MHP Kadın Kolları Genel Başkanı Hediye Akdere'nin "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" Kutlama Mesajı - 08.03.2006

Sayın Başkanım;

 

Bildiğiniz gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda 95 sıra sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi hakkında Kanun Tasarısı görüşmelerine başlanmıştır. Tasarı ile ilgili Şahsımın ve Partimin görüşlerini sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum.

Türkiye Ar-Ge harcamaları ve Ar-Ge faaliyetleri konusunda; gerek AB ülkelerinden, gerekse aday ülkelerden geridedir. Ülkemizde üretilen katma değerin yükseltilmesi için de, Ar-Ge faaliyetleri mutlaka desteklenmelidir.

Bu durum; 2000 yılında 57’nci Hükûmet tarafından tespit edilerek, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu” hazırlanarak 26 Haziran 2001 tarihinde kabul edilerek yürürlülüğe girmiştir.

Gelişmiş ülke örneklerinde olduğu gibi, sanayicimiz ile araştırmacılarımızı birlikte çalıştırmayı özendiren bu Kanun ile ülkemizde bugün 28 tane Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulabilmiştir.

Tasarı 2001 yılında bizim çıkardığımız 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun felsefesi olan, Ar-Ge faaliyetlerinin ancak üniversite-sanayi işbirliğiyle gelişebileceğinin aksine düzenlemeler içermektedir. Tasarıya göre firmalar Ar-Ge birimlerini istedikleri yere kurabileceklerdir.

Tasarının en önemli sakıncası da Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde, belirli sınırlar dahilinde ve yönetici şirketin gözetim ve denetiminde yapılan Ar-Ge faaliyetlerinin, çok dağınık bir alanda ve şirketlerin kendi bünyesinde yapılıyor olmasıdır. Bu yönüyle denetimden kaçmak isteyen Ar-Ge faaliyetleri, Teknoloji Geliştirme Bölgelerini tercih etmeyecek ve şu anda üniversite-sanayi işbirliğinin en iyi çalıştığı alanlar cazibesini kaybedebilecektir.

Oysa ülkemizin Ar-Ge konusunda gelişimini öngören bu tip yasalarda dikkat etmemiz gereken husus; Teknoloji Geliştirme Merkezlerini sekteye uğratmadan, onları baltalamadan destek vererek, teknoloji alanında çağ atlatmak ve büyütmek olmalıdır.

Ülkemizde kendi çabalarıyla hızlı bir gelişim gösteren yazılım sektörümüz, tasarıda ayrı bir başlık altında ele alınıp, yeni bir teşvik sistemi getirilmeliydi.

Tasarıda yer alan Ar-Ge indirimi; 500’den fazla Ar-Ge personeli çalıştıran firmalara uygulanacaktır. Bu kapsama girebilecek kaç firma olduğu da düşündürücüdür.

Ar-Ge faaliyetlerinin çoğunlukla geri dönüşü çok uzun yıllar almaktadır. Oysa tasarı Ar-Ge personelinin SSK Primlerindeki indirimi 5 yıl ile sınırlamaktadır.

Üniversite ve bilim kurulları olmadan Ar-Ge projelerinin teorik temeli ve ülke yararının nasıl ölçüleceği de bu tasarıya göre tam bir muammâdır.

Bilimi ve teknolojiyi esas alan, Ar-Ge ve inovasyona ağırlık veren, istihdam odaklı sanayileşme politikaları uygulandığında, sanayimiz fasonlaşmadan kurtulabilecek ve Ar-Ge’lerimiz kurumsallaşacaktır.

Her alanda; Ar-Ge faaliyetleri için, yapılabilecek en fazla teşviği ve desteği, ülke olarak yapmalı ve bu konuda ciddi bir strateji belirlemeliyiz diye düşünüyorum.

Bu bağlamda; yetersiz kalan bu tasarının dışında; Ar-Ge teşviği ve yapılandırma konusunda ülkenin ihtiyacı olan yeni çalışmaların hazırlık aşamasında sizlerle birlikte olacağımı belirterek, çalışmalarınızda başarılar diler, selam ve saygılarımı sunarım.

  

Ahmet Kenan TANRIKULU

İzmir Milletvekili

                            

Milliyetçi Hareket Partisi İzmir İl Başkanlığı