Ya
projeler? Örnek vereceğiniz bir şeyler var mı?
İzmir’i
dünya kenti yapmaya kafa yoruyorum. EXPO iyi bir
fırsat. AKP bacağından, CHP kulağından çekerek
EXPO’yu zora sokuyor. Eğer bu dev proje İzmir’in bir
sürü avantajına rağmen kaybedilirse sorumlusu bu iki
partidir. Ve ben başkan olursam EXPO öncesi İzmir’i
dünyanın sayılı kentleri arasına sokmayı
hedefliyorum. Çok özel projelerim var. Zamanı
gelince ayrıntıları öğreneceksiniz.
“2011’de
iktidar MHP”
-İktidar
partisinin hükümet baskısına nasıl yanıt
vereceksiniz?
AKP tek
başına iktidarda olmasının avantajlarını sunup ‘aba
altından sopa’ gösterebilir. Yerel seçimi
kazanamazsak İzmir’e hizmetler aksar diyerek seçmen
üzerinde baskı oluşturmaya kalkışabilirler. Herkes
müsterih olsun, genel seçim 2011’de ve o tarihte AKP
iktidar olamayacaktır. İzmirli bu konuda kararını
iki yıl sonrasını düşünerek verecektir.2011’in iktidarı
MHP olacaktır. Kaldı ki İzmir hükümete ihtiyaç
duymadan bir çok projeyi yapacak öz kaynaklara
sahiptir.
-Ya Aziz
Kocaoğlu? Başarılı bulsaydınız aday olmazdınız diye
düşünüyorum.
Başkan Kocaoğlu’na derin saygı ve
sevgim var. O bile henüz adaylığını açıklamıyor.
Kendisi zaten canlı yayında ‘hazır olmadığı bir
görevi deruhte ettiğini’ söyledi. İyi niyeti ve
dürüstlüğünden kuşkum yok. Ancak İzmir’in daha iyi
hizmeti hak ettiğine inanıyorum. Ve bunun için yola
çıktım. Yerel seçimlerden sonra “öncü, önder ve
örnek" bir kent inşa etmek üzere yola çıkacağız.
Allah izin verirse ve İzmir isterse; kentin
tarihini, talihini ve kaderini değiştireceğime
inanıyorum. Herkes MHP’nin yerel iktidarına hazır
olsun. |