|
DEĞİŞMEYEN YÖK KANUNLARI......
Ülkemizde her sene
yapılan öğrenci seçme sınavına milyonlarca öğrenci
girmektedir. Kimi öğrenciler bu sınavda başarılı olduğu gibi
kimi öğrencilerde başarılı olamamaktadır. Her geçen sene
başarılı olamayan öğrencilerle birlikte sınava giren öğrenci
sayısında da artış görülmektedir. Bu da gençlerimizin bir
sonraki girecekleri sınavda istedikleri ve okuyabilecekleri
bölümlerden çok neresi olursa razıyım dedikleri bölümlere
kayıt yaptıracakları anlamına geliyor. Seçtiğimiz bu
bölümler hiçbir zaman mesleğimizi yerine getiremeyeceğimiz
bir bölüm ve sonra ki senelerde başka bir bölüme yatay Geçiş
hakkını kullanarak Geçiş yapmamıza sebep olmaktan öteye
gidemeyecektir. Bu da her ÖSS barajından geçip
üniversitelerimize kayıt yaptıran öğrencilerin muhakkak
suretle bölüm değişikliğine gideceği anlamına gelmiyor; ama
ülke gençleri üzerinde öğrenci seçme sınav sisteminin
olumsuz etkileri olduğu da aşikardır. Başımdan geçen bir
olayı anlatırsam ÖSS vahametini daha iyi kavramış olursunuz.
Ben ZİRAAT FAKÜLTESİ / ZİRAAT MÜHENDİSLİĞİ öğrencisiyim. Bu
sene başında ,2005-2006 öğretim yılında, fakülte dekanı ile
yaptığımız toplantıda dekanımızın bize söylediği bir söz
ülke gençliği geleceğinin ne derece kötüye gittiğini
göstermekteydi. Dekanımız öğrenci seçme sınavı ile ziraat
fakültelerine gelen her öğrencinin genelinde mezun olduktan
sonra muhakkak farklı işlerde çalıştığını ve kendi bölümüyle
ilgili iş yapan öğrenci sayısının çok az olduğunu
belirtmişti. Her sene fakültemize kayıt yaptıran öğrenci
sayısının 250 kişi olduğunu da düşünürsek ÖSS sınav
sisteminin ülke gençliğine faydalı olmaktan daha ziyade
geleceğimizi daha da kötü bir sona dayandırdığını görmek çok
da zor değil.
GERÇEKTE...
Çağımızda ülke
gerçeklerini göz ardı etmek faydasız ve anlamsızdır.
Üniversitelerin bilim adamı yetiştiren bir birim olmaktan
çıktığı ve her sene üniversitelerimizden mezun sayısının
gittikçe arttığı su götürmez bir gerçektir. Bu da
toplumumuzda büyük bir yara açmaktadır. Her geçen
dakika,halk tabiri ile, diplomalı işsiz sayısın da artış
olmaktadır.
Halbuki dünya da en çok
genç nüfusa sahip ülkelerden biri de TÜRKİYE dir. Sahip
olduğumuz genç nüfusun çok oluşu ile ülke geleceğinin parlak
olması gerekirken;ne yazık ki parlak bir gelecekten çok
ülke gençleri yarınının ne olacağını düşünür oldu. Üreten
bir toplumun kendi ürettiği bilgi,materyal vs. her şeyi en
iyi bir şekilde kullanması ülke yararınadır ve böyle bir
ülke sınırlarında onurlu bir şekilde yaşam süren ülke
gençliğinin de ülkesine zarar verecek hal ve davranışlarda
bulunması imkansızdır. Bulunanların ise anlık gaflete
düşerek yaptıklarını düşünmeli ve o insanlara da ülkesi için
üreten ve ürettiği her nesneyi ülkesinin yararına kullanan
insanlarımızdan kılmak adına gerekli mekanizmaları
oluşturmalıyız.
TÜRK EĞİTİM
SİSTEMİNDE.....
Türk eğitim sisteminden
ÖSS sisteminin çıkarılıp daha çok ilköğretim yaşındaki
gençlerimizin nelere ilgi duyduklarını, nelere
kabiliyetlerinin olduklarını tespit etmeli hatta yıllık
çeteleleri tutulmalı ve onlara sevdikleri, beceri sahibi
oldukları konularda eğitim verilmelidir.
Mesela ilk eğitim ailede
başlamalıdır ve en geç 5 yaşında başlanmalıdır bu eğitime.
Devlet desteği ile oluşturulacak bir kurum ile en küçük
birimlerimizden mesela mahallelerimizden başlanarak eğitim
teşkilatları kurulmalıdır. Bu teşkilatlarda ailelerde ki
okula başlamamış yaşlarda ki çocukları tespit etmeli ve
onların sokaklarda oyun oynayarak değil de mahalli
teşkilatlarının kurdukları eğitim yuvalarında hem oyun
oynayarak , hem de daha doğru bilgiler alıp öğrenerek
yetişmeleri sağlanmalıdır. Hatta sadece çocuklarımız değil
ailelerde eğitime tabii tutulmalıdır. Onlar içinde çocuk
gelişimi,çocuk psikolojisi,evlatlarının ders
çalışması-sınavlara hazırlıklarda onlara ne gibi yardımlarda
bulunabileceklerini içeren bir nevi rehberlik hizmeti
eğitimi verilmelidir. Böylelikle aileler de çocuklarının
neyi daha çok sevdiklerini ,neyi yapamadıklarını öğrenmiş
olur.
Böylelikle oluşturulacak
mahalli teşkilatlar da çocuklarımıza verilmesini istediğimiz
her şeyin günümüz eğitim sisteminde uygulanmasını
sağlayabilecektir. Yeni den isteklerimizi sıralamış olursak
;
a)
Türk dili
öğretilmeli
b)
Milli ve
ahlaki değerlerimiz öğretilmeli
c)
Yetenekli
öğrenciler ortaya çıkartılmalıdır
d)
Yetenekli
öğrencilerin yeteneklerine göre (beden eğitimi, resim,
müzik, koreografi, yabancı dil vs.) temel eğitimine
başlanmalıdır.
İlköğretim sıralarında
ise tamamen yetenekleri,kabiliyetleri,bilgileri ve
zekalarına göre eğitim verilmelidir. Esas tahsilde
sınıflarda öğrenci sayısı azami 20 kişi bulundurulmalıdır.
40 kişiye ulaşan sınıflar ikiye bölünüp iki sınıf haline
getirilmelidir. Bu kurala uygun olmayan kırsal kesimlerde
ise eğitimi kolaylaştırıcı sistemler geliştirilmelidir.
Liseler zorunlu eğitim
kapsamına alınmalıdır. Bir sınıfta 15-30 kişi
olmalı,böylelikle de eğitmenlerin bireylerle birebir
ilgilenmeleri sağlanmış olur. Hatta Üniversiteler kendi
bünyelerinde liseler açmalıdırlar. Bu liseler ihtisas
liseleri diye anılmalı,ve bu liselerde belli bir dalda
ihtisas eğitimine ağırlık verilmelidir. Örneğin TÜRK DİLİ VE
EĞİTİMİ fakülteleri kendi adlarında liseler açarak kendi
belirledikleri eğitim programı ile eğitim vermelidirler.
Mesleki ve teknik eğitime ise, zorunlu eğitimi bitiren,
sanata ilgisi olan , çeşitli üretim alanlarında meslek
bilgisini arttırmak isteyenler veya mesleğini değiştirmek
amacını güdenler başvurabilmelidir. Vatandaşların çeşitli
meslekler öğrenmesi, ihtisaslarının arttırılması ve yeni bir
ihtisas alanına geçmesi için meslek okullarına ilave olarak
kurslar da organize edilmeli,devlet tarafından teşvik
edilmelidir.. Farklı bölgelerde, o bölgenin özelliğine göre
önem arz eden alanlarda meslek okulları ve meslek liseleri
açılmalıdır. Mesleki ve teknik eğitim kuruluşlarının gündüz
ve akşam kursları oluşturulmak suretiyle halka hizmet
vermeleri sağlanmalıdır.
Ve en sonunda yüksek
öğrenim görmek isteyen gençlerimizin istekleri ve
kabiliyetleri doğrultusunda bir bölüm seçmesi sağlanarak,
şuan ki ÖSS sisteminden farklı bir eğitim sistemi ile daha
üretken,kendi mesleğini yapan bir toplum profili oluşturmuş
oluruz.
ÜLKELERİN EĞİTİM
SİSTEMİNİ YAŞAYIŞ TARZI.....
Günümüz Türkiyesinde 8
yıllık zorunlu eğitim ( 6-15 yaş çocuklar yer alır) sonrası
O.K.S. (ortaöğretim seçme sınavı) sınav sistemi yapılmakta
,sonuçlar doğrultusunda da 4 yıllık lise eğitimi ve
sonrasında Ö.S.S. ( öğrenci seçme sınavı ) sınavı
yapılmaktadır. Eğer bir üniversite kazanır da son sınıfa
kadar okuyup mezun olanlar içinde L.E.S. sınavı ve
sonrasında daha da zor bir baraj olan unvan çalışmaları
mevcuttur. Başarılı bir öğrenci iseniz ve doçentliğe kadar
yükselmişseniz bir de profesör olmak istiyorsanız bundan
sonrasını bekleyerek geçirmeniz gerekiyor. Neyi
bekleyeceksiniz sorusuna cevap ise ya sizden önceki
profesörün emekliye ayrılmasını yada hakkın rahmetine
kavuşmasını....
KIRGIZİSTAN da ise; ilk
ve orta öğrenim 10 yıl mecburidir.
AMERİKA da ise; Amerikan
ilk ve ortaöğrenim sistemi genel olarak ilkokul , ortaokul
ve liselerden oluşur. Bu sistem anaokulundan 12'inci sınıfa
kadar anlamına gelen "K through 12" olarak bilinir. Çocuklar
beş yaşına geldiklerinde anaokuluna, altı yaşında ise
ilkokula başlarlar ve ilkokul 6. sınıfa kadar devam eder.
Ortaokul altıncı ve dokuzuncu sınıf arasını, bunu takip eden
lise ise dokuzuncu ve on ikinci sınıf arasını kapsar. Lise
son sınıfa kadar takip edilen bu sıra standarttır ancak
kendi içinde bir çok modeli ve yorumlanış biçimi vardır.
İlköğretim, cinsiyete, ırka, dine, öğrenme problemlerine,
fiziksel yetersizliklere, İngilizce konuşma kabiliyetine
bakılmaksızın (yaş limiti değişmekle birlikte) bütün
vatandaş ve göçmenlere-zorunludur.
Lise öğrencileri, çok
geniş bir müfredatı takip ederek İngilizce, matematik,
teknik ve sosyal bilimlerde derslere katılırlar. Bazı
liselerde öğrenciler bölümlere ayrılır,kolej veya
üniversiteye devam etmeyi düşünen öğrenciler, ilgili
bölümlere devam ederek kendilerini üniversiteye hazırlayacak
dersler alırlar. Son yıllarda bölümleşme sistemi
popülerliğini kaybetmeye başlamıştır. 1970 yılında Amerikan
öğrencilerinden liseyi bitirip koleje devam edenlerin sayısı
yüzde elliyken, bugün yüzde yetmiş beş olmuştur. Lise son
sınıftayken, öğrenci, seçeceği dala göre kolej başvurusunu
yapar. Amerika'da lise okumak sanıldığı kadar zor değildir
aslında. Bir Türk öğrencisi için Amerika'da lise dendiğinde
akla ilk gelecek avantajlar şunlardır:
Amerika'da lise eğitimi
öncelikle İngilizce'deki acemiliğinizi atmanıza yardımcı
olacak, okurken, yazarken ve konuşurken dilinize fark
edilebilir bir akıcılık kazandıracaktır.
Ailenizden uzakta olacağınız için yaşıtlarınıza göre daha
kısa sürede sorumluluk alma ve bağımsız hareket etme
yetenekleri kazanacaksınız.
Amerikan kültürü ve yaşam tarzı hakkında birinci dereceden
bilgi sahibi olacaksınız.
Ezbere dayalı eğitim yerine düşünme gücünüzü geliştirecek
bir müfredat ve arkadaşça yaklaşımlara sahip öğretmenler
sayesinde iyi bir akademik kariyer edinmiş olacaksınız.
YÜKSEK ÖĞRENİMİ.....
ABD'deki Yüksek öğrenim,
toplam 12 yıllık ilk okul ve orta okul öğrenimin devamı
olarak kabul edilir. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra,
yaklaşık 18 yaşında olan öğrenciler yüksek öğrenim diploması
almak için üniversitelere veya bir meslek kazanmak amacıyla
üniversitelerin iki yıllık yüksek-okullarına veya teknik
okullara girebilir. En az dört sene eğitim gerektiren yüksek
öğretim diploması, yüksek lisans öğrenimi başvurusunun temel
şartıdır.
Yüksek lisans yapan öğrenciler bir, iki veya üç senelik
master programlarına devam edebilir veya en az üç yıllık bir
eğitim sonrası diploma alınan doktora-öncesi programlara
doğrudan kayıt olabilirler. Öğrenciler, master derecesini
tamamladıktan sonra doktora derecesi için aynı dalda olduğu
gibi farklı bir dalda da öğrenimlerine devam edebilirler.
Lise eğitiminden sonra
lise sonrası eğitime geçiş
Amerikan Eğitim Sistemi
esnek bir geçiş sistemine sahiptir, öğrenciler yapmak
istedikleri eğitimle ilgili konuları bir çok kere
değiştirip, bölümler arası yatay geçişi de rahatlıkla
yapabilmektedirler. Geçiş koşullarını her kolej kendi
kriterlerine göre belirlemektedir.
Yine aynı şekilde her
üniversite kendi kabul şartlarını belirlemekte serbesttir.
Amerika'da yüksek öğrenim
İki yıllık kurumlar
(community and junior colleges)
Sayıca çok fazla olan bu
okullar iki amaç için eğitim vermektedirler: Birincisi
üniversiteye geçiş yapacak öğrenciler yetiştirmek, ikincisi
ise mesleki öğrenciler yetiştirmektir.
Community College'ler
öğrencilere yüksek eğitimin ilk iki yılını almaları için
programlar sunarlar. Bu programların amacı, maliyetli olan
yüksek eğitimin maliyetlerini düşürmek amaçlıdır.
Community College'lerdeki
iki yıllık eğitim dört bölüme ayrılır:
-
İyileştirici ve
destekleyici programlar
-
Genel Eğitim
-
Teknik ve Mesleki
Programlar
-
Akademik konularda
uzmanlaşma, hazırlık programları (yüksek öğrenime
transfer yapmak isteyen öğrenciler için)
Transfer programlarına
katılan öğrencilerin,
-
Associate of Arts (
A.A.)
-
Associate in Science
(A.S.)
Dereceleri yapmaları
gerekmektedir. Bu programlar tamamen dört yıllık üniversite
eğitimiyle birleştirici programlar olarak düzenlenmiş,
öğrencilerin konularıyla ilgili bir ön hazırlık yapmalarını,
genel bir vizyon kazanmalarını sağlar.
Amerika'da dört yıllık
eğitim kurumları- Üniversiteler
Amerika'da ilk üniversite
eğitiminin temelleri, 1700 yıllarında bir dini grup
tarafından atılmıştır. Rahip yetiştirme amaçlı bu kurumları
zamanla profesyonel eğitim kurumları izlemiştir.1862 yılında
“ The Land Grant
College Act ”'in yasallaşması ile büyük
değişim gösteren yüksek eğitimde, ağırlıklı olarak tarım,
mekanik ve sanat konularına yer verilmiştir.
Amerikan üniversitelerini
diğer bir çok eğitim sistemlerinden ayıran en belirgin
özelliği, Genel Eğitim aşamasıdır. Bununla beraber
araştırma üniversiteleri, profesyonel eğitim kurumları
farklı bir yapıda eğitim vermektedirler. Sistem bir çok
dalları birbirinden ayırıp farklı eğitim kurumlarında
özelleşmeyi tercih etmektedir.
“College” – Kolejlerle,
üniversiteleri birbirinden ayıran özellikler, kolejlerin
yüksek lisans programları sunmamalarıdır. Bununla beraber,
üniversitelerin , birkaç konu hakkında araştırma yapıp,
bunları yayımlaması gerekmektedir. Birçok üniversite, birçok
bölümden oluşur (bu bölümler hatta kolej olarak da
adlandırılır) Kolejler sadece bir ya da iki bölüm
sunabilirler. College'lar aynı zamanda sadece “Post
Secondary” – lise sonrası eğitim verebilirler, bu eğitim
genelde uzmanlaştıkları alanlardadır (Hukuk okulları v.s
ALMANYA da
ise;(Anaokulu)
İlkokul eğitimi başlamadan önce, 3 ile 6 yaş arası
çocukların, velileri tarafından anaokullarına
gönderme imkanları vardır. Bu tamamen velilerin istekleri
doğrultusunda olmaktadır. Anaokullarında, okul
öncesi temel bilgiler işlenerek, çocuklar okul eğitimine
hazırlanıyor. Ayrıca ana dili almanca olmayan
çocukların dil bilgilerinin gelişmelerine de yardımcı
olunuyor.
(İlkokul)
Çocuğu yedi yaşına giren her veli, çocuğunu bir ilk okula
kaydettirmek zorundadır. İlkokul eğitimi dört yıl
olup, bu okullarda temel noktada ortak bir eğitim veriliyor.
Burada 4 yıl temel eğitimden
sonra, çocuklar kendi kabiliyetlerine göre ve velisinin
isteği doğrultusunda, bir orta okula yönlendiriliyor.
Ayrıca bazı eyaletlerde bu dört seneye ek olarak, iki sene
de yönlendirme sınıfları
bulunmaktadır.
Dördüncü sınıfta alınan, birinci dönem karne notları çok
önemli olup, bu karne notuna göre yönlendirmeler
yapılmaktadır. Orta dereceli eğitime geçiş ve bu eğitimi
veren okulların tanıtımı
İlk okuldan mezun olan öğrenciler orta dereceli okullara
geçmektedirler. Orta dereceli eğitimin süresi altı yıldır.
(Eyaletlere göre bu 4 ila 6 yıl arasında değişmektedir)
Bu eğitimi veren okulların sayısı dörttür.
Bunlar: Hauptschule, Realschule, Gymnasium ve
Gesamtschulelerdir.
Bu okullara yönlendirmeler öğrencinin ilkokul son sınıfın
birinci dönem karnesinin başarısına bağlantılı olarak
gerçekleşmektedir.
Almanya’da zorunlu eğitim 18 yaşına kadar olup, genelde on
yıl okul süresini kapsar. Bu eğitim sonunda
öğrenci, not durumuna göre meslek eğitimi veya Abitur
arasında tercih
yapabilmektedir. Hauptschule hakkında bilinmesi gereken
konular
Hauptschule
İlkokulu bitiren her öğrenci bu okullara devam edebilir.
Orta öğretimin birinci basamağını
oluşturan bu okullar, diğer okul türlerine göre seviyesi
daha düşük olan okullardır. Okul süresi eyaletlere göre
farklılıklar göstermektedir.
NRW Eyaletinde 9. sınıftan sonra Hauptschule bitirme
diploması alınır. İsteyen öğrenci
10. sınıfa devam edebilir. Bu okulların 5. ve 6. sınıfları,
diğerlerinde olduğu gibi deneme
sınıflarıdır.
Bu sınıflarda temel derslerden; İngilizce, Matematik ve
Almanca’dan, orta veya daha iyi not alan öğrenciler,
aldıkları notların derecesine göre Realschule, Gymnasium ve
Gesamtschuleye geçme imkânlarına sahiptirler.
Bazı eyaletlerde Hauptschule’ler, 10 A ve 10 B olarak 9.
sınıftan sonra iki bölüme ayrılır.
9. sınıfta temel dersleri (Almanca, İngilizce, Matematik) en
az orta olan olanlar 10 B
sınıflarına, aşağı olanlar 10 A sınıflarına devam ederler.
9. sınıfı bitiren öğrenciler 10 yıllık okula devam
mecburiyetini yerine getirmişlerse, meslek eğitimi eğitimine
başlayabilirler.
Hauptschle 9. sınıfı bitirenler hangi okullara gidebilirler?
- Hauptschul diploması alırlar
- Bu okulların 10. sınıfına devam edebilirler
- Meslek eğitimine başlayabilirler
Hauptschule 10 A sınıfını bitirenler hangi okullara
gidebilirler?
- Hauptschul diploması alırlar
- Not otamalarının tutması halinde meslek lise olgunluğunu
elde ederler.
- Meslek eğitimine başlayabilirler.
Hauptschule 10 B sınıfını bitirenler hangi okullara
gidebilirler?
- Gymnasium ve Gesamtschule (Yeterli notlarla)
- Meslek liseleri (Fachschule)
- Meslek kolejleri (Berufskolleg) Realschule hakkında
bilinmesi geren konular
Realschule
Daha önce belirttiğimiz gibi Hauptschule, öğrencileri meslek
eğitimine yönlendiren okullardır.
Realschule ise öğrencileri hem meslek, hem genel eğitime
yönlendiren okullardır. Çocuklarını liselere yönlendirmeyen
velilere tavsiyeler, onları bu okullara göndermenin
imkânlarını aramalarıdır. Böylece çocuklarının eğitim süresi
içerisindeki gelişmelerine göre, ileriki yıllarda meslek
eğitimi veya genel eğitimi tercih etme konusunda daha rahat
hareket etme imkanını sağlamış olacaklardır.
Bu okullar ilkokuldan sonra altı yıl sürmektedir. Yani 5. ve
10. sınıflar arasıdır. Bu okulları bitirenler Realschule
diplomasını (Realschulabschluss) veya (mittlere
Bildungsabschluss) alırlar. Bu aynı zamanda meslek lise
olgunluğu olarak kabul edilir. Bu okulları bitiremeyenlere
ise Hauptschule bitirme diplomasına denk bir diploma
verilir.
Bu orta okulların 5. ve 6. sınıfları deneme sınıflarıdır.
Deneme sınıflarında zayıfı olmayan öğrenciler
realschulelerin bir üst sınıflarına, zayıfları olanlar veya
başarısız olanlar Hauptschulelere yönlendirilir.
Temel derslerde (Matematik, Almanca, İngilizce) not
ortalaması iyi olanlar veya genel anlamda not ortalaması
düzgün öğrenciler liseye yatay geçiş yapabilirler. Bu
durumda olan öğrenciler zaman kaybetmeden sınıf
öğretmenleriyle irtibata geçmelidir.
Realschulelerde birinci yabancı dil 5. sınıftan itibaren,
ikinci yabancı dil ise seçmeli olarak 7. sınıftan itibaren
okutulur. 9. ve 10. sınıfta yetenek ve eğilimlerine uygun
olarak, iki saatlik zorunlu seçmeli dersler alırlar. Bu
dersler şunlardan oluşmaktadır (Biyoloji, Fizik, Kimya,
Sosyal Bilgiler, Spor, Teknik ve Sanat).
Realschule diploması olanlar hangi okullara devam
edebilirler?
Gymnasium (11.-13. sınıf)
- Gesamtschule (11.-13. sınıf)
- Fachoberschule
- Berufsoberschule
- Berufskolleg
- Fachgymnasium
- Technische Oberschule
- Wirtschaftsoberschule
- Berufsgymnasium
- Fachakademie
- Höhere Berufsschule (3 yıllık)
- Höhere Berufsschule ( 2 yıllık, 1 yıl staj) Gymnasium
hakkında bilinmesi gereken konular
Gymnasium
Çocukları zeki ve çalışkan olan, onlara iyi gelecek düşünen
anne ve babalara bu okulları özellikle tavsiye ederiz.
Çünkü gymnasiumlar diğer okulların sunduğu tüm imkanların
yanında, tüm üniversitelere ve yüksek okullara gidebilme ve
yüksek okuldan sonra ihtisas, doktora imkanı ile tıp hukuk
gibi Latince ağırlıklı bölümleri daha rahat bitirme imkanı
ve kolaylığı sağlamaktadır.
Gymnasiumlar bu özellikleri ve eğitim kalitesi sebebiyle
biraz daha yorucu olmakla birlikte, diğer okul türlerinden
daha tercihlidir.
İlkokulu başarı ile bitiren her öğrenci bu okullara
kayıtlarını yaptırabilirler.
Gymnasiumun 5. ve 10. sınıfları arası, orta öğretimin
birinci bölümünü , 11. ile 13. sınıfları
arası ise orta öğretimin ikinci bölümünü oluşturur.5. ve 6.
sınıfları arası, diğer okul türlerinde olduğu gibi deneme
sınıflarıdır. Öğrenciler bu sınıflardaki başarı durumlarına
göre, ya gymnasiuma devam ettirilirler veya diğer okul
türlerine yönlendirilirler.Gymnasiumda birinci yabancı dil
genellikle İngilizce veya ladincedir. İki dilde eğitim yapan
bazı gymnasiumlarda Fransızca birinci dil olarak
okutulabilir. Birinci dil olarak Latince veya Fransızcıyı
seçenler
ikinci dil olarak da İngilizciyi seçmek zorundadırlar. Bazı
okullarda yabancı öğrenciler, dolayısıyla Türk öğrencileri,
kendi dillerini zorunlu yabancı dillerden biri olarak
seçebilirler. Gesamtschule hakkında bilinmesi gereken
konular
Gesamtschule
İlkokulu bitiren herkes bu okullara devam edebilir. Bu
okullarda Hauptschule, Realschule ve Gymnasiumun bir çok
özelliklerini taşıyan bir eğitim programı uygulanır. Bu
okullar 5. ve 10. sınıflar ile 11.-13.sınıflardan oluşur.
Bu okulun 10. sınıf diploması Gymnasium bitirmeye eşdeğerde
olup, Abitur yapmaya hak kazanırlar. Bu okullarda 5.
sınıftan itibaren mecburi olarak yabancı dil eğitimi
verilir.
Yabancı dil olarak İngilizce öğretilir ve ayrıca 7. sınıftan
itibaren Türkçe, Fransızca, Latince ve Rusça yabancı dilleri
de seçmeli ve mecburi ders olarak verilir.
Bu okullarda 11.sınıftan itibaren seçmeli, ama mecburi ders
olarak bir de ek derslere katılmak zorunluluğu vardır. Ek
dersler olarak şu sıralamayı yapabiliriz. Fen bilgisi, Spor,
Sosyal Bilgiler, Tarih, Coğrafya, bir diğer yabancı dil
eğitimi, matematik vs.
Ayrıca pratiğe yönelik eğitimler de verilir. Bu eğitimler
yarım senelik kurslar şeklinde yapılır.
Başarılı öğrenciler bir üst sınıflara geçerler. Başarı
düzeyi az olan öğrenciler ise, ek kurslara gönderilerek
başarı derecesinin artırımı yoluna gidilir.
Gesamtschulelerde tam gün eğitim verilir. Bu eğitim saat
08.00 ila 16.00 arasıdır.
Gesamtschule 13. sınıftan itibaren mezun olan bir öğrenci
diplomasının, not ortalamasına
göre istediği üniversiteye veya benzeri bir yüksek okula
gidebilir. Sonderschule ile ilgili bilinmesi gereken bazı
konular
Sonderschule
İlk ve orta dereceli okulların, normal eğitim kurumlarında
derslere katılamayacak öğrenciler öğrenim özürlüleri
okulunda eğitilirler.
Vatandaşların dikkat etmesi gereken hususlar:
Çocuğu Sonderschule’ye gönderilmek istenen anne ve babalar,
hakikaten çocuklarının zeka düzeyinin normal olduğuna,
öğrenim özürlü olmadıklarına inanıyorlar ise, bunu kanuni
yollarla önleyebilirler.
Bir öğrencinin Sonderschuleye gönderilmesinde takip edilen
yol kısaca şu şekildedir:
- Çocuğun sınıf öğretmeni, öğrencisinin öğrenim özürlü
olduğunu tespit etmiş ve bu okula gitmesi gerektiğine
inanıyorsa, bu konuda okul müdürünü bilgilendirir.
- Aynı anda aile de, çocuğunun öğrenim özürlü olduğu
konusunda bilgilendirilir.
- Ailenin onayı alındıktan sonra, çocuk okul doktoruna
gönderilerek bir test yaptırılır.
- Öğrenci hakkında rapor hazırlanır. (Okul doktoru
tarafından)
- Bu rapor neticesinde eğitim dairesi öğrencinin bu okula
gidip gitmemesi konusunda karar verir.
Schulamt’ın vereceği olumsuz karara nasıl itiraz edilir?
- Veli schulamt kararına bir ay içerisinde, yazılı olarak
itiraz eder.
- Eğer itiraz yeterli bulunmaz ve reddedilirse, bir sonraki
itiraz mercii valiliktir.
- Valilik de eğitim dairesi gibi düşünürse, son itiraz
mercii İdari Mahkemedir.
Özürlü öğrenciler için yeni düzenlemeler Almanya’nın NRW
Eyaletinde Eğitim Bakanlığı 1995/’96 eğitim yılından beri
geçerli olmak üzere, öğrenim özürlü çocuklar ve gençler için
yeni düzenlemeler getirdi. Bu durumdaki öğrenciler, artık
okulların imkanları ölçüsünde ve aynı programların
uygulanabilirliği dikkate alınarak, şimdiye kadar olduğu
gibi, sadece Sonderschulelerde değil, ilkokul ve orta
öğretimin birinci basamağını oluşturan Hauptschule,
Realschule, Gymnasium ve Gesamtschule gibi temel eğitim
okullarında da eğitilebilecekler. Bunun için yukarıda adı
geçen okullarda aynı çatı altında, öğrenim özürlü olan
öğrenciler için özel sınıflar ve özel gruplar oluşturularak,
burada bu öğrencilere özel eğitim programları uygulanır.
Meslek eğitimi ve Abitur Hakkında bilinmesi gereken konular
Orta Öğretimin birinci kademesi olan bitiren öğrenciler
istedikleri takdirde meslek eğitimi
yapabilirler. Bu seçimlerinde kendi kabiliyetleri büyük bir
rol oynamaktadır. Genel liselerin 11. ile 13. sınıfları
arası eğitimini tamamlayan öğrenciler Abituru almış sayılıp
üniversiteye gitmeye hak
kazanırlar.
Ayrıca Alman eğitim sistemi, çeşitli okullar vasıtasıyla
meslek eğitimi sırasında, bir üniversiteye gitme imkânını da
sağlıyor
MACARİSTAN da ise;
Macaristan geleneksel olarak “Üniversite” ve “Kolej”lerden
oluşan ikili bir yüksek öğretim sistemine sahiptir. Kolejler
sadece lisans düzeyinde bir eğitim sunarken üniversiteler
hem lisans hem de yüksek lisans ve doktora eğitim
programları sunarlar. Lisans derecesi için gerekli olan
minimum eğitim süresi 3-4 yıl iken, 6 yıllık eğitimini
mecburi olduğu tıp eğitimi dışında, yüksek lisans derecesi
için bu 4-5 yıla çıkmaktadır. Bir akademik yıl, her biri
14-15 haftalık eğitim ve seminer, akabinde de 6 haftalık
sınav süresinden oluşan 2 sömestıra bölünmüştür. Yabancı
dillerde önerilen eğitim programları içinde tıp, eczacılık,
dişçilik, sağlık bilimleri, mühendislikler, ekonomi
bilimleri, doğal bilimler, beşeri bilimler, sanat ve müzik
üzerine bölümler bulunmaktadır.
Macar yüksek öğretimin gücü birçok farklı konuda sunulan
PhD (Doktora) programlarında yatmaktadır. Macaristan
üniversitelerinde verilen Doktora dereceleri –tıpkı lisans
ve yüksek lisans dereceleri gibi– Avrupa’da kolayca
tanınmaktadır.
Macaristan’daki ilk uluslararası eğitim programı 1983’te
başlamıştır. O zamandan beri 52 farklı ülkeden 15,000’nin
üzerinde yabancı öğrenci Macaristan üniversitelerinden mezun
olmuştur. Macaristan üniversitelerinde en çok öğrenci kabul
edilen ilk 10 ülke sırasıyla şöyledir :
Almanya, İsrail, Norveç, Kıbrıs, İran, İsveç, ABD,
Nijerya, Çin, Kanada.
Kaynakça : www.turkfederasyon.com |