MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

MHP İL BAŞKANI D.MÜSAVAT DERVİŞOĞLU’ nun

10.05.2007 Tarihli BASIN TOPLANTISI METNİDİR.

 

Sayın Basın Mensupları,

Değerli Dava Arkadaşlarım;

 

Yaşanan gelişmeleri değerlendirmek ve kamuoyundan saklanan gerçeklerin gün ışığına çıkmasına katkı sağlamak üzere huzurunuzdayım, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. 

8 Mayıs 2007 tarihinde yapmış olduğumuz tespit ve açıklamalarda ne kadar haklı çıktığımız tartışmasız bir gerçektir..

Türkiye’nin her yerinde “cumhuriyet ve bayrak mitingi” olarak düzenlenen açık hava toplantılarının, sıra İzmir’e gelince “CHP ile DSP’yi birleştirme mitingine” dönüştürülmesine tepkimizi ifade etmiş ve bu uygulamaya karşı duruşumuzu “katılmamak” olarak göstereceğimizi dile getirmiştik. 

Son iki gündür, konu ile ilgili olumlu olumsuz eleştiriler aldığımızı ve bunların hepsine saygı ile yaklaştığımızı bilmenizi istiyorum. Eleştirilerin bazılarının insaf boyutlarını zorlayıp, şahsımıza ve partimize sansür uygulamasına kadar uzanmış olması hali bile gelişmeleri saygı temelinde izlememize mani değildir. Ancak bazılarının MHP düşmanlığına dönüşmüş uygulamalarını kınayacağımızdan ve zamanı geldiğinde onları teşhir edeceğimizden herkes emin olmalıdır.  

Unutulmamalıdır ki; MHP’nin sesini kesmeye yeltenmek kimsenin haddi değildir. Bütün gazetelerin haber yaptığı ve ulusal medyaya yansımış bir açıklamayı haber bülteninden çıkarıp, tanıtımı yapılmış bir haber programı yayından kaldırmak, ancak bazı çevrelerle yapılmış kirli pazarlıklar çerçevesinde değerlendirilebilir.  

Biz Milliyetçi Hareket Partisiyiz. Bizim bulunduğumuz yerde alınıp satılan bir mal olmadığı için kirli pazarlıklar da olamaz. Hele pazarlık konusu olan şeref ve haysiyetse ve şerefinden emin olmadıklarımız tartışmanın bir tarafında bulunuyorlarsa bize yakışan oradan uzak durmak ama olup bitenleri asla unutmamaktır. 

Başında bulunduğu televizyon kuruluşunun gücünü, sahibi olduğu ajansa rant sağlamak için kullananları, MHP’ne ve şahsıma sansür uygulayarak suskunluk sarmalı oluşturmaya kalkışanları ve bunu patronlarının talimatı gibi takdim edenleri elbette hep hatırlayacağız.

 

Sayın Basın Mensupları,

Değerli Dava Arkadaşlarım; 

Şimdi 13 Mayısta gerçekleştirilen mitinge yani ana konumuza dönmek istiyorum. 

CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal dün kamuoyuna yapmış oldukları açıklamalarda “İzmirliler birleşme müjdesini bekliyor” demek suretiyle mitinge yüklediği anlama atıfta bulunmuş ve bu konudaki tespitlerimizi doğrulamıştır. Çeşitli yayın organlarında da benzer ifadelerin yer aldığı hepimizin malumudur. 

İki partinin birleşmesi yada seçimlere müştereken girmesi hususu  kendi parti organlarında tartışılması icap eden bir konudur. Bunun İzmir mitingi ile ilişkilendirilmesi ise fevkalade yanlıştır.  

Herkes iyi bilmelidir ki; Gündoğdu meydanında toplanacak olan CHP-DSP kongresi değildir. Atatürk ve Cumhuriyet sevdalılarına davet çıkarıp, bayrağınızı alıp gelin diyeceksiniz, ondan sonra da Türkiye’de sahnelenmek istenen siyasi senaryolara İzmirliyi figüran yapmaya kalkışacaksanız.  Biz bunu kabullenmeyiz, kabullenemeyiz!  

Atatürk’ü, Cumhuriyeti ve Ayyıldızlı Bayrağımızı siyasi partilerin birleşme iştihasına kurban etmeyi istemek ancak ve ancak siyasi azgınlık olarak tarif edilebilir ve  İzmir halkına hakaret olarak algılanır.

İzmir’de Gündoğdu Meydanını doldurabilecek sayıda CHP ve DSP’li zaten vardır. “Biz, birleşmek üzere orada toplanacağız” diyerek parti flamalarınızla gidebilirsiniz meydana! Buna söyleyecek bir tek lafımız bile olamaz!

Ancak, Atatürk ve Cumhuriyet istismarına suskun kalamayız. 

Çok partili demokrasi hayatımızda yeteri kadar sömürü müessesi oluşturulduğuna; din, köken, mezhep ve değer tüccarlığı yapılarak siyasi mevzi elde etmek gayretine girildiğine hep birlikte şahit olmuşuzdur. Ancak bu yanlış yaklaşımın yarattığı tahribatı demokrasi içinde önleyemediğimiz gerçeği ile de sık sık karşılaşmışızdır. Yeni bir istismar alanı oluşturulmasına izin vermemek ortak bir milli görev olarak karşımızda durmaktadır.Bu konuda herkesi önemli sorumluluklar beklemektedir.

Kim ne yaparsa yapsın, Sayın Deniz Baykal ve Sayın Zeki Sezer’in kendilerine yakışan bir siyasi olgunluk ve sorumlulukla davranacaklarına inanmak istiyoruz. Her iki genel başkanın da sosyal bir gerginlik ve kutuplaşma zemini oluşturmaktan uzak bir tavır sergileme basiretine sahip, duyarlı insanlar olduklarını varsayıyor  ve gereğini yapacaklarını düşünüyoruz.

Bu sadece bizim değil, İzmir halkının beklentisidir.Unutulmamalıdır ki; demokrasi bir fazilet rejimidir. Fırsatçılığa yeltenmek, hem demokrasinin hem de siyasetçinin faziletine gölge düşürür.  

Başkalarının bozduğunu düzeltmek bazen liderlerin işidir. Sayın Baykal ve sayın Sezer’i şimdi böyle bir sorumluluk beklemektedir. İzmir’in hedeflerini parti flamalarına kurban ettirmemek herkesin görevi ve mecburiyetidir. 

İzmir, Atatürk’ün kendisine yüklediği tarihi misyonun farkında olarak “yaşasın cumhuriyet, yaşasın demokrasi ve yaşasın millet” diyebilmek için hazır bekliyor.

İzmirlinin aklını ve gönlünü bulandırmayın lütfen.

Saygılarımla.

                                                                               

                                                                                                 Müsavat DERVİŞOĞLU

                                                                                                   MHP İzmir İl Başkanı

                                                           

 

                            

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı