|
Sayın Başkanım;
Bildiğiniz gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda 95 sıra
sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi hakkında
Kanun Tasarısı görüşmelerine başlanmıştır. Tasarı ile ilgili Şahsımın ve
Partimin görüşlerini sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum.
Türkiye Ar-Ge harcamaları ve Ar-Ge faaliyetleri konusunda; gerek AB
ülkelerinden, gerekse aday ülkelerden geridedir. Ülkemizde üretilen
katma değerin yükseltilmesi için de, Ar-Ge faaliyetleri mutlaka
desteklenmelidir.
Bu
durum; 2000 yılında 57’nci Hükûmet tarafından tespit edilerek, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığınca “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu”
hazırlanarak 26 Haziran 2001 tarihinde kabul edilerek yürürlülüğe
girmiştir.
Gelişmiş ülke örneklerinde olduğu gibi, sanayicimiz ile
araştırmacılarımızı birlikte çalıştırmayı özendiren bu Kanun ile
ülkemizde bugün 28 tane Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulabilmiştir.
Tasarı 2001 yılında bizim çıkardığımız 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri Kanunu’nun felsefesi olan, Ar-Ge faaliyetlerinin ancak
üniversite-sanayi işbirliğiyle gelişebileceğinin aksine düzenlemeler
içermektedir. Tasarıya göre firmalar Ar-Ge birimlerini istedikleri yere
kurabileceklerdir.
Tasarının en önemli sakıncası da Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde,
belirli sınırlar dahilinde ve yönetici şirketin gözetim ve denetiminde
yapılan Ar-Ge faaliyetlerinin, çok dağınık bir alanda ve şirketlerin
kendi bünyesinde yapılıyor olmasıdır. Bu yönüyle denetimden kaçmak
isteyen Ar-Ge faaliyetleri, Teknoloji Geliştirme Bölgelerini tercih
etmeyecek ve şu anda üniversite-sanayi işbirliğinin en iyi çalıştığı
alanlar cazibesini kaybedebilecektir.
Oysa ülkemizin Ar-Ge konusunda gelişimini öngören bu tip yasalarda
dikkat etmemiz gereken husus; Teknoloji Geliştirme Merkezlerini sekteye
uğratmadan, onları baltalamadan destek vererek, teknoloji alanında çağ
atlatmak ve büyütmek olmalıdır.
Ülkemizde kendi çabalarıyla hızlı bir gelişim gösteren yazılım
sektörümüz, tasarıda ayrı bir başlık altında ele alınıp, yeni bir teşvik
sistemi getirilmeliydi.
Tasarıda yer alan Ar-Ge indirimi; 500’den fazla Ar-Ge personeli
çalıştıran firmalara uygulanacaktır. Bu kapsama girebilecek kaç firma
olduğu da düşündürücüdür.
Ar-Ge faaliyetlerinin çoğunlukla geri dönüşü çok uzun yıllar almaktadır.
Oysa tasarı Ar-Ge personelinin SSK Primlerindeki indirimi 5 yıl ile
sınırlamaktadır.
Üniversite ve bilim kurulları olmadan Ar-Ge projelerinin teorik temeli
ve ülke yararının nasıl ölçüleceği de bu tasarıya göre tam bir
muammâdır.
Bilimi ve teknolojiyi esas alan, Ar-Ge ve inovasyona ağırlık veren,
istihdam odaklı sanayileşme politikaları uygulandığında, sanayimiz
fasonlaşmadan kurtulabilecek ve Ar-Ge’lerimiz kurumsallaşacaktır.
Her alanda; Ar-Ge faaliyetleri için, yapılabilecek en fazla teşviği ve
desteği, ülke olarak yapmalı ve bu konuda ciddi bir strateji
belirlemeliyiz diye düşünüyorum.
Bu
bağlamda; yetersiz kalan bu tasarının dışında; Ar-Ge teşviği ve
yapılandırma konusunda ülkenin ihtiyacı olan yeni çalışmaların hazırlık
aşamasında sizlerle birlikte olacağımı belirterek, çalışmalarınızda
başarılar diler, selam ve saygılarımı sunarım.
Ahmet Kenan
TANRIKULU
İzmir Milletvekili |