MHP İZMİR İL
BAŞKANI MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU’NUN
BASIN
AÇIKLAMASIDIR
23 EKİM 2009
Sayın Basın Mensupları,
Değerli Dava arkadaşlarım;
Son günlerde yaşadığımız vahim gelişmeleri değerlendirmek ve
konu ile ilgili görüş ve düşüncelerimi paylaşmak üzere
huzurunuzdayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Evvela bilinmesini isterim ki, bugün karşı karşıya
bulunduğumuz hazin manzara, bizler açısından asla beklenmeyen
sürpriz bir sonuç değildir.
Yaklaşık yedi yıldır işbaşında bulunan AKP iktidarının
düşünceden eyleme dönüştürdüğü bu yıkım projesinin hemen her
adımında gerekli uyarıları yapmış ve tarihi misyonumuz icabı
bizden beklenen milli tavır ve duruşu sergilemekten geri
durmamışızdır.
Yaşanan süreçte alınan kararlar, çıkartılan ve değiştirilen
yasalar, çiğnenen kırmızı çizgiler, alıştıra alıştıra zihinlerde
meşrulaştırılan ihanet projeleri, ABD ve AB tarafından dayatılan
bölgesel senaryolar karşısında herkes suskun kalıp çıkar hesapları
yaparken, bizler; işin varacağı noktayı işaret eden siyasi
basiretten zerre sapmamışızdır.
Şimdi anlaşılan ve kabul edilen haklılığımıza bile
sevinemiyor, biz söylemiştik, böyle oldu diyemiyoruz.
Sayın Basın Mensupları,
Değerli Dava Arkadaşlarım;
Bugün karşı karşıya bulunduğumuz karanlık tablonun
sorumlularının doğru anlaşılması lazımdır. Yaşananlar anlık
gelişmeler değildir. İlmik ilmik örülen ve bir çok çevrenin
bilerek ya da bilmeyerek dahil olduğu bir süreçtir yaşadığımız.
İki satırlık açıklama ile sorumluluktan kurtulacaklarını
zannedenler yanılırlar. Siyasi yolculuklarını ideolojik
çığırtkanlığa dönüştürerek “Halklara özgürlük” diyen, sonra da
ulusalcı kesilen bazı çevreler artık özeleştiri yapmak
durumundadırlar.
Sadece cüzdanlarını, kasalarını ve banka hesaplarını
düşünerek raporlar hazırlayan, uyarıldıkları zaman da işi MHP
düşmanlığına vardıran iş dünyası temsilcileri ve medya patronları
milletten özür dilemek mecburiyetindedirler.
Gazete sayfalarını ve televizyon ekranlarını işgal ederek
demokratik açılımdan bahseden ve isimlerinin önünde koca koca
sıfatlar bulunan bilim çevreleri, yaptıklarının hangi sonuçları
doğurduğunu görerek sorumluluk almalı, yanlıştan dönmek
gerektiğini kamuoyuyla paylaşmalıdırlar.
Sayın Basın Mensupları,
Değerli Dava Arkadaşlarım;
Gidişat iyi değildir. Üniversite rektörleri iki telefon
tapesi yüzünden tutuklanıp aylarca mağdur edilirken, dağdan inen
eşkıyaya özel bir hukuk uygulanıyor izlenimi verilmesi adalet
duygusunu zedelemektedir.
Kendilerine barış elçisi statüsü veren ve adliyenin bir
kapısından girip diğer kapısından çıkan hainler, şehitlerimizin
ruhunu incitmekte ve gazilerimizin yüreğini yaralamaktadır. Şehit
aileleri ve gaziler madalyalarını iade etmek noktasına
gelmişlerdir.
Güneydoğu bölgesinde yaşayan insanlarımız PKK örgütünün ve
İmralı canisinin himayesine terk edilmiştir. Yaşanan olaylar yurt
sathına yayılma tehlikesi göstermektedir. Bin yıllık kardeşliğimiz
hedef tahtasındadır.
İçimizi kanatan tüyler ürpertici olayları “yapmayın etmeyin
yoksa başa döneriz” türünden devlet adamlığına yakışmayan sözlerle
geçiştirmeye çalışan Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan işin
ciddiyetini kavramalı ve çıktıkları sonu karanlık yolculuktan
vazgeçmelidirler.
Ayrıca Sayın Başbakan şiirler antolojisi ve deyimler sözlüğü
diye tarif edilebilecek konuşma metinlerini terk etmeli ve
gerçeklerle yüzleşmelidir. Aksi halde bütün bu yapılanları tarih,
millet ve Allah affetmeyecektir.
Tüm olumsuzluklara rağmen soğukkanlılığımızı korumalı ve
geleceğe dair umutlarımızı muhafaza etmeliyiz. Karanlık ne kadar
ürkütücü olursa olsun, aydınlık bir o kadar yakındır. Asla
sahipsiz değiliz. Bizim sevdamız Türkiye’dir.
Milletimiz emin olsun ki, herkes sussa da MHP susmayacak,
dünya dursa da Milliyetçi Hareket durmayacaktır.
|