MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

NEDEN ALTERNATİF TEKTİR?

( Hala Anlamayanlara )

 

            Yaşadığımız Dünya iki kutupludur.  

            Birileri,  “Eee. Bunu bilmeyen mi var?” demesin hemen.

            Evet maalesef hala bunu bilmeyen, görmeyen veya kasıtlı olarak dünyayı tek kutuplu zannedip, o tek kutuba hizmet edenler var.

            Bugünkü dünyanın bir kutbunda kendilerini dünyanın efendisi zanneden, dünyanın bütün insanlarını yani diğerlerini kendilerinin kölesi olarak gören Globalistler veya Emperyalistler yer almaktadır. Bu Globalistler veya Emperyalistler kutbun diğer tarafındakileri, kendi çıkarlarının önündeki engelleyiciler, kendi çıkarlarına yarayan üretimi  sürdürmek için diğerlerinin bir kısmına ihtiyaç olduğunu; çoğunun ise lüzumsuz yaratıklar olduğunu  düşünmekteler ve o diğerlerini hiç acımadan yok etmeyi de kendilerine hak olarak görmektedirler.

            Bu Globalistler veya Emperyalistler kutbunda aslında saf bir ırk veya kavim yaşamamasına rağmen kendilerini dünyanın en üstün ırkı, kavmi veya millet olmamalarına rağmen dünyanın en üstün milleti olarak görmektedirler. Ne ortak bir dilleri, ne ortak bir tarihleri ve kültürleri, ne ortak bir vatanları olmamasına rağmen tek bir ortak ülkü etrafında birleşmişlerdir. Bu kutuptakilerin ortak ülküleri ve bunları birbirine bağlayan tek ortak yanları çıkar birlikteliği, menfaat birlikteliğidir.

            Globalistler veya Emperyalistler için millet, vatan, sınır, dil, din, bayrak, tarih, kültür, ahlak, namus gibi kavramların hiçbir önemi yoktur. Onlar için tek önemli olan kendi çıkarları ve menfaatleridir. Bütün varlıklarını da bu kendi çıkarlarını arttırmaya ve kendi menfaatlerini korumaya harcamaktadırlar.

            Kendi Menfaatlerinin önünde engel olarak gördükleri her varlığı, oluşumu, düşünceyi ve kitleleri yok etme hakkını da kendilerinin doğal mücadelesi olarak görmektedirler. Aslında 1453 yılında İstanbul’un Türkler tarafından fetih edilmesi ile doğudaki sömürü yolları tıkanan emperyalist beleşçiler yeni bir kutba doğru akmışlar ve böylelikle dünya iki kutuba ayrılmıştır. 1490 lı yıllarda Amerika kıtasının keşfedilmesi ile birlikte o kıtaya akın eden, milyonlarca yerli Kızılderiliyi yok edip topraklarına ve bütün varlıklarına el koyan; sonra kendi aralarında güç sağlamak için 16. ve 17. yüzyıl boyunca savaşan, sonunda da bir menfaat birlikteliğinde anlaşıp kanlı ellerini yıkayarak  “Yeni bir dünya düzeni” veya “Yeni bir medeniyet” söylemi ile dünyanın diğer insanlarının karşısına çıkan yaratıklar işte bu yeni kutbun baş aktörleridir.

            Oysa bu esnada dünyanın diğer kutbunda yani Globalistlerin veya Emperyalistlerin karşısındaki kutupta üç kıtayı adaletle idare eden, hakimiyetleri altındaki insanları huzur ve barış içerisinde, karnı tok, dininde ve yaşamında hür insanlar olarak yaşatan Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman bulunuyordu. Yani Türk Sultanları. Türkler. Türk Milliyetçileri.

            Dünyanın bir kutbunun baş aktörleri olan Globalistler; 1700 lü yıllarda Avrupa’yı din ve mezhep kavgaları ile; daha sonra ise milletler kavgaları ile birbirine düşürmüşler ve ikinci bin yılın sonunda kendilerince Avrupa’yı fetih etmişlerdir. 19.yüzyılın başlarında önce kendi yetiştirdikleri teorisyenleri Marks ve Hegel aracılığıyla “Ezilen Halkların Kardeşliği”, “Dünyanın Bütün İşçilerinin Enternasyonalizmi” söylemleri ile kendi menfaatlerinin önünde engel gördükleri ve ortadan kaldırılmalarını elzem gördükleri bir proleterya sınıfını Sovyet Blokunda birbiri ile mücadele ettirmişler; bu teori savaşında onlara göre lüzumsuz bir çok diğer kutbun insanı öğütülüp yok edilmiştir.

            I.Dünya Savaşı sırasında Sosyalizm veya Komünizm oyalaması ile Dünyanın bir kısım diğer kutup insanını bertaraf edip oyalarlar iken kendilerince dünyanın birinci sınıf milletleri hep birlikte çıkarlarının önünde tek engel gördükleri ve iyice köşeye sıkıştırdıkları Hasta Adam Osmanlı Türk Devletinin katline girişmişlerdir.

            Bu defada Emperyalistlerin karşısına yine Ali Süavi, Gaspıralı İsmail Bey, Yusuf Akcura, Ziya Gökalp gibi Türk Milliyetçileri çıkmıştır.Onların ateşlediği Türk Milli Kurtuluş Hareketi ve Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğindeki Türk Milleti silkinip ayağa kalkmış ve küllerin arasından, Hasta Adamın yatağından yeni bir Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuşlardır. Hepsini masanın etrafına toparlayarak Lozan Antlaşmasına imza attırmışlardır. Üstelik yeni devletin temellerini Emperyalistlerin hiç istemediği tarzda Türk Milliyetçiliği fikri üzerine inşa etmişlerdir.

Gazi’nin vefatının hemen ardından yeniden bir dünyayı paylaşım savaşı yani II.Dünya Savaşı yine o kendini Dünyanın Efendisi zanneden Milletler tarafından çıkarılarak çıkarları önünde engel gördükleri ve kaynakları tükettiğine inandıkları bir sürü diğer kutbun kendilerine göre lüzumsuz insanını yok etmişlerdir. Savaşı başlatanlar savaşı bitirmişler, hiç alakası olmadığı halde Türkiye’yi de görüşme masasına dahil etmişlerdir.

Bir yandan da kendi kurdukları Emperyalizmin diğer kolu Sovyet Emperyalizminin başındaki STALİN’e Türkiye’yi tehdit ettirerek Türkiye’yi masaya oturmaya razı etmişlerdir.Tabi Türkiye’nin kendi Milli Menfaatlerinden uzaklaştırıldığının farkına varanlar ve Emperyalistlerin karşısına dikilenler yine Hüseyin Nihal ATSIZ ile Alparslan TÜRKEŞ ve 20 kadar Türk Milliyetçisinden başkası olmamıştır.

II.Dünya Savaşı sonrasında belki Türkiye’nin toprak kaybı olmamıştır. Ama Dünyanın Efendileri kasası altın ve para dolu Türkiye’yi borçlandırmaya, kendilerine bağlamaya, kendi kendine yeter olmak yerine onların mallarını tüketir bir toplum haline getirmeye yönelik bir sürü anlaşmaya imza attırmışlardır.     

Bu anlaşmaların daha iyi uygulanması için toplumun kültür yapısını, eğitim yapısını, aydınlarını, basınını, sermayesini, üretim ve tüketim biçimini kontrol etmeye, kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirmeye başlamışlardır.

1970 li yıllara gelindiğinde; menfaatlerine uymayan bir hareket gördüklerinde ya Sovyet Emperyalizminin yayılmak ve Komünist Rejimini Türkiye’de yaymak istediğini bahane ederek ajanlarına ortalığı kan gölüne çevirtmişler; ya da sivil darbelerle kendi çıkarlarını koruyacak hükümetler kurmaya çalışmışlardır.  

Bu yıllarda da ister İngiltere, ister Amerika ister Rusya üzerinden gelsin hepsi dünyanın diğer kutubundaki Globalistler veya Emperyalistler tarafından yönetildiği ve yönlendirildiği belli olan bu işgal ve yok etme projeleri de yine karşısında Vatansever, yurtsever Türk Evlatlarını ve Türk Milliyetçilerini bulmuşlardır.

12 Eylül 1980 tarihinde silahlı kuvvetlerin içerisinden bir grubu “Cumhuriyeti ve Anayasayı koruma ve kollama” görevi adı altında iş başına getirmişlerdir. Mademki Emperyal çıkarların karşısına çıkanlar olmuştur, sağcısı, solcusu fark etmez işkenceden geçirilmeli, ibreti alem için bir kaçı da idam edilmelidir. Hatta şu Milliyetçilerin BAŞBUĞ dedikleri Alparslan TÜRKEŞ ve onun Ülküdaşları mümkünse bir daha siyaset yapmamalıdır. Bu istediklerini yerine getiren o askeri hükümete ve devamında kendi yetiştirdikleri Turgut ÖZAL ve Tansu ÇİLLER Hükümetlerine çıkarttırdıkları kanunlar hep kendi kutuplarındakilerin işini kolaylaştırmış ve onların menfaatlerini kollamıştır.

1990 lı yıllara gelindiğinde ise bir anda bir yerlerden düğmeye basılarak proleterya diktatörlüğüne son verilmiştir. Artık Sovyet Blokunun da tek kurtuluş çaresi Liberalizme boyun eğmektir. Sovyet Bloku onlar için vazifesini tamamlamıştır. Sovyet yayılmacılığı tehdidi ile oluşturdukları “Yeşil Kuşak”  projesi sayesinde Asya’da ve Orta Doğu da gerekli yerlere yerleşmişler; gerekli ülkelerde kendi emir erlerini de işbaşına seçtirmişlerdir.

Şimdi sıra kendi menfaatleri icabı ihtiyaçları olan enerji kaynaklarına yani petrole el koyma zamanıdır. Yeni bir enerji kaynağı icat edilene kadar bu enerjiyi kullanmak Dünyanın Efendilerinin hakkıdır. Bu hedefe varmalarının önünde kim engel ise bir formülü bulunup yok edilmelidir. Kendi yarattıkları Ladin ve Saddam gibi canavarlar ile diğer kutbun insanlarını oyalarlarken yine kendi çıkarlarına ulaşmak için o yarattıkları canavarı yok etmek bahanesi veya maskesi ile enerji kaynaklarına el koyma senaryoları uygulamaya koyulmalıdır.

Enerji kaynaklarını kendiliğinden Efendilerinin kullanımına sunan kukla Devletçikler veya Hükümetçikler onların sadık hizmetkarları muamelesi görmektedir. Enerji kaynaklarını onların kullanımına sunmakta direnen veya pahalıya satmaya kalkan Devletler, Hükümetler veya diğer kutbun insanları yok edilmek zorundadır.

Dünyanın her yerinde; Dünya Efendilerinin çıkarını düşünmeyen; kendi halkının, kendi milletinin çıkarlarını düşünen insanlar öyleyse Teröristtir, İslamo-Faşisttir; katledilmeleri vaciptir. Bu teröristler ve İslamo-Faşistler Dünyanın Efendilerine engel teşkil etmektedirler. Bunları yola getirecek ve Efendilerinin emrinden çıkmayacak hükümetlerin, adamların demokrasi maskesi ile kendi halkı tarafından seçtirildikleri sanılarak işbaşına getirilmeleri için her yol mübahtır.

1999 yılında Emperyalistlerin kontrolu dışında bir Milliyetçi Hareket Partisi vardır ki Türkiye’de Hükümet ortağı olmuştur. 3,5 yıl boyunca onlar ne söylese bu MHP boyuna posuna yani 127 milletvekiline bakmadan her isteklerine itiraz eder olmuştur. 2001 yılı Kasım ayında ve 2002 Şubat ayında bir gecede Türkiye’de satın aldıkları bankalar aracılığıyla onar milyar doları yurt dışına transfer edip ekonomik krizler çıkarmalarına rağmen bu MHP ve onun Lideri “önce ülkem ve milletim” demeye devam etmektedir. Bir an önce iş başından uzaklaştırılmasında hatta meclise bile sokulmamasında Emperyalist çıkarlar açısından büyük fayda vardır.  Aksi halde enerji kaynaklarına ulaşmak ve Türkiye ‘yi kendi kendine yeten üretim biçiminden uzaklaştırmak çok kolay olmayacaktır.

Fas’tan Afganistan’a kadar olan ülkelerde Genişletilmiş Ortadoğu Projesi Dünyanın Efendileri tarafından bu amaçla uygulanmaktadır. Bu ülkelerde Dünyanın Efendilerinin menfaatlerini kolaylaştıracak her yol, her yöntem geçerlidir. İşbaşına seçtirdikleri adamlar; “Medeniyetler İttifakı”, “Dinler Arası Diyalog”, “Ilımlı İslam” söylemleri ve HUNGTINGTON’un teorileri ile milleti oyalamalıdır. Bölünmek, gırtlağa kadar borçlanmak, toprakları satmak, yerli üretimi ve sanayiyi yok etmek pahasına da olsa ABD nin stratejik ortağı olmayı, AB’nin mensubu olmayı marifet saymalıdır. Asla bunun aksini düşünmemeli ve söylememelidir.

Uyan Artık Ey Türk Milleti.

Dünyanın bir kutbunda durum böyledir. Amaç budur. Hedef budur.

Şimdiden önümüzdeki günlerde kendi çıkarlarına hizmet edecek adamlarını Meclise taşımak için yeniden bir tahterevalli kurmaya; senin hür iradeni yanıltmaya ve kendi kutuplarına, kendi çıkarlarına hizmet edecek adamlarını sana seçtirmeye çalışıyorlar.

Geç Dünyanın diğer kutbundakilerin haline bak birde.

Bu kutupta kimler var sence?

Kendi ülkenden başla bakmaya öncelikle.

Türkiye’de “Medeniyetler İttifakı”, “Dinler Arası Diyalog”, “Ilımlı İslam Modeli” kim tarafından söyleniyor? Kime hizmet ediyor?

AB nin her kriterine evet diyenlerin; Kıbrıs’ı verenlerin, Ermenistan’ı; Yunan’ı şımartanların; Siyasi Efendileri ile bir kare fotoğraf çektirmek için her türlü tavizi verenlerin; topraklarını bile satanların; teröristleri bile AB istedi diye sokağa salanların; İMF ye seni gırtlağına kadar borçlandıran, aldığı borçlar ile yandaşlarını zengin edenlerin seni bu oyundan kurtaracağına inanıyor musun?

AB projesi bir medeniyet projesi mi? Yoksa seni yok etme projesi mi?

Nasıl büyük bir oyunun ve kuşatmanın içerisinde olduğunu hala anlayamadın mı?

Kim kurtaracak seni bu oyunun içinden?

Kim bindirdi seni AB trenine? Seni bu trene bindirenlerin seni bu oyundan kurtaracağına inanıyor musun?

Bölünüp yok edilmen pahasına teröristleri bile Dağdan inip düz ovada siyasete davet edenlerin seni bu oyundan kurtaracağına inanıyor musun?

Yıllardır ATATÜRK’ün ardına sığınıp da bir türlü 6 okun birinin Milliyetçilik olduğunu hatırlamayanların; bu oyunlara sessiz sedasız seyirci kalanların; henüz terörün temsilcilerini Meclise taşımanın hesabını vermemiş olanların, yeniden Meclise girerek Siyasi Efendilerine hizmet etmek adına Tahterevallinin bir yanında oturmaya razı olanların seni bu büyük oyundan kurtaracağına inanıyor musun?

 

Uyan Artık Ey Türk Milleti.

Dünyanın bir kutbunda seni yok etme hesabı yapanlar ve onların Ülkendeki uzantıları var.

Sen Dünyanın diğer kutbundasın. Sen yok olmama mücadelesi vermesi gerekensin.

Kimsin sen?

Kaç kişisin?

Yandaşların kimler?

Kiminle vereceksin yok olmama mücadeleni?

Sen Lozan’da çizilen sınırlar içerisinde yaşayan 72 milyonluk Büyük Türk Milletisin.

Senin yandaşların ancak 1919 daki Kuvva-ı Milliye Ruhunu taşıyanlardır. Senin yandaşların; yedi düvelden gelip üstüne çullanan Emperyalist sömürgecilere tokadı birlikte attığın kardeşlerindir. Senin yandaşların; senin çıkarını düşünen, her işinde yalnız seni düşünen, yalnız sana hesap verenlerdir. Senin yandaşların bu Devleti kurarken ilkelerini de ortaya koyan Türk Milliyetçileridir.   Dindar da sensin, Laik de sensin, sağcı da sensin, solcu da sensin. Vatansever de sensin, Milliyetçi de sensin.

Tek ortak paydan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK.Tek ortak çıkarın O’nun kurduğu ilkelere, bağımsızlığına ve hürriyetine sahip çıkmaktır.

“Her şey Türk için, Her şey Türk’e göre, Türk tarafından” demediğin ve kendi Milli Menfaatlerini düşünmediğin sürece bil ki Dünyanın diğer kutbuna hizmet etmektesin, kendi çıkarlarından uzaklaşmaktasın. Bil ki, yeni ve bir başka büyük oyunun oyuncağı olacaksın. Yarın çocuklarına bırakacağın bir vatanın bile kalmayacak.

Dünyanın diğer kutbuna gidip Siyasi Efendilerinden icazet almadan seni yönetmeye talip hiçbir siyasi lider var mı?

Var tabi ki.

Ne diyor 19 Kasım 2006 günü Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ?

Bizim için hiçbir siyasi hedef ve proje, Türkiye’nin birliğinden, dirliğinden ve bin yıllık kardeşliğinden daha önemli ve öncelikli değildir.”

“Türkiye ne pahasına olursa olsun Avrupa Birliği’ne üye olmaya mecbur, mahkum ve muhtaç değildir.”

“Milliyetçi Hareket, hiç kimseye diyet borcu olmadan, temiz ve vatansever çoğunluğun desteğiyle iktidara gelecektir.”

“Vaşington’a gitmeden de Ankara’da iktidar olacaktır.”

 

Şimdi anlamayan kaldı mı? Neden?

 

ALTERNATİF TEKTİR.

O DA MİLLİYETÇİ HAREKETTİR.

 

 

24.11.2006 RECEP ÇAKMAK

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı