MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

                   

DEĞİŞMEYEN YÖK KANUNLARI......

 

Ülkemizde her sene yapılan öğrenci seçme sınavına milyonlarca öğrenci girmektedir. Kimi öğrenciler bu sınavda başarılı olduğu gibi kimi öğrencilerde başarılı olamamaktadır. Her geçen sene başarılı olamayan öğrencilerle birlikte sınava giren öğrenci sayısında da artış görülmektedir. Bu da gençlerimizin bir sonraki girecekleri sınavda istedikleri  ve okuyabilecekleri bölümlerden çok neresi olursa razıyım dedikleri bölümlere kayıt yaptıracakları anlamına geliyor. Seçtiğimiz bu bölümler  hiçbir zaman mesleğimizi yerine getiremeyeceğimiz bir bölüm ve sonra ki senelerde başka bir bölüme yatay Geçiş hakkını kullanarak Geçiş yapmamıza sebep olmaktan öteye gidemeyecektir. Bu da her ÖSS barajından geçip üniversitelerimize kayıt yaptıran öğrencilerin muhakkak suretle bölüm değişikliğine gideceği anlamına gelmiyor; ama ülke gençleri üzerinde öğrenci seçme sınav sisteminin olumsuz etkileri olduğu da aşikardır.   Başımdan geçen bir olayı anlatırsam ÖSS vahametini daha iyi kavramış olursunuz. Ben ZİRAAT FAKÜLTESİ / ZİRAAT MÜHENDİSLİĞİ öğrencisiyim. Bu sene başında ,2005-2006 öğretim yılında, fakülte dekanı ile yaptığımız toplantıda dekanımızın bize söylediği bir söz ülke gençliği geleceğinin ne derece kötüye gittiğini göstermekteydi. Dekanımız öğrenci seçme sınavı ile ziraat fakültelerine gelen her öğrencinin genelinde mezun olduktan sonra muhakkak farklı işlerde çalıştığını ve kendi bölümüyle ilgili iş yapan öğrenci sayısının çok az olduğunu belirtmişti. Her sene fakültemize kayıt yaptıran öğrenci sayısının 250 kişi olduğunu da düşünürsek ÖSS sınav sisteminin ülke gençliğine faydalı olmaktan daha ziyade geleceğimizi daha da kötü bir sona dayandırdığını görmek çok da zor değil.

 

GERÇEKTE...

 

Çağımızda ülke gerçeklerini göz ardı etmek faydasız ve anlamsızdır. Üniversitelerin bilim adamı yetiştiren bir birim olmaktan çıktığı ve her sene üniversitelerimizden mezun sayısının gittikçe arttığı  su götürmez bir gerçektir. Bu da toplumumuzda büyük bir yara açmaktadır. Her geçen dakika,halk tabiri ile, diplomalı işsiz sayısın da artış olmaktadır.

Halbuki dünya da en çok genç nüfusa sahip ülkelerden biri de TÜRKİYE dir. Sahip olduğumuz genç nüfusun çok oluşu ile ülke geleceğinin parlak olması gerekirken;ne yazık ki  parlak bir gelecekten çok ülke gençleri yarınının ne olacağını düşünür oldu. Üreten bir toplumun kendi ürettiği bilgi,materyal vs. her şeyi en iyi bir şekilde kullanması ülke yararınadır ve böyle bir  ülke sınırlarında onurlu bir şekilde yaşam süren ülke gençliğinin de ülkesine zarar verecek hal ve davranışlarda bulunması imkansızdır. Bulunanların ise anlık gaflete düşerek yaptıklarını düşünmeli ve o insanlara da ülkesi için üreten ve ürettiği her nesneyi ülkesinin yararına kullanan insanlarımızdan kılmak adına gerekli mekanizmaları oluşturmalıyız.

 

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDE.....

 

Türk eğitim sisteminden ÖSS sisteminin çıkarılıp daha çok ilköğretim yaşındaki gençlerimizin nelere ilgi duyduklarını, nelere kabiliyetlerinin olduklarını tespit etmeli hatta yıllık çeteleleri tutulmalı  ve  onlara sevdikleri, beceri sahibi oldukları   konularda eğitim verilmelidir.

