|
MHP İL
BAŞKANI
D.MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU’
nun
10.05.2007
Tarihli
BASIN
TOPLANTISI
METNİDİR.
Sayın Basın
Mensupları,
Değerli Dava
Arkadaşlarım;
Yaşanan
gelişmeleri
değerlendirmek
ve
kamuoyundan
saklanan
gerçeklerin
gün ışığına
çıkmasına
katkı
sağlamak
üzere
huzurunuzdayım,
hepinizi
saygılarımla
selamlıyorum.
8 Mayıs 2007
tarihinde
yapmış
olduğumuz
tespit ve
açıklamalarda
ne kadar
haklı
çıktığımız
tartışmasız
bir
gerçektir..
Türkiye’nin
her yerinde
“cumhuriyet
ve bayrak
mitingi”
olarak
düzenlenen
açık hava
toplantılarının,
sıra İzmir’e
gelince “CHP
ile DSP’yi
birleştirme
mitingine”
dönüştürülmesine
tepkimizi
ifade etmiş
ve bu
uygulamaya
karşı
duruşumuzu
“katılmamak”
olarak
göstereceğimizi
dile
getirmiştik.
Son iki
gündür, konu
ile ilgili
olumlu
olumsuz
eleştiriler
aldığımızı
ve bunların
hepsine
saygı ile
yaklaştığımızı
bilmenizi
istiyorum.
Eleştirilerin
bazılarının
insaf
boyutlarını
zorlayıp,
şahsımıza ve
partimize
sansür
uygulamasına
kadar
uzanmış
olması hali
bile
gelişmeleri
saygı
temelinde
izlememize
mani
değildir.
Ancak
bazılarının
MHP
düşmanlığına
dönüşmüş
uygulamalarını
kınayacağımızdan
ve zamanı
geldiğinde
onları
teşhir
edeceğimizden
herkes emin
olmalıdır.
Unutulmamalıdır
ki; MHP’nin
sesini
kesmeye
yeltenmek
kimsenin
haddi
değildir.
Bütün
gazetelerin
haber
yaptığı ve
ulusal
medyaya
yansımış bir
açıklamayı
haber
bülteninden
çıkarıp,
tanıtımı
yapılmış bir
haber
programı
yayından
kaldırmak,
ancak bazı
çevrelerle
yapılmış
kirli
pazarlıklar
çerçevesinde
değerlendirilebilir.
Biz
Milliyetçi
Hareket
Partisiyiz.
Bizim
bulunduğumuz
yerde alınıp
satılan bir
mal olmadığı
için kirli
pazarlıklar
da olamaz.
Hele
pazarlık
konusu olan
şeref ve
haysiyetse
ve
şerefinden
emin
olmadıklarımız
tartışmanın
bir
tarafında
bulunuyorlarsa
bize yakışan
oradan uzak
durmak ama
olup
bitenleri
asla
unutmamaktır.
Başında
bulunduğu
televizyon
kuruluşunun
gücünü,
sahibi
olduğu
ajansa rant
sağlamak
için
kullananları,
MHP’ne ve
şahsıma
sansür
uygulayarak
suskunluk
sarmalı
oluşturmaya
kalkışanları
ve bunu
patronlarının
talimatı
gibi takdim
edenleri
elbette hep
hatırlayacağız.
Sayın Basın
Mensupları,
Değerli Dava
Arkadaşlarım;
Şimdi 13
Mayısta
gerçekleştirilen
mitinge yani
ana konumuza
dönmek
istiyorum.
CHP Genel
Başkanı
Sayın Deniz
Baykal dün
kamuoyuna
yapmış
oldukları
açıklamalarda
“İzmirliler
birleşme
müjdesini
bekliyor”
demek
suretiyle
mitinge
yüklediği
anlama
atıfta
bulunmuş ve
bu konudaki
tespitlerimizi
doğrulamıştır.
Çeşitli
yayın
organlarında
da benzer
ifadelerin
yer aldığı
hepimizin
malumudur.
İki partinin
birleşmesi
yada
seçimlere
müştereken
girmesi
hususu
kendi parti
organlarında
tartışılması
icap eden
bir konudur.
Bunun İzmir
mitingi ile
ilişkilendirilmesi
ise
fevkalade
yanlıştır.
Herkes iyi
bilmelidir
ki; Gündoğdu
meydanında
toplanacak
olan CHP-DSP
kongresi
değildir.
Atatürk ve
Cumhuriyet
sevdalılarına
davet
çıkarıp,
bayrağınızı
alıp gelin
diyeceksiniz,
ondan sonra
da
Türkiye’de
sahnelenmek
istenen
siyasi
senaryolara
İzmirliyi
figüran
yapmaya
kalkışacaksanız.
Biz bunu
kabullenmeyiz,
kabullenemeyiz!
Atatürk’ü,
Cumhuriyeti
ve
Ayyıldızlı
Bayrağımızı
siyasi
partilerin
birleşme
iştihasına
kurban
etmeyi
istemek
ancak ve
ancak siyasi
azgınlık
olarak tarif
edilebilir
ve İzmir
halkına
hakaret
olarak
algılanır.
İzmir’de
Gündoğdu
Meydanını
doldurabilecek
sayıda CHP
ve DSP’li
zaten
vardır.
“Biz,
birleşmek
üzere orada
toplanacağız”
diyerek
parti
flamalarınızla
gidebilirsiniz
meydana!
Buna
söyleyecek
bir tek
lafımız bile
olamaz!
Ancak,
Atatürk ve
Cumhuriyet
istismarına
suskun
kalamayız.
Çok partili
demokrasi
hayatımızda
yeteri kadar
sömürü
müessesi
oluşturulduğuna;
din, köken,
mezhep ve
değer
tüccarlığı
yapılarak
siyasi mevzi
elde etmek
gayretine
girildiğine
hep birlikte
şahit
olmuşuzdur.
Ancak bu
yanlış
yaklaşımın
yarattığı
tahribatı
demokrasi
içinde
önleyemediğimiz
gerçeği ile
de sık sık
karşılaşmışızdır.
Yeni bir
istismar
alanı
oluşturulmasına
izin
vermemek
ortak bir
milli görev
olarak
karşımızda
durmaktadır.Bu
konuda
herkesi
önemli
sorumluluklar
beklemektedir.
Kim ne
yaparsa
yapsın,
Sayın Deniz
Baykal ve
Sayın Zeki
Sezer’in
kendilerine
yakışan bir
siyasi
olgunluk ve
sorumlulukla
davranacaklarına
inanmak
istiyoruz.
Her iki
genel
başkanın da
sosyal bir
gerginlik ve
kutuplaşma
zemini
oluşturmaktan
uzak bir
tavır
sergileme
basiretine
sahip,
duyarlı
insanlar
olduklarını
varsayıyor
ve gereğini
yapacaklarını
düşünüyoruz.
Bu sadece
bizim değil,
İzmir
halkının
beklentisidir.Unutulmamalıdır
ki;
demokrasi
bir fazilet
rejimidir.
Fırsatçılığa
yeltenmek,
hem
demokrasinin
hem de
siyasetçinin
faziletine
gölge
düşürür.
Başkalarının
bozduğunu
düzeltmek
bazen
liderlerin
işidir.
Sayın Baykal
ve sayın
Sezer’i
şimdi böyle
bir
sorumluluk
beklemektedir.
İzmir’in
hedeflerini
parti
flamalarına
kurban
ettirmemek
herkesin
görevi ve
mecburiyetidir.
İzmir,
Atatürk’ün
kendisine
yüklediği
tarihi
misyonun
farkında
olarak
“yaşasın
cumhuriyet,
yaşasın
demokrasi ve
yaşasın
millet”
diyebilmek
için hazır
bekliyor.
İzmirlinin
aklını ve
gönlünü
bulandırmayın
lütfen.
Saygılarımla.
Müsavat
DERVİŞOĞLU
MHP İzmir İl
Başkanı
|