|
MHP
İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Kenan TANRIKULU'nun
TBMM'de görüşülmekte
olan "Vakıflar Kanunu"
tasarısı hakkında
gönderdikleri açıklama.
Sayın Başkan;
Değerli Ülküdaşım;
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
iktidar tarafından AB’nin dayatması boyun eğerek iktidar tarafından
getirilen; Vakıflar Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti’nin 85 yılda elde
ettiği kazanımlarının özelleştirme ve demokratikleşme adı altında adeta
peşkeş çekilmek istenmektedir.
AB’nin artık gizlemeye gerek
görmediği amacı ile ülkemizde yeni azınlık yaratmaya ve var olan
azınlıkları da Lozan anlaşması ile sınırlı olan halinden daha da güçlü
hale getirmeye çalışmaktadır.
AB yetkililerinin açıkça ifade
ettikleri gibi Türkiye’de azınlıklara dayalı bir siyaset ve azınlıklara
göre parçalı bir Türkiye görmek istemektedir. Millî duruşu ve direnci
kalmayan iktidar ise, Lozan Antlaşmasını, Anayasamızı, Medeni
Kanunumuzu, Tapu Kanunumuzu ve Vakıflar Kanunumuzu yazboz tahtasına
döndürecektir.
Meclis gündeminde bulunan
Vakıflar Kanunu ile “Osmanlı döneminde kurulmuş olan mazbut ve mülhak
vakıfların statüleri devam ederken, cemaat vakıfları istisnai statüden
çıkarılarak, Medeni kanuna göre kurulan genel vakıf statüsüne
getirilecektir.
Yasayla azınlık vakıflarının yeni
mal edinmeleri sınırsız ve süresiz hale getirilecek, azınlık vakıfları
dahil, tüm vakıfların yabancı vakıflar ile ilişkileri hiçbir sınırlamaya
tabi tutulmayacak ve cemaat vakıflarına, amacı güden işletme ve
iştirakler kurma serbestisi getirecektir.
Unutulmamalıdır ki; Yunan
Parlamentosu’nda 07 Şubat 2008’de kabul edilen ve Batı Trakya’da bulunan
Türk ve Müslüman cemaat vakıflarıyla ilgili kanunu ile bugün TBMM’de
görüşülen Vakıflar Kanunu arasında dağlar kadar fark vardır.
“Yunan yasa tasarısı mal ve
gelirleri vakıf olarak tanımlamakta ve kâr amacı gütmeme şartını
aramakta iken, Türk yasa tasarısında cemaat vakıflarına da kâr amacı
güden işletme ve iştirakler kurma serbestisini getirmektedir. Yunan
Parlamentosunda kabul edilen yasanın tüm maddelerinde ‘müftü’den söz
edilirken bugünkü mevcut konumda ‘tanınmış olan müftü’ye atıfta
bulunulmakta ve atanmış müftüler kanuni bir statüye getirilmektedir.
Türk azınlığın yıllardan beri Yunan makamları nezdinde seçilmiş
müftülerin göreve getirilmesi mücadelesi sona erdirilmektedir. Yunan
makamlarının Lozan ve Atina anlaşmalarına aykırı olarak atadığı müftüler
Türk ve Müslüman azınlığa bu kanun ile kabul ettirilmektedir. Batı
Trakya’da bulunan vakıflar ve yönetimleri bölünüp, parçalanıp
yutulacaktır.
'Yasa tasarısına göre
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanlar Türkiye'de vakıf
kurabilecekler. Yabancı birinin ülkemizde kamu yararına çalışacak olan
bir vakfın kurucusu ve yöneticisi olmak istemesi gayet düşündürücüdür.
Mirasçısı kalmamış, ölüm, terk, mübadil gibi sebeplerle mülkiyeti kamuya
intikal etmiş olan vakıf taşınmazları, yeniden vakfı adına tescil
edilecek. Bu maddelerle geriye dönük hak iddialarının önü açık
bırakılmıştır.
Azınlık vakıflarının
yabancı istihbarat servislerinin, bölücü örgütlerin ya da Türkiye
aleyhine faaliyet gösteren diğer örgütlerin kontrolü altına girebileceği
ve istilacıların ülkemizi bir sömürge olarak kullanacağını gözardı
edemeyiz.
Devletimizin yakın
tarihte ve istikbalde başına dertler açacak olan bu tasarı için
Milliyetçi Hareket Partisi olarak
gerekli eleştirileri ve uyarıları yapıyoruz. Eğer tasarı, kanunlaşırsa;
vicdani ve siyasi sorumluluk iktidar ve iktidar milletvekillerinin
boynunda olacaktır.
Bu konuda Milliyetçi
Hareket Partisi olarak mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz.
Bu kanunun düzeltilebilecek
hiçbir tarafı yoktur, külliyen Meclis'in gündeminden düşürülmesi
gerekmektedir.
Bu duygu ve düşüncelerimi siz
Değerli Ülküdaşlarımla paylaşarak, konunun önemi ve ciddiyeti bakımından
her ortamda bu duruşumuzun ve haklılığımızın dile getirilmesi gerektiği
inancıyla başta şahsınız olmak üzere, tüm teşkilatımıza selam ve
saygılarımı sunarım.
Ahmet Kenan
TANRIKULU
MHP İzmir
Milletvekili |