Mesela ilk eğitim ailede başlamalıdır ve en geç 5 yaşında başlanmalıdır bu eğitime. Devlet desteği ile oluşturulacak bir kurum ile en küçük birimlerimizden mesela mahallelerimizden başlanarak eğitim teşkilatları kurulmalıdır. Bu teşkilatlarda ailelerde ki okula başlamamış  yaşlarda ki çocukları tespit etmeli ve onların sokaklarda oyun oynayarak değil de mahalli teşkilatlarının kurdukları eğitim yuvalarında hem oyun oynayarak , hem de daha doğru bilgiler alıp öğrenerek yetişmeleri sağlanmalıdır. Hatta sadece çocuklarımız değil ailelerde eğitime tabii tutulmalıdır. Onlar içinde çocuk gelişimi,çocuk psikolojisi,evlatlarının ders çalışması-sınavlara hazırlıklarda onlara ne gibi yardımlarda bulunabileceklerini içeren bir nevi rehberlik hizmeti eğitimi verilmelidir. Böylelikle aileler de çocuklarının neyi daha çok sevdiklerini ,neyi yapamadıklarını öğrenmiş olur.

 

Böylelikle oluşturulacak mahalli teşkilatlar da çocuklarımıza verilmesini istediğimiz her şeyin günümüz eğitim sisteminde uygulanmasını sağlayabilecektir. Yeni den isteklerimizi sıralamış olursak ;

a)      Türk dili öğretilmeli

b)      Milli ve ahlaki değerlerimiz öğretilmeli

c)      Yetenekli öğrenciler ortaya çıkartılmalıdır

d)      Yetenekli öğrencilerin yeteneklerine göre (beden eğitimi, resim, müzik, koreografi, yabancı dil vs.)  temel eğitimine başlanmalıdır.

 

İlköğretim sıralarında ise tamamen yetenekleri,kabiliyetleri,bilgileri ve zekalarına göre eğitim verilmelidir. Esas tahsilde sınıflarda öğrenci sayısı azami 20 kişi bulundurulmalıdır. 40 kişiye ulaşan sınıflar ikiye bölünüp iki sınıf haline getirilmelidir. Bu kurala uygun olmayan kırsal kesimlerde ise eğitimi kolaylaştırıcı sistemler geliştirilmelidir.

Liseler zorunlu eğitim kapsamına alınmalıdır. Bir sınıfta 15-30 kişi olmalı,böylelikle de eğitmenlerin bireylerle birebir ilgilenmeleri sağlanmış olur. Hatta Üniversiteler kendi bünyelerinde liseler açmalıdırlar. Bu liseler ihtisas liseleri diye anılmalı,ve bu liselerde belli bir dalda ihtisas eğitimine ağırlık verilmelidir. Örneğin TÜRK DİLİ VE EĞİTİMİ fakülteleri kendi adlarında liseler açarak kendi belirledikleri eğitim programı ile eğitim vermelidirler. Mesleki ve teknik eğitime ise, zorunlu eğitimi bitiren, sanata ilgisi olan , çeşitli üretim alanlarında meslek bilgisini arttırmak isteyenler veya mesleğini değiştirmek amacını güdenler başvurabilmelidir. Vatandaşların çeşitli meslekler öğrenmesi, ihtisaslarının arttırılması ve yeni bir ihtisas alanına geçmesi için meslek okullarına ilave olarak kurslar da organize edilmeli,devlet tarafından teşvik edilmelidir.. Farklı bölgelerde, o bölgenin özelliğine göre önem arz eden alanlarda meslek okulları ve meslek liseleri açılmalıdır. Mesleki ve teknik eğitim kuruluşlarının gündüz ve akşam kursları oluşturulmak suretiyle halka hizmet vermeleri sağlanmalıdır.

Ve en sonunda yüksek öğrenim görmek isteyen gençlerimizin istekleri ve kabiliyetleri  doğrultusunda bir bölüm seçmesi sağlanarak, şuan ki ÖSS sisteminden farklı bir eğitim sistemi ile daha üretken,kendi mesleğini yapan bir toplum profili oluşturmuş oluruz.

ÜLKELERİN EĞİTİM SİSTEMİNİ YAŞAYIŞ TARZI.....

Günümüz Türkiyesinde  8 yıllık zorunlu eğitim ( 6-15 yaş çocuklar yer alır) sonrası O.K.S. (ortaöğretim seçme sınavı) sınav sistemi yapılmakta ,sonuçlar doğrultusunda da 4 yıllık lise eğitimi ve sonrasında Ö.S.S. ( öğrenci seçme sınavı ) sınavı yapılmaktadır. Eğer bir üniversite kazanır da son sınıfa kadar okuyup mezun olanlar içinde L.E.S. sınavı ve sonrasında daha da zor bir baraj olan unvan çalışmaları mevcuttur. Başarılı bir öğrenci iseniz ve doçentliğe kadar yükselmişseniz bir  de profesör olmak istiyorsanız bundan sonrasını bekleyerek geçirmeniz gerekiyor. Neyi bekleyeceksiniz sorusuna cevap ise ya sizden önceki profesörün emekliye ayrılmasını yada hakkın rahmetine kavuşmasını....

KIRGIZİSTAN da ise; ilk ve orta öğrenim 10 yıl mecburidir.

AMERİKA da ise; Amerikan ilk ve ortaöğrenim sistemi genel olarak ilkokul , ortaokul  ve liselerden  oluşur. Bu sistem anaokulundan 12'inci sınıfa kadar anlamına gelen "K through 12" olarak bilinir. Çocuklar beş yaşına geldiklerinde anaokuluna, altı yaşında ise ilkokula başlarlar ve  ilkokul 6. sınıfa kadar devam eder. Ortaokul altıncı ve dokuzuncu sınıf arasını, bunu takip eden lise ise dokuzuncu ve on ikinci sınıf arasını kapsar. Lise son sınıfa kadar takip edilen bu sıra standarttır ancak kendi içinde bir çok modeli ve yorumlanış biçimi vardır. İlköğretim, cinsiyete, ırka, dine, öğrenme problemlerine, fiziksel yetersizliklere, İngilizce konuşma kabiliyetine bakılmaksızın (yaş limiti değişmekle birlikte) bütün vatandaş ve   göçmenlere-zorunludur. 

 

Lise öğrencileri, çok geniş bir müfredatı takip ederek İngilizce, matematik, teknik ve sosyal bilimlerde derslere katılırlar. Bazı liselerde öğrenciler bölümlere ayrılır,kolej veya üniversiteye devam etmeyi düşünen öğrenciler, ilgili bölümlere devam ederek kendilerini üniversiteye hazırlayacak dersler alırlar. Son yıllarda bölümleşme sistemi popülerliğini kaybetmeye başlamıştır. 1970 yılında Amerikan öğrencilerinden liseyi bitirip koleje devam edenlerin sayısı yüzde elliyken, bugün yüzde yetmiş beş olmuştur. Lise son sınıftayken, öğrenci, seçeceği dala göre kolej başvurusunu yapar. Amerika'da lise okumak sanıldığı kadar zor değildir aslında. Bir Türk öğrencisi için Amerika'da lise dendiğinde akla ilk gelecek  avantajlar şunlardır:

 

Amerika'da lise eğitimi öncelikle İngilizce'deki acemiliğinizi atmanıza yardımcı olacak, okurken, yazarken ve konuşurken dilinize fark edilebilir bir akıcılık kazandıracaktır.

Ailenizden uzakta olacağınız için yaşıtlarınıza göre daha kısa sürede sorumluluk alma ve bağımsız hareket etme yetenekleri kazanacaksınız.

Amerikan kültürü ve yaşam tarzı hakkında birinci dereceden bilgi sahibi olacaksınız.

Ezbere dayalı eğitim yerine düşünme gücünüzü geliştirecek bir müfredat ve arkadaşça yaklaşımlara sahip öğretmenler sayesinde iyi bir akademik kariyer edinmiş olacaksınız.

YÜKSEK ÖĞRENİMİ.....

ABD'deki Yüksek öğrenim, toplam 12 yıllık ilk okul ve orta okul öğrenimin devamı olarak kabul edilir. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra, yaklaşık 18 yaşında olan öğrenciler yüksek öğrenim diploması almak için üniversitelere veya bir meslek kazanmak amacıyla üniversitelerin iki yıllık yüksek-okullarına veya teknik okullara girebilir. En az dört sene eğitim gerektiren yüksek öğretim diploması, yüksek lisans öğrenimi başvurusunun temel şartıdır.

Yüksek lisans yapan öğrenciler bir, iki veya üç senelik master programlarına devam edebilir veya en az üç yıllık bir eğitim sonrası diploma alınan doktora-öncesi programlara doğrudan kayıt olabilirler. Öğrenciler, master derecesini tamamladıktan sonra doktora derecesi için aynı dalda olduğu gibi farklı bir dalda da öğrenimlerine devam edebilirler.

Lise eğitiminden sonra  lise sonrası eğitime geçiş

Amerikan Eğitim Sistemi  esnek bir geçiş sistemine sahiptir, öğrenciler yapmak istedikleri eğitimle ilgili konuları bir çok kere değiştirip, bölümler arası yatay geçişi de rahatlıkla yapabilmektedirler. Geçiş koşullarını her kolej kendi kriterlerine göre belirlemektedir.

Yine aynı şekilde her üniversite kendi kabul şartlarını belirlemekte serbesttir.

Amerika'da yüksek öğrenim

 İki yıllık kurumlar (community and junior colleges)

Sayıca çok fazla olan bu okullar iki amaç için eğitim vermektedirler: Birincisi üniversiteye geçiş yapacak öğrenciler yetiştirmek, ikincisi ise mesleki  öğrenciler yetiştirmektir.

Community College'ler öğrencilere yüksek eğitimin ilk iki yılını almaları için programlar sunarlar. Bu programların amacı, maliyetli olan yüksek eğitimin maliyetlerini düşürmek amaçlıdır.

Community College'lerdeki iki yıllık eğitim dört bölüme ayrılır:

  • İyileştirici ve destekleyici programlar
  • Genel Eğitim
  • Teknik ve Mesleki Programlar
  • Akademik konularda uzmanlaşma, hazırlık programları (yüksek öğrenime transfer yapmak isteyen öğrenciler için)

Transfer programlarına katılan öğrencilerin,

  • Associate of Arts ( A.A.)
  • Associate in Science (A.S.)

Dereceleri yapmaları gerekmektedir. Bu programlar tamamen dört yıllık üniversite eğitimiyle birleştirici programlar olarak düzenlenmiş, öğrencilerin konularıyla ilgili bir ön hazırlık yapmalarını, genel bir vizyon kazanmalarını sağlar.

Amerika'da dört yıllık eğitim kurumları- Üniversiteler

Amerika'da ilk üniversite eğitiminin temelleri, 1700 yıllarında bir dini grup tarafından atılmıştır. Rahip yetiştirme amaçlı bu kurumları zamanla profesyonel eğitim kurumları izlemiştir.1862 yılında “ The Land Grant College Act ”'in yasallaşması ile büyük değişim gösteren yüksek eğitimde, ağırlıklı olarak tarım, mekanik ve sanat konularına yer verilmiştir.

Amerikan üniversitelerini diğer bir çok eğitim sistemlerinden ayıran en belirgin özelliği, Genel   Eğitim aşamasıdır. Bununla beraber araştırma üniversiteleri, profesyonel eğitim kurumları farklı bir yapıda eğitim vermektedirler. Sistem bir çok dalları birbirinden ayırıp farklı eğitim kurumlarında özelleşmeyi tercih etmektedir.

