|
MHP İL
BAŞKANI
D.MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU’
nun
16.07.2007
TARİHLİ
BASIN
TOPLANTISI
METNİDİR.
Sayın Basın
Mensupları,
Değerli Dava
Arkadaşlarım;
22 Temmuz
2007 Pazar
günü
gerçekleştirilecek
olan genel
seçimlerle
ilgili görüş
ve
düşüncelerimi
paylaşmak,
siyasi
partilerin
kullandıkları
yöntemler
hakkındaki
eleştirilerimi
nakletmek
üzere
huzurunuzdayım.
Hepinizi
saygılarımla
selamlıyorum.
Bilindiği
üzere
Türkiye’nin
kaderinin
tayin
edileceği 22
Temmuz’a çok
kısa bir
zaman
kalmıştır.
Vatandaşlarımız
yüksek bir
sorumluluk
duygusu ile
oy
kullanırken,
sıradan bir
siyasi
tercih
ortaya
koymaktan
öte;
milletimizin
ve
Cumhuriyetimizin
geleceğini
belirleyeceğinin
farkındadır.
Yaklaşık beş
yıllık AKP
iktidarında,
büyük bir
millet ve
gelenekleri
olan güçlü
bir
cumhuriyet
olduğumuz
unutulmuş,
içeriden
ihanet,
dışarıdan
husumet ile
kuşatıldığımız
aşikâr hale
gelmiştir.
Tehdit öyle
boyutlara
ulaşmıştır
ki, konu bir
yönetim
tartışması
olmaktan
çıkmış,
devletin
bekası ve
milletin
varoluş -
yokoluş
mücadelesi
olarak
tanımlanmaya
başlanmıştır.
Sayın Basın
Mensupları,
Değerli Dava
Arkadaşlarım;
22 Temmuz
2007 çok
önemli
kararların
alınacağı
tarihi bir
dönüm
noktasıdır.
Bu önemli
kararın
öncesinde
hangi
sorumluluklarla
karşı
karşıya
bulunduğumuz
çok doğru
anlaşılmalıdır.
Yolsuzluk,
bölücülük,
adaletsizlik,
asayişsizlik,
yoksulluk,
açlık,
sefalet
kabullenilemez
bir noktaya
ulaşmıştır.
Üniter
devlet
yapımız ve
milli
kimliğimiz
tehdit
altındadır.
Milli ve
stratejik
hedeflerimiz
kuşatılmış,
geleceğimiz
ve
bağımsızlığımız
küresel
güçlerin
vicdanına
terk
edilmiştir.
Gençlerimiz;
geleceklerinden
umutsuz,
bedbin ve
karamsar bir
sürece
mahkûm
kılınmıştır.
Cumhuriyetin
kazanımları
bir bir yok
edilmekte,
yılların
birikimi
olan
değerler,
özelleştirme
adı altında
peşkeş
çekilmektedir.
Ekonomi
kendi
dinamikleri
ile ayakta
duramaz hale
getirilmiş,
bankaların
%48i,
borsanın %76
sı
yabancıların
eline geçmiş
ve
ekonomimiz
“borsa-faiz-kur”
üçgenine
terk
edilerek,
cari açığın
finansmanı
sıcak para
ile
sağlanarak
geleceğimiz
dış güçlerin
ipoteği
altına
sokulmuştur.
Bu böyle
devam edemez
ve
etmemelidir.
Artık bir
karar vermek
mecburiyetindeyiz.
Devletimizin
bekası,
milletimizin
hürriyeti ve
istiklali,
Gazi Mustafa
Kemal’in
kurup
bizleri
yaşatmakla
görevlendirdiği
Büyük
Türkiye
Cumhuriyeti
için bir
karar vermek
mecburiyetindeyiz.
Geleceklerini
kurmalarına
yardımcı
olamadığımız,
kültür
emperyalizminin
pençesinde
kendisine
yabancılaşmasına
seyirci
kaldığımız
gençlerimiz
için bir
karar vermek
durumundayız.
Teslim
aldığımız
gibi bir
dünya ve
Türkiye
bırakamadığımız,
borçla doğup
borçla
yaşamaya
mahkûm
bıraktığımız,
geleceğimizin
teminatı
çocuklarımız
için bir
karar
almalıyız.
Cinayetlerin
ve
haksızlıkların
gölgesinde
bıraktığımız
kadınlarımız,
terör
yüzünden
yüreği
yanmış
analarımız
ve onların
duaya
açılmış
kınalı
elleri için
bir karar
almalıyız.
Unuttuğumuz
şehit ve
gazilerimiz,
başına çuval
geçirilmiş
milletimiz,
uluslararası
alanda
kaybedilmiş
haklarımız
ve
çiğnettirilmiş
kırmızı için
tarihe şerh
düşecek bir
karar
almalıyız.
Cepheleşmelerle
kaybedilecek
zamanımız
yoktur.
Ya ele ele
gönül gönüle
verip
onurlu,
huzurlu ve
bağımsız bir
ülke olarak
yaşayacağız,
ya da
küresel
güçlerin
güdümünde
sıradan bir
millet ve
devlet
statüsüne
mahkûm
olacağız.
Türkiye
tercihini
yapmalı ve
kararını
vermelidir.
Sayın Basın
Mensupları,
Değerli Dava
Arkadaşlarım,
Sevgili
İzmir’liler;
Yaşadığımız
kaosun ve
gelecek
kaygısının
yegâne
sorumlusu
bugün
işbaşında
bulunan AKP
yönetimidir.
Türkiye’nin
kurtuluşu
AKP’den
kurtulmaya
ve ondan
hesap
soracak bir
iradeyi
işbaşına
getirmekle
mümkündür.
Gerçekçi
olmamız
lazımdır.
İradelerimizi
birleştirmek
ve
işbirlikçilere
karşı son
Türkiye
kalesini
savunma
kararlılığıyla
hareket
etmemiz
kaçınılmazdır.
Bu seçim son
şanstır.
Çağrımız,
AKP’den
kurtulmak
isteyenlerle
birlikte
hareket
etmektir.
Bu noktada,
her türlü
taassuptan
uzak bir
bakış
açısıyla
hareket
etmek
mecburiyetinde
bulunduğumuz
hususuna
vurgu yapmak
durumundayım.
Unutulmamalıdır
ki;
hedefimiz,
Türkiye’yi
ayağa
kaldırmak ve
başı dik,
geleceği
aydınlık bir
ülke
konumuna
taşımaktır.
Gerçekçi
olmalıyız..
CHP iç
dinamikleri
yönüyle AKP
ile
hesaplaşabilecek
bir konumda
değildir.
Tartışmaların
yaşandığı
bir siyasi
yapının
kararlılık
noktasında
yeterlilik
taşıyamayacağı
herkesin
malumudur.
Ve Türkiye
için,
Atatürk’ün
kurduğu
cumhuriyeti
yaşatmak,
onun kurduğu
partiye
seçim
başarısı
kazandırmaktan
daha
önemlidir.
DP’nin baraj
altında
kalacağı
neredeyse
adayları
tarafından
dile
getirilmektedir.
GP’nin
mazisi
kendisine
bile kefil
olmaya
yetmemektedir.
Öyleyse
geriye bir
tek
Milliyetçi
Hareket
kalmaktadır.
AKP’nin
karşısında
Milliyetçi
Hareket..
Yani ya
teslimiyetçilik
ya
milliyetçilik..
Ya MHP ya da
diğerleri…
Büyük
milletimizden
ve
İzmir’imizden,
bize
güvenmelerini
ve MHP’de
birleşmelerini
istiyoruz.
Bu
birlikteliği
sağlarsak,
ABD’den uçak
gemisi
kaldırsalar
bile MHP’nin
iktidarını
engelleyemezler
ve AKP’yi
kendisini
bekleyen
akıbet ten
kurtaramazlar.
Ben 23
Temmuz 2007
tarihi için
Recep Tayyip
Erdoğan
adına tek
gidişlik bir
Amerika
bileti
rezervasyonu
yaptırdım.
Gelin
birleşmiş
irademizle
onu
İzmir’den
hep birlikte
uğurlayalım.
Yaşasın
Cumhuriyet
Yaşasın
Millet…
“NE MUTLU
TÜRK’ÜM
DİYENE”
D.Müsavat
DERVİŞOĞLU
İl Başkanı
|