“College” – Kolejlerle, üniversiteleri birbirinden ayıran özellikler, kolejlerin yüksek lisans programları sunmamalarıdır. Bununla beraber, üniversitelerin , birkaç konu hakkında araştırma yapıp, bunları yayımlaması gerekmektedir. Birçok üniversite, birçok bölümden oluşur (bu bölümler hatta kolej olarak da adlandırılır) Kolejler sadece bir ya da iki bölüm sunabilirler. College'lar aynı zamanda  sadece “Post Secondary” – lise sonrası eğitim verebilirler, bu eğitim genelde uzmanlaştıkları alanlardadır (Hukuk okulları v.s

ALMANYA  da ise;(Anaokulu)

İlkokul eğitimi başlamadan önce, 3 ile 6 yaş arası çocukların, velileri tarafından anaokullarına
gönderme imkanları vardır. Bu tamamen velilerin istekleri doğrultusunda olmaktadır. Anaokullarında, okul
öncesi temel bilgiler işlenerek, çocuklar okul eğitimine hazırlanıyor. Ayrıca ana dili almanca olmayan
çocukların dil bilgilerinin gelişmelerine de yardımcı olunuyor.

(İlkokul)

Çocuğu yedi yaşına giren her veli, çocuğunu bir ilk okula kaydettirmek zorundadır. İlkokul eğitimi dört yıl
olup, bu okullarda temel noktada ortak bir eğitim veriliyor. Burada 4 yıl temel eğitimden
sonra, çocuklar kendi kabiliyetlerine göre ve velisinin isteği doğrultusunda, bir orta okula yönlendiriliyor.
Ayrıca bazı eyaletlerde bu dört seneye ek olarak, iki sene de yönlendirme  sınıfları
bulunmaktadır.
Dördüncü sınıfta alınan, birinci dönem karne notları çok önemli olup, bu karne notuna göre yönlendirmeler
yapılmaktadır. Orta dereceli eğitime geçiş ve bu eğitimi veren okulların tanıtımı
İlk okuldan mezun olan öğrenciler orta dereceli okullara geçmektedirler. Orta dereceli eğitimin süresi altı yıldır.
(Eyaletlere göre bu 4 ila 6 yıl arasında değişmektedir)
Bu eğitimi veren okulların sayısı dörttür.
Bunlar: Hauptschule, Realschule, Gymnasium ve Gesamtschulelerdir.
Bu okullara yönlendirmeler öğrencinin ilkokul son sınıfın birinci dönem karnesinin başarısına bağlantılı olarak
gerçekleşmektedir.
Almanya’da zorunlu eğitim 18 yaşına kadar olup, genelde on yıl okul süresini kapsar. Bu eğitim sonunda
öğrenci, not durumuna göre meslek eğitimi  veya Abitur  arasında tercih
yapabilmektedir. Hauptschule hakkında bilinmesi gereken konular

Hauptschule

İlkokulu bitiren her öğrenci bu okullara devam edebilir. Orta öğretimin birinci basamağını
oluşturan bu okullar, diğer okul türlerine göre seviyesi daha düşük olan okullardır. Okul süresi eyaletlere göre farklılıklar göstermektedir.
NRW Eyaletinde 9. sınıftan sonra Hauptschule bitirme diploması alınır. İsteyen öğrenci
10. sınıfa devam edebilir. Bu okulların 5. ve 6. sınıfları, diğerlerinde olduğu gibi deneme
sınıflarıdır.
Bu sınıflarda temel derslerden; İngilizce, Matematik ve Almanca’dan, orta veya daha iyi not alan öğrenciler, aldıkları notların derecesine göre Realschule, Gymnasium ve Gesamtschuleye geçme imkânlarına sahiptirler.
Bazı eyaletlerde Hauptschule’ler, 10 A ve 10 B olarak 9. sınıftan sonra iki bölüme ayrılır.
9. sınıfta temel dersleri (Almanca, İngilizce, Matematik) en az orta olan  olanlar 10 B
sınıflarına, aşağı olanlar 10 A sınıflarına devam ederler.

9. sınıfı bitiren öğrenciler 10 yıllık okula devam mecburiyetini yerine getirmişlerse, meslek eğitimi eğitimine başlayabilirler.
Hauptschle 9. sınıfı bitirenler hangi okullara gidebilirler?
- Hauptschul diploması alırlar
- Bu okulların 10. sınıfına devam edebilirler
- Meslek eğitimine başlayabilirler
Hauptschule 10 A sınıfını bitirenler hangi okullara gidebilirler?
- Hauptschul diploması alırlar
- Not otamalarının tutması halinde meslek lise olgunluğunu elde ederler.
- Meslek eğitimine başlayabilirler.
Hauptschule 10 B sınıfını bitirenler hangi okullara gidebilirler?
- Gymnasium ve Gesamtschule (Yeterli notlarla)
- Meslek liseleri (Fachschule)
- Meslek kolejleri (Berufskolleg) Realschule hakkında bilinmesi geren konular

Realschule

Daha önce belirttiğimiz gibi Hauptschule, öğrencileri meslek eğitimine yönlendiren okullardır.
Realschule ise öğrencileri hem meslek, hem genel eğitime yönlendiren okullardır. Çocuklarını liselere yönlendirmeyen velilere tavsiyeler, onları bu okullara göndermenin imkânlarını aramalarıdır. Böylece çocuklarının eğitim süresi içerisindeki gelişmelerine göre, ileriki yıllarda meslek eğitimi veya genel eğitimi tercih etme konusunda daha rahat hareket etme imkanını sağlamış olacaklardır.
Bu okullar ilkokuldan sonra altı yıl sürmektedir. Yani 5. ve 10. sınıflar arasıdır. Bu okulları bitirenler Realschule diplomasını (Realschulabschluss) veya (mittlere Bildungsabschluss) alırlar. Bu aynı zamanda meslek lise olgunluğu olarak kabul edilir. Bu okulları bitiremeyenlere ise Hauptschule bitirme diplomasına denk bir diploma verilir.
Bu orta okulların 5. ve 6. sınıfları deneme sınıflarıdır. Deneme sınıflarında zayıfı olmayan öğrenciler realschulelerin bir üst sınıflarına, zayıfları olanlar veya başarısız olanlar Hauptschulelere yönlendirilir.
Temel derslerde (Matematik, Almanca, İngilizce) not ortalaması iyi olanlar veya genel anlamda not ortalaması düzgün öğrenciler liseye yatay geçiş yapabilirler. Bu durumda olan öğrenciler zaman  kaybetmeden sınıf öğretmenleriyle irtibata geçmelidir.
Realschulelerde birinci yabancı dil 5. sınıftan itibaren, ikinci yabancı dil ise seçmeli olarak 7. sınıftan itibaren okutulur. 9. ve 10. sınıfta yetenek ve eğilimlerine uygun olarak, iki saatlik zorunlu seçmeli dersler alırlar. Bu dersler şunlardan oluşmaktadır (Biyoloji, Fizik, Kimya, Sosyal Bilgiler, Spor, Teknik ve Sanat).
Realschule diploması  olanlar hangi okullara devam edebilirler?

Gymnasium (11.-13. sınıf)
- Gesamtschule (11.-13. sınıf)
- Fachoberschule
- Berufsoberschule
- Berufskolleg
- Fachgymnasium
- Technische Oberschule
- Wirtschaftsoberschule
- Berufsgymnasium
- Fachakademie
- Höhere Berufsschule (3 yıllık)
- Höhere Berufsschule ( 2 yıllık, 1 yıl staj) Gymnasium hakkında bilinmesi gereken konular

Gymnasium

Çocukları zeki ve çalışkan olan, onlara iyi gelecek düşünen anne ve babalara bu okulları özellikle tavsiye ederiz.
Çünkü gymnasiumlar diğer okulların sunduğu tüm imkanların yanında, tüm üniversitelere ve yüksek okullara gidebilme ve yüksek okuldan sonra ihtisas, doktora imkanı ile tıp hukuk gibi Latince ağırlıklı bölümleri daha rahat bitirme imkanı ve kolaylığı sağlamaktadır.
Gymnasiumlar bu özellikleri ve eğitim kalitesi sebebiyle biraz daha yorucu olmakla birlikte, diğer okul türlerinden daha tercihlidir.
İlkokulu başarı ile bitiren her öğrenci bu okullara kayıtlarını yaptırabilirler.
Gymnasiumun 5. ve 10. sınıfları arası, orta öğretimin birinci bölümünü , 11. ile 13. sınıfları
arası ise orta öğretimin ikinci bölümünü oluşturur.5. ve 6. sınıfları arası, diğer okul türlerinde olduğu gibi deneme sınıflarıdır. Öğrenciler bu sınıflardaki başarı durumlarına göre, ya gymnasiuma devam ettirilirler veya diğer okul türlerine yönlendirilirler.Gymnasiumda birinci yabancı dil genellikle İngilizce veya ladincedir. İki dilde eğitim yapan bazı gymnasiumlarda Fransızca birinci dil olarak okutulabilir. Birinci dil olarak Latince veya Fransızcıyı seçenler
ikinci dil olarak da İngilizciyi seçmek zorundadırlar. Bazı okullarda yabancı öğrenciler, dolayısıyla Türk öğrencileri, kendi dillerini zorunlu yabancı dillerden biri olarak seçebilirler. Gesamtschule hakkında bilinmesi gereken konular

Gesamtschule

İlkokulu bitiren herkes bu okullara devam edebilir. Bu okullarda Hauptschule, Realschule ve Gymnasiumun bir çok özelliklerini taşıyan bir eğitim programı uygulanır. Bu okullar 5. ve 10. sınıflar  ile 11.-13.sınıflardan oluşur.
Bu okulun 10. sınıf diploması Gymnasium bitirmeye eşdeğerde olup, Abitur yapmaya hak kazanırlar. Bu okullarda 5. sınıftan itibaren mecburi olarak yabancı dil eğitimi verilir.
Yabancı dil olarak İngilizce öğretilir ve ayrıca 7. sınıftan itibaren Türkçe, Fransızca, Latince ve Rusça yabancı dilleri de seçmeli ve mecburi ders olarak verilir.
Bu okullarda 11.sınıftan itibaren seçmeli, ama mecburi ders olarak bir de ek derslere katılmak zorunluluğu vardır. Ek dersler olarak şu sıralamayı yapabiliriz. Fen bilgisi, Spor, Sosyal Bilgiler, Tarih, Coğrafya, bir diğer yabancı dil eğitimi, matematik vs.
Ayrıca pratiğe yönelik eğitimler de verilir. Bu eğitimler yarım senelik kurslar şeklinde yapılır.
Başarılı öğrenciler bir üst sınıflara geçerler. Başarı düzeyi az olan öğrenciler ise, ek kurslara gönderilerek başarı derecesinin artırımı yoluna gidilir. Gesamtschulelerde tam gün eğitim verilir. Bu eğitim saat 08.00 ila 16.00 arasıdır.
Gesamtschule 13. sınıftan itibaren mezun olan bir öğrenci diplomasının, not ortalamasına
göre istediği üniversiteye veya benzeri bir yüksek okula gidebilir. Sonderschule ile ilgili bilinmesi gereken bazı konular

Sonderschule

İlk ve orta dereceli okulların, normal eğitim kurumlarında derslere katılamayacak öğrenciler öğrenim özürlüleri okulunda  eğitilirler.
Vatandaşların dikkat etmesi gereken hususlar:
Çocuğu Sonderschule’ye gönderilmek istenen anne ve babalar, hakikaten çocuklarının zeka düzeyinin normal olduğuna, öğrenim özürlü olmadıklarına inanıyorlar ise, bunu kanuni yollarla önleyebilirler.
Bir öğrencinin Sonderschuleye gönderilmesinde takip edilen yol kısaca şu şekildedir:
- Çocuğun sınıf öğretmeni, öğrencisinin öğrenim özürlü olduğunu tespit etmiş ve bu okula gitmesi gerektiğine inanıyorsa, bu konuda okul müdürünü bilgilendirir.
- Aynı anda aile de, çocuğunun öğrenim özürlü olduğu konusunda bilgilendirilir.
- Ailenin onayı alındıktan sonra, çocuk okul doktoruna gönderilerek bir test yaptırılır.
- Öğrenci hakkında rapor hazırlanır. (Okul doktoru tarafından)
- Bu rapor neticesinde eğitim dairesi öğrencinin bu okula gidip gitmemesi konusunda karar verir.
Schulamt’ın vereceği olumsuz karara nasıl itiraz edilir?
- Veli schulamt kararına bir ay içerisinde, yazılı olarak itiraz eder.
- Eğer itiraz yeterli bulunmaz ve reddedilirse, bir sonraki itiraz mercii valiliktir.
- Valilik de eğitim dairesi gibi düşünürse, son itiraz mercii İdari Mahkemedir.
Özürlü öğrenciler için yeni düzenlemeler Almanya’nın NRW Eyaletinde Eğitim Bakanlığı 1995/’96 eğitim yılından beri geçerli olmak üzere, öğrenim özürlü çocuklar ve gençler için yeni düzenlemeler getirdi. Bu durumdaki öğrenciler, artık okulların imkanları ölçüsünde ve aynı programların uygulanabilirliği dikkate alınarak, şimdiye kadar olduğu gibi, sadece Sonderschulelerde değil, ilkokul ve orta öğretimin birinci basamağını oluşturan Hauptschule, Realschule, Gymnasium ve Gesamtschule gibi temel eğitim okullarında da eğitilebilecekler. Bunun için yukarıda adı geçen okullarda aynı çatı altında, öğrenim özürlü olan öğrenciler için özel sınıflar ve özel gruplar oluşturularak, burada bu öğrencilere özel eğitim programları uygulanır. Meslek eğitimi ve Abitur Hakkında bilinmesi gereken konular Orta Öğretimin birinci kademesi olan bitiren öğrenciler istedikleri takdirde meslek eğitimi
yapabilirler. Bu seçimlerinde kendi kabiliyetleri büyük bir rol oynamaktadır. Genel liselerin 11. ile 13. sınıfları arası eğitimini tamamlayan öğrenciler Abituru almış sayılıp üniversiteye gitmeye hak
kazanırlar.
Ayrıca Alman eğitim sistemi, çeşitli okullar vasıtasıyla meslek eğitimi sırasında, bir üniversiteye gitme imkânını da sağlıyor

MACARİSTAN da ise; Macaristan geleneksel olarak “Üniversite” ve “Kolej”lerden oluşan ikili bir yüksek öğretim sistemine sahiptir. Kolejler sadece lisans düzeyinde bir eğitim sunarken üniversiteler hem lisans hem de yüksek lisans ve doktora eğitim programları sunarlar. Lisans derecesi için gerekli olan minimum eğitim süresi 3-4 yıl iken, 6 yıllık eğitimini mecburi olduğu tıp eğitimi dışında, yüksek lisans derecesi için bu 4-5 yıla çıkmaktadır. Bir akademik yıl, her biri 14-15 haftalık eğitim ve seminer, akabinde de 6 haftalık sınav süresinden oluşan 2 sömestıra bölünmüştür. Yabancı dillerde önerilen eğitim programları içinde tıp, eczacılık, dişçilik, sağlık bilimleri, mühendislikler, ekonomi bilimleri, doğal bilimler, beşeri bilimler, sanat ve müzik üzerine bölümler bulunmaktadır.

   Macar yüksek öğretimin gücü birçok farklı konuda sunulan PhD (Doktora) programlarında yatmaktadır. Macaristan üniversitelerinde verilen Doktora dereceleri –tıpkı lisans ve yüksek lisans dereceleri gibi– Avrupa’da kolayca tanınmaktadır.

   Macaristan’daki ilk uluslararası eğitim programı 1983’te başlamıştır. O zamandan beri 52 farklı ülkeden 15,000’nin üzerinde yabancı öğrenci Macaristan üniversitelerinden mezun olmuştur. Macaristan üniversitelerinde en çok öğrenci kabul edilen ilk 10 ülke sırasıyla şöyledir :


    Almanya, İsrail, Norveç, Kıbrıs, İran, İsveç, ABD, Nijerya, Çin, Kanada.

 

Kaynakça : www.turkfederasyon.com 

